O çalarken sen yanında mıydın ?
Bugünkü yazıma Hazret-i Mevlana’nın iki vecizesi ile başlıyorum:
- "Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol."
- "Sözün akılsıza faydası yoktur, yağmurun kayaya faydası olmadığı gibi."
Nedenini anlatmaya gerek yok, birkaç gündür yazılarıma ağır eleştiriler geliyor.
Cahil insanların gönderileri demiyorum çünkü,o insanları biz genel kültür ile teçhiz edememişiz, onların genel kültürlerinin verimli hale gelmesini sağlayamamışız ve de diyorum ki yolumuz uzak ve çetrefilli.
Bir vatandaş benim Melih Gökçek ile ilgili yazılarımı değerlendirirken “ O çalarken sen yanında mıydın ? “ diyor.
Hele bir zavallının mesajı o kadar enteresan ki, “ Senelerdir önemli görevlerde bulundu, elbette o kadar serveti olacak “ ifadesini kullanıyor.
Kaldı ki Melih Gökçek denen mahluk “ Hiç mal varlığım yok “ açıklamasını yapınca “ Olmaması normal çünkü oğlu ve gelini vasıtası ile yurt dışına kaçırdı “ ifadesini kullandım.
NİCE İŞ ADAMLARINI MAĞDUR ETTİ, NİCELERİNİN MALINA MÜLKÜNE ÇÖKME TEŞEBBÜSÜNDE BULUNDU
Görevden alınış nedenleri üzerinde değerlendirme yaparken “ Nice iş adamlarının hayatını mahvetme gayretlerinin olduğunu, o vatanperver iş adamlarının durumu Cumhurbaşkanlığına ilettiklerini dolayısıyla da sayın Cumhurbaşkanımızın ikna olması nedeni ile görevden alındığını yazmıştım.
Tamamen doğrudur, bu Melih denen adamın küçük çeteler oluşturduğu da vakidir. Mesela Ankaralı iş adamı hazin bir durumla karşılaştığını biliyorum:
- İş adamı kendi tarlasından kedi kamyonları ile bir başka mekanına toprak taşıyor. Bu sırada yolda kamyonların önü kesiliyor, “ Biz belediyenin elemanlarıyız, kaçak işlem yapıyorsunuz, dolayısıyla şu kadar cezai işlem yapacağız “ diyorlar, şoförler durumu patronlarına bildiriyorlar, iş adamı şaşırıp kalıyor ve o belediyeden geldik diyenleri telefona istiyor, “ Bizim hafriyatla işimiz yok kendi tarlamızdan bir başka iş yerine götürüyoruz “ diyorsa da anlaşamıyorlar.
Daha sonra yazıhanesine çağırıyor orada istenilen rakamdan biraz daha indirim yapıyorlar ve iş adamı çek vermek istiyorsa da “Hayır nakit olacak “ diyorlar.
- Günlerden cumartesi bankalar kapalı, kasada o kadar nakit yok, diyorsa da ikna olmaları mümkün değil ve ister istemez iş adamı sağdan soldan parayı verip kamyonlarını kurtarıyor.
Ankara’da buna benzer nice olaylar olmuştur ki neler neler !
Hatta bu tür işlerde kullanmak için ağzı laf yapmayan, gözü özürlü, yürürken dahi faullü olduğu anlaşılan bir zavallıyı çok önemli bir göreve getirdiği de vakidir.
***
Melih Gökçek’in durumu oğlu ve gelininin savcılıkta vereceği ifadeye bağlı olacak.
Ancak nasıl olursa olsun bu adamın Cumhurbaşkanlığına gidip görevinden alınmasını sağlayan o muhterem insanlar adli makamlarca dinlenmeden şahsen ben mutmain olmam.
Bu konuda hassasiyet gösteren vatandaşların olduğunu biliyorum, ancak öyle bir isim var ki çok ciddi ifadeleri var; bu arkadaş Milli Eğitim il müdürlüğü, aynı kurumda Başmüfettişlik yapmış, son günlerde yazılarını okudukça toplumumuzu rahatlatan Sayın Cevdet Sezgin. Bu konu ile ilgili olarak nasıl bir değerlendirme yapmış buyurun hep birlikte okuyalım:
Değerli dostlarım;
Ülkemiz çok ama çok zor günler geçirmekte. Kimimiz yoksulluğun pençesinde; kimimiz bolluk içerisinde.
Ulus Baker diyor ki;
Artık yalnızca köleler var ve bu kölelik içinde birileri paranın, diğerleri ise parasızlığın kölesi durumundadır.
Atalarımız der ki "Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar"
Değerli dostlarım;
Cumhurbaşkanımız 'Tek Adam Yönetim Sistemini' överken şunu diyordu: "Verin yetkiyi görün etkiyi"
Evet bu millet yetki verdi ve etkiyi de öyle bir gördü ki sormayın gitsin.
Ben Gökçekz ailesi ile ilgili başlatılan işlemlerin hiçbir sonuç vereceğini sanmıyorum. Eğer Gökçek ailesine dokunulur ve ileri bir işlem yapılırsa 'pandoranın' kutusu açılır ve bunu da yapacak olan İ.Melih Gökçek'tir. Bunu göze alamazlar. Zaten göze alabilselerdi diğer muhalifleri yaptıkları gibi hemen 'tutuklama' işlemini başlatırlardı. Sadece 'soruşturma yapılıyor muş' gibi algı yaratıyorlar.
İ. Melih Gökçek hakkında ki iddialarla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadeye 'Davet edildi.'
Dikkat edin yakalanmadı, sabah namazında evi basılarak ve kolluk kuvvetleri koluna girerek 'teşhir' edilmedi.
İ. Melih Gökçek Savcılığa giderken meydan okurcasına ağzında sakız çiğneyerek ve gülerek gitti, iki saat 10 dakika sonra çıktığında da 'Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar ve üçüncüsünde yakalanır' ama ben 500 defa sıçradım, yakalanmadım gibi adaleti küçümseyici, kendini yüceltici laflar etti.
Şimdi merak ettiğim konu şu:
Muhalefet Belediye Başkanları sabah saat 00.500-00.6.00 da evlerinden kolluk kuvvetleriyle alınırken İ. Melih Gökçek'in suçu onlardan daha hafif miydi? Yoksa iktidarın eski Belediye Başkanı olması mı önemliydi?
Herkese eşit mesafede olması gereken adalet uygulamaları mı değişti? İ. Melih Gökçek, utanmadan, sıkılmadan milletin gözünün içine baka baka sırıtıyor ve poz veriyordu.
Adli yılın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Atatürk'ün bir sözünü söyledi. Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin ,Devlet halinde varlığı kabul olunamaz.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!