Sokağın sonunda bekleyen adam Mansur Yavaş

Sokağın sonunda bekleyen adam Mansur Yavaş

Üçüncü ve son bölümü, yeni gelişmeler üzerinde çalışıyoruz.

Mehmet Akyol
31 Ağustos 2026, 15:27
33 görüntüleme

 

Dün ve önceki gün sokağın sonunda bekleyen adamın neden beklediğini anlatmaya çalıştık.

 

Bugün ise daha zor bir sorunun kapısını aralayalım:

 

Mansur Yavaş yürürse ne olur?

 

Bu sorunun cevabını bugünden kesin olarak vermek elbette mümkün değil.

 

Fakat siyasetin matematiği kadar sosyolojisi de vardır.

 

Bazen bir kişinin attığı adım, yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, bütün siyasi dengeleri değiştirebilir.

 

Mansur Yavaş'ın olası bir siyasi yürüyüşü de böyle bir sonuç doğurabilir.

 

BİR ADAM YÜRÜR, DENGELER DEĞİŞİR

 

Türkiye'de siyaset çoğu zaman rakamlar üzerinden okunuyor.

 

Kaç milletvekili?

 

Kaç oy?

 

Kaç belediye?

 

Hangi ittifak?

 

Hangi parti?

 

Bunların hepsi önemli.

 

Ama siyasetin bir de görünmeyen tarafı var:

 

Toplumdaki karşılığı…

 

Bir siyasi hareketin gerçek gücü, yalnızca teşkilat sayısıyla ölçülmez.

 

Bazen milyonlarca insanın henüz sandığa yansımamış kanaati, siyasetin bütün hesaplarını altüst edebilir.

 

İşte Mansur Yavaş ismini önemli kılan noktalardan biri de budur.

 

Onun etrafında konuşulan mesele yalnızca bir adaylık meselesi değildir.

 

Bir siyasi merkez oluşup oluşmayacağı meselesidir.

 

CHP VE MAENSUR YAVAŞIN KONUMU 

 

Şimdi işin CHP tarafına bakalım.

 

Mansur Yavaş'ın siyasi geleceği konuşulurken CHP'nin bundan bağımsız hareket etmesi mümkün mü?

 

Çünkü Yavaş'ın CHP içerisinde kalması ile CHP dışında bir siyasi yol tercih etmesi arasında çok büyük fark vardır.

 

CHP açısından mesele yalnızca bir belediye başkanının partide kalıp kalmaması değildir.

 

Mesele, toplumun farklı kesimlerinden oy alabilen bir siyasi aktörün mevcut parti yapısıyla nasıl ilişkilendirileceğidir.

 

Burada CHP'nin önünde ciddi bir siyasi sınav bulunmaktadır:

 

Mansur Yavaş'ı kazanmak mı, yoksa onunla rekabet etmek mi?

 

Bu iki tercihin siyasi sonuçları birbirinden tamamen farklıdır.

Bu bağlamda net olarak ifade edeyim ki CHP Mansur Yavaş için bitmiştir, CHP’den ayrılıp da İyi Partiyi kuranlarla da birlikte olması söz konusu olamaz. 
Bu arada hemen belirteyim, CHP’nin de, Yeni Partinin kanına giren Ekrem İmamoğlu’dur. Öyle görünüyor ki sayın İmamoğlu elini Yeni Parti’nin yakasından elini çekecek gibi değil. Böyle bir cenderenin içinde sayın Mansur Yavaş’ın mevcudiyeti düşünülemez.   

 

ERDOĞAN'IN ÖNÜNDEKİ DENKLEM

 

Gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan'a...

 

Türkiye siyasetinde Erdoğan'ın siyasi reflekslerini ve seçim tecrübesini küçümsemek büyük hata olur.

 

Erdoğan, siyasetin dilini, seçmenin davranış biçimini ve rakiplerinin hamlelerini okumayı bilen deneyimli bir aktördür.

 

Dolayısıyla karşısında güçlü bir siyasi alternatif oluştuğunu gördüğünde, buna göre pozisyon alacağı açıktır.

 

Ancak burada Erdoğan açısından da önemli bir soru ortaya çıkıyor:

 

Yeni rakibin eski siyasi yöntemlerle karşılanması yeterli olacak mı?

 

Çünkü Mansur Yavaş'ın siyasi profili, klasik anlamda sert muhalefet yapan bir siyasetçi profilinden farklı.

 

Daha sakin.

 

Daha kontrollü.

 

Daha düşük perdeden konuşan.

 

Ve kendisini “kavga” üzerinden tanımlamayan bir siyasi çizgi.

 

Bu durum, Türkiye'deki siyasi rekabetin dilini de değiştirebilir. 
Bu bağlamda sayın Erdoğan’ın Mansur Yavaş’ın karşısına çıkıp da halktan oy isteyeceğini düşünmüyorum, bu nedenle millete (seçmene ) gitmeden yeniden Cumhurbaşkanı olmasının yolunu bulmak için bazı hazırlıklarını yapmış durumda. ( Bu konuyu bu yazı serisinden ayrı tutup önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşmak daha doğru olacaktır. )

 

“KİM KAZANIR?” SORUSUNDAN ÖNCE...

 

Aslında yanlış soruyu soruyoruz.

 

“Kim kazanır?” demeden önce,

 

“Seçmen ne istiyor?” diye sormamız gerekiyor.

 

Çünkü seçmenin talepleri değişiyor.

 

Bugünün seçmeni yalnızca kimlik siyasetiyle hareket etmiyor.

 

Ekonomiyi düşünüyor.

 

Adaleti düşünüyor.

 

Çocuklarının geleceğini düşünüyor.

 

Eğitimi düşünüyor.

 

Emekliliği düşünüyor.

 

Güvenliği düşünüyor.

 

Dış politikayı düşünüyor.

 

Ve bütün bunların üzerinde bir şey arıyor:

 

Normalleşme.

 

İşte siyasi geleceği belirleyecek en önemli kelimelerden biri belki de budur.

 

Normalleşme...

 

YAVAŞ'IN EN BÜYÜK AVANTAJI, EN BÜYÜK RİSKİ DE OLABİLİR

 

Mansur Yavaş'ın siyasi avantajı, geniş bir seçmen kesiminde oluşturduğu “sakin ve güven veren siyasetçi” algısı…

 

Fakat bu aynı zamanda onun en büyük sınavına dönüşebilir.

 

Çünkü ülke yönetmek yalnızca sakin ve dürüst olmüklü mümkün değildir.

 

Karar vermek gerekir.

 

Risk almak gerekir.

 

Kriz yönetmek gerekir.

 

Ekonomi konusunda somut program ortaya koymak gerekir.

 

Dış politikada yön belirlemek gerekir.

 

Devlet kurumlarını yönetmek gerekir.

 

Dolayısıyla Yavaş'ın önünde çok önemli bir eşik bulunmaktadır:

 

Belediye başkanlığından devlet yönetimine uzanan bir vizyon ortaya koymak.

 

İşte bunu başarabilirse, bugün kendisi hakkında konuşulan ihtimaller gerçek bir siyasi projeye dönüşebilir.

 

YENİ PARTİ KURMAK ÇÖZÜM MÜ?

 

Bence hayır.

 

En azından tek başına değil.

 

Çünkü Türkiye'nin siyasi problemi parti sayısının azlığı değildir.

 

Tam tersine, parti sayısı fazlasıyla yeterli.

 

Eksik olan şey başka:

 

Güven veren, toplumu ayrıştırmadan bir araya getiren, ülkenin temel meselelerine çözüm üretebilen güçlü bir siyasi irade.

Yeni bir parti kurulabilir.

Ama yeni bir güven kurulamazsa, yeni parti eski partilerin akıbetini yaşamaktan kurtulamaz.

Bu nedenle Mansur Yavaş açısından da mesele bir tabela meselesi değildir.

Mesele:

“Nasıl bir Türkiye?”

 

sorusuna vereceği cevaptır.

 

MİLLETİN ARADIĞI ADAM MI?

 

Belki de bütün yazı dizisinin en zor sorusu budur.

 

Mansur Yavaş, gerçekten milletin aradığı adam mı?

 

Bunu bugün kesin olarak söylemek mümkün olmasa da Türkiye genelinde yaptığımız araştırmaya göre Mansur Yavaş’tan başka bu profilde ikinci bir kişi yok. 

 

Anketler fikir verir.

 

Sosyolojik araştırmalar ipucu verir.

 

Siyasi yorumcular tahminde bulunur.

 

Ama son sözü yine millet söyler.

 

Fakat net olarak söylemek gerekirse;

Mansur Yavaş, bugün Türkiye'deki siyasi arayışın önemli isimlerinden biri hâline gelmiştir.

 

Bunu yok saymak da, abartmak da aynı derecede yanlış olur.

 

SOKAĞIN SONUNDAKİ ADAM NEDEN BEKLİYOR?

 

Belki de bütün mesele burada düğümleniyor.

 

Çünkü siyasette bazen yürümek kolaydır.

 

Zor olan, doğru zamanda yürümektir.

 

Bugün yürürseniz erken olabilir.

 

Yarın yürürseniz geç kalabilirsiniz.

 

Bir başka gün yürürseniz şartlar tamamen değişmiş olabilir.

 

İşte siyaset budur.

 

Zamanlama...

 

VE SON SÖZ...

 

Ben Mansur Yavaş'ın bugün bir parti arayışı içerisinde olduğunu değil, zamanı kolladığını düşünüyorum.

 

Kiminle yürüyeceğini değil, milletin hangi istikamete yürüyeceğini görmek istiyor olabilir.

 

Çünkü siyasette bazen önünüzde yol yoktur.

 

Toplum yürür ve yol oluşur.

 

Eğer Türkiye'de yeni bir siyasi “ merkez “ oluşacaksa, bunun yalnızca bir kişinin iradesiyle gerçekleşeceğini düşünmek doğru değildir.

 

O merkezi toplum oluşturur.

 

Siyasetçi ise ancak o merkezin sözcüsü ve lideri olabilir. Bu bağlamda sayın Mansur Yavaş’ın halk nezdindeki itibarı liderlik kavramını ortaya çıkarıyor.  

 

İşte bu nedenle Mansur Yavaş'ın önündeki en büyük soru:

 

“Parti kuracak mı?”değildir.

 

Asıl soru şudur:

 

Türkiye toplumunun kendisine yüklediği siyasi beklentiyi taşıyabilecek mi?

 

Eğer taşıyabilirse...

 

Sokağın sonunda bekleyen adam,bir gün sokağın içine doğru yürümeye başlayabilir.

 

O zaman yalnızca Mansur Yavaş yürümez.

 

Siyasi dengeler yürür.

 

İttifaklar yürür.

 

Partiler yürür.

 

Seçmen tercihleri yürür.

 

Ve belki de yıllardır aynı yerinde duran Türk siyaseti,

 

yeni bir istikamete doğru yürümeye başlar.

 

Şimdilik bekleyelim,

 

Çünkü bazı adamlar yürümeye başladığında,

 

sokağın tamamı değişir.

 

Sokağın sonunda bekleyen adamın hikâyesi ise henüz bitmedi, biz kamuoyu ile paylaşmaya ve araştırmalarımıza devam edeceğiz bakalım sonuç ne olacak. 

         BİTTİ 

NOT: Sayın Mansur Yavaş’ın zirveye doğru tırmanışı bazı çevreleri rahatsız etmektedir, en fazla rahatsız olan da sayın Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’dır. Sayın Erdoğan bu durumda bazı hazırlık çalışmalar yapmaktadır; bu çalışmaların temelinde Cumhurbaşkanını halkın seçmemesi olacaktır. Bu konuda önümüzdeki günlerde daha geniş kapsamlı bir değerlendirme yapacağım. 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!