Söylememiştin demeyin, Melih Gökçek ve ailesi bu sefer yakayı zor kurtaracağa benziyor
Seneler seneleri kovaladı; siyaset sahnesinde sürekli kapıştık Melih Gökçek’le, düşünebiliyor musunuz tam 15 yıl... Bilahare bu çekişmenin devam etmeyeceğini düşünürken daha da alevlendi.
Mehmet Akyol / EDİTÖR : HÜSEYİN KAZAN
_________________________________________________
Kimi zaman sokakta, kimi zaman mahkemede, kimi zaman da satır aralarında… Ne zaman ki bu çekişmenin sona ereceğini düşündük, o zaman daha da alevlendi.
Oğlu Osman’ın ATO Başkan adaylığından milletvekili aday adaylığına uzanan süreçte, bu ailenin siyasi hesaplarını bozmak için bir ekip olarak gece gündüz çalıştık. Özellikle baba Melih’i ön seçimde hayal kırıklığına uğratmak, bizim için bir onur meselesiydi. Ve başardık.
O günlerde Yenişafak gazetesinde köşe yazarlığı yapıyordum. Bir yazımdan dolayı Melih Gökçek, hakkımda hakaret davası açtı. Önce emniyete çağrıldım. İfade vermeden önce iddia dosyasını okumam için önüme koydular. Küçücük bir büroda, altı polis memurunun arasında ifade vermeye başladım. Polislerden biri, “Melih Bey’in bizde 220 dosyası var” diyerek bana adeta destek olmak istedi. Diğerleri ise son derece kibar ve saygılıydı.
Mahkeme günü geldiğinde ise hakim bana döndü ve şunu sordu:
“Hakkında ağır ithamlar var, ciddi şeyler yazmışsın. Ne diyorsun?”
Cevabım netti:
“Sayın hakimim, yazdıklarımın arkasındayım.”
Hakim şaşırmıştı:
“Senden başka gazetecilerin böylesine cesur davrandığı vaki midir?” dedi.
Melih Gökçek’in avukatı araya girmeye çalıştı; ama ne ben, ne de hakim onu ciddiye aldık. Ben sözlerime şöyle devam ettim:
“Sayın hakimim, elbette Melih Bey ve avanesinin korkusundan herkes konuşamaz. Ama onlar bana söyler, ben de yazarım.”
Hakim bu kez sordu: “Peki sen korkmuyor musun?”
Cevabım tarihe geçecek nitelikteydi.
“Ben bu adamla senelerce mücadele ettim. Bugüne kadar çok tehdit aldım, ama hep cesur durdum. Bu yolda hep hakkın ve haklının yanında oldum.”
Bunun üzerine hakim, “Berat kararı veriyorum” dedi.
YAKAMI BIRAKMIYOR, İLLA MEHMET AKYOL CEZA ALACAK
Mahkemede aldığı ders yetmiyormuş gibi, Melih Gökçek dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Orada da bazı çalışmalar yapıldığını tahmin ediyordum; ancak Yargıtay kararını verdi ve ben bir kez daha beraat ettim. Melih Bey’in bu ısrarı, aslında ne kadar haklı olduğumu gösteren en büyük kanıttı.
MELİH’İN İŞİ BU SEFER HİÇ KOLAY OLMAYACAK
Evet, Melih Gökçek ve ailesi – benim tahminime göre – bu sefer çıktıkları yoldan kolay dönemeyecekler. Çünkü artık sadece muhalif kalemler değil, kamu vicdanı da uyanmıştır.
Bir hukuk adamı olan Mansur Yavaş’ın o meşhur sözlerini unutmadım:

“Türkiye’nin yüz karası olan bu ailenin her şeyini ifşa edeceğim. Melih Gökçek’in oğlu 600 milyonluk villayı hangi parayla yaptırıyor? Gökçek boş gezmesinler diye oğullarından birine televizyon, diğerine futbol takımı almış. Bunları ve eşine ait S.O.S Vakfı’nı finanse etmiş. Yolsuzluk yapanlarla sonuna kadar uğraşacağız. Türkiye’de hırsız, polisi kovalıyor. Hesabının sorulacağı bir gün gelecek.”
İşte o gün geldi.
Melih Bey’in o meşhur sözüne ne demeli: “Benim üzerime kayıtlı hiç mal varlığım yok.”
Peki oğullarının ve gelininin milyonlarca liralık mal varlıkları nereden? Senelerce yağlı-ballı görevlerde bulunup da hiç mal edinmemek mi? Kim inanır buna? Utanmazlığın bu derecesi görülmemiştir.
SON SÖZ: BU SEFER PLANLARI TUTMAYACAK
Melih Gökçek, oğulları ve gelini ne kadar hesap yaparsa yapsın, bu sefer planları tutmayacak. Çünkü iktidar bile bu aileden usandı. O koridorları, o koltukları o kadar bıktırdılar ki, artık dayanacak güç kalmadı.
Allah nasip ederse, önümüzdeki yazımda Melih Gökçek’e ait hafriyat çetelerinin bir iş adamının kamyonlarını nasıl bağladığını, kamyonları bırakma karşılığında kaç lira istediklerini ve daha nice mürekkebi kurumuş ama hâlâ taze olan dosyaları sizlerin beğenisine sunacağım.
Çünkü bu ülkede hesap sorma vakti geldi. Ve ben, bu kalemi, bu satırları, bu vicdanı sonuna kadar kullanmaya devam edeceğim.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!