Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Anayasa Değişikliği çalışmaları

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Anayasa Değişikliği çalışmaları

Mehmet Akyol
01 Eylül 2026, 21:59
87 görüntüleme

 

Cumhurbaşkanlığı seçimi bugünkü şartlar içinde yapılırsa sayın Erdoğan riske giriyor.
Bu nedenle yeni bir formül bulma çalışmaları bir hayli zamandır devam ediyor. 
İki boyutlu bu çalışmalar kapsamında en kolay gibi
görünen formül Anayasa değişikliği yaparak Cumhurbaşkanını TBMM' de milletvekillerinin seçmesi...
Bu formül için AK Parti, MHP, DEM Parti ve hatta (yeni dost) CHP'nin milletvekili sayısı yeterli. 
Ancak bu formülün hayata geçirilme çalışmalarının başlatılması ile birlikte  kamuoyunda tahmin edilemeyecek ölçüde tepki olacağı düşünülüyor.
Bu bağlamda görüş ve düşüncelerini aldığım; TBMM'de Meclis Başkan Vekilliği , Bakanlık ve 4 dönem milletvekilliği yapmış bir duayen politikacı özet olarak şunları söyledi:
                                              

Mevcut şartlarda Cumhurbaşkanlığı seçimine gidilmesi durumunda, Sayın Erdoğan’ın ciddi bir riskle karşı karşıya kalacağı değerlendiriliyor. Bu sebeple, iktidar kanadında uzun süredir yeni bir formül arayışı sürüyor.

İki ana eksende yürütülen bu çalışmalarda, en basit görünen seçenek, Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı’nın TBMM tarafından seçilmesi. Bu formül için AK Parti, MHP, DEM Parti ve hatta yeni dönemdeki yakınlaşmayla CHP’nin milletvekili sayıları toplamı yeterli görünüyor. Ancak, bu adımın hayata geçirilmesi halinde kamuoyunda öngörülemez boyutlarda tepki oluşabileceği ifade ediliyor.

Bu çerçevede görüşlerine başvurduğum, TBMM’de Meclis Başkanvekilliği, bakanlık ve dört dönem milletvekillikleri yapmış kıdemli bir siyasetçi özetle şunları söyledi:
“Sayın Erdoğan’ın aday olamama ihtimali ciddi bir risktir. Bu nedenle önüne çıkan fırsatı değerlendirecek ve her türlü siyasi riski göze alacaktır. Üstelik milletvekillerini bu konuda çoktan ikna etmiş ve hazırlamıştır.”

Ben de TBMM’de bu konuyu birçok milletvekiliyle görüştüm. Kimileri “Henüz erken” derken, kimileri ise “Başkan ne istiyorsa o olur” ifadesini kullandı.

Bir başka görüşmemi ise, Meclis Başkanvekilliği, Grup Başkanvekilliği, dört dönem milletvekillik ve kısa süreliğine Cumhurbaşkanı vekilliği yapmış deneyimli bir siyaset uzmanıyla gerçekleştirdim. Kendisi şu değerlendirmelerde bulundu:

“Gündemdeki üç temel başlık: Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu ve yaklaşan seçimler. Anayasa meselesi yanlış bir zeminde tartışılıyor. Yeni bir anayasa değil, ancak anayasa değişikliği söz konusu olabilir. Bunun sağlıklı yolu, partilerin seçim bildirgeleriyle halktan açık bir yetki alarak süreci başlatmalarıdır.

Siyasi Partiler Kanunu, etik kurallar, siyasetin finansmanı ve parti içi demokrasi konularında önemli arayışlar var. Tüm bu sorunlara çözüm olabilecek kapsamlı bir kanun teklifi, Meclis arşivlerinde mevcuttur. Üstelik bu teklif, dönemin bütün parti genel başkanlarının imzasıyla TBMM’ye sunulmuştu.

Bu teklif, 20. Dönem’de oluşturulan Partilerarası Uyum Komisyonu (PUK) tarafından hazırlanmıştı. PUK’un onlarca teklifi, SPK hariç, oybirliğiyle yasalaşmıştır. Tıpkı 1971-72 döneminde PAK tarafından hazırlanan elli beş anayasa değişikliği metninin oybirliğiyle kabul edilmesi gibi.

PAK ve PUK süreçlerine, TPB Onursal Başkanı Hasan Korkmazcan başkanlık etmiş, TBMM’deki tüm parti grupları bu çalışmalara katılmıştı. Meclis genel kurullarında PAK ve PUK tekliflerinin sağladığı uzlaşı, siyasi tarihimizin hâlâ en kapsamlı oybirlikleri arasında yer almaktadır.

Siyasi çevrelerin asıl odaklanması gereken nokta, seçim hesaplarından çok ülkeye sunulacak güçlü ve inandırıcı bir siyasi program olmalıdır. Dünya yeni bir uluslararası sisteme evrilirken, Türkiye’nin alacağı kararlar, belirleyeceği strateji ve konumu hayati önem taşımaktadır.

İkna edici bir program ve tartışmaya, müzakereye açık kadrolarla bu süreçte sağlam ve etkin bir konuma ulaşılabilir. Milletimizin tarihsel kimliğine yakışır, düzeyli bir siyasi iklim oluşturmak için herkes durumunu yeniden gözden geçirmelidir. Tarihin çağrısına Türklüğün katkısı, insanlığın geleceğine ve evrensel değerlere yeni ufuklar açacaktır.”

Peki, diyelim ki Cumhurbaşkanlığı seçimi normal şartlarda yapılma kararı aldı ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hukuken aday olma yetkisi bulunuyor. Bu takdirde nasıl bir siyasi tablo ortaya çıkar?

Bu noktada, halk nezdinde en güçlü tercih olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş öne çıkmaktadır. Bu konuda kapsamlı bir çalışma yürüttüğümü ve elde ettiğim verilerin bu yönde olduğunu açıkça ifade edebilirim.

(Yarın devam edeceğiz, inşallah.)

                         Mehmet Akyol 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!