Paylaşılamayan Adam Mansur Yavaş
Önceki geceden beri telefonum hiç susmuyor. Arayanlar arasında öyle isimler var ki… Hani derler ya, “ Türkiye’nin gidişatına yön veren beyinler…”, işte tam olarak onlardan bahsediyorum.
Bazı çevreler bu ifademi abartılı bulabilir ancak hakikat tam olarak bu.
Bana göre bir insanın görüşünün kıymeti, işgal ettiği makamın şatafatından değil; bilgi birikiminden, entelektüel derinliğinden ve en önemlisi de ömür katlanmış tecrübesinden gelir. Hani her zaman vurguladığım bir sözüm vardır: “Tecrübe, para ile satın alınamaz.” Kültüre, birikime ve tecrübeye verdiğim bu değer; kamuoyuna zaman zaman “zirve isimler” olarak sunduğum bu insanlara olan sarsılmaz güvenimden kaynaklanıyor.
Son günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş çevresinde şekillenen fırtınalı gelişmelerde; benimle istişare etmek ya da ufkumu genişletmek isteyen bu duayen isimlerin analizleri kelimenin tam anlamıyla ezber bozucu nitelikteydi.
Mesela içlerinden biri, Türkiye’nin liderlik haritasını önüme koyarken oldukça çarpıcı bir sıralama yaptı: Kamuoyundaki algı ve sempati parametrelerinde Mansur Yavaş’ı birinci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikinci sıraya yerleştirdi. Üçüncü sıra içinse Özgür Özel’i sıraya koydu.
Ancak asıl bomba, Erdoğan-Yavaş görüşmesinin yapıldığı günün gecesinde patladı. Saat tam 24.00’te telefonum çaldı. Arayan, ANAP döneminin en etkili isimlerden biri olan bir milletvekilliydi. Sözleri doğrudan ve netti:
“Cumhurbaşkanı işi bitirmiştir. Mansur Başkanı eline geçirmişken kesinlikle boş bırakmaz; er ya da geç Sayın Yavaş'ı AK Parti saflarında göreceğiz.”
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE BAŞBAKANLIK SENARYOSU
Siyasetin duayenlerinden DYP kökenli, TBMM ve devlet mekanizmalarında kritik görevler üstlenmiş bir isim ise geleceğe dair projeksiyonunu şöyle çizdi:
“Her şeyden önce şunu net bir şekilde görmek lazım: Bir anayasa değişikliği kapıda ve Türkiye yeniden parlamenter sisteme geçecek. Ardından erken seçim kararı alınacak. AK Parti, Mansur Yavaş’ı milletvekili adayı yapıp sandık sonrası kurulacak kabinede Başbakan olarak görevlendirecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında Mansur Yavaş gibi toplumsal karşılığı yüksek, güçlü bir figürün bulunması, hem idari mekanizmayı tahkim edecek hem de muazzam bir kamuoyu desteği yaratacaktır.
Tabii bu yeni sistemle birlikte ekonomik bir nefes borusu da açılacak; seçim öncesinde dar ve orta gelirli mağdur kesimler rahatlatılırken, üretim çarkları da hızlandırılacak. Şunu da ekleyeyim: Cumhurbaşkanı ile Mansur Bey’in o kritik görüşmesinin gün ve saatini doğrudan Sayın Erdoğan bizzat planlamıştır. Bu arada artık belirtmeliyim ki İmamoğlu'nun siyasi hayatı bitmiştir, cumhurbaşkanı adayı olsa bile halkın karşısına çıkıp da kendisini anlatacak durumu yoktur. ”
“MANSUR YAVAŞ LİDER BİR İSİMDİR; BAŞBAKANLIKLA YETİNMEMELİ!”
Gençlik yıllarından beri ömrünü siyasete ve sosyal mücadeleye adamış ve hâlen aktif siyasette ağırlığını koruyan bir başka isimse tabloya çok daha farklı bir açıdan yaklaştı:
“Siyasi zemin ne yazık ki akılcılığını kaybetti. Türkiye’nin bugün en büyük meselesi tam da bu zeminin kaybıdır. Bu süreçte adımlarını soğukkanlı ve dengeli atanlar kazanacaktır. Duygusallığı ve tepkiselliği bir kenara bırakıp ileriye doğru cesur hamleler yapma zamanıdır. Halkın Mansur Bey’den beklediği de tam olarak bu kararlılıktır.”
Bu noktada kendisine doğrudan sordum:
“Sayın Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşme kamuoyunda büyük bir fırtına kopardı. Yavaş’ın AK Parti’ye geçeceği iddiaları yüksek sesle konuşuluyor, siz ne diyorsunuz?”
Hiç tereddüt etmeden, altını çizerek cevap verdi:
“Mansur Başkan sadece başarılı bir yerel yönetici değil; liderlik kumaşına sahip, özgül ağırlığı yüksek bir devlet adamıdır. Liderlik ona çok yakışıyor ve Türkiye genelindeki halk algısı da bu yönde. Dolayısıyla acele etmemeli, vizyonuna ve taşıdığı tarihî sorumluluğa yaraşır bir karar vermelidir.”
Sonuç olarak; siyaset sahnesinde taşların nasıl dizileceğini, bu yüksek tansiyonlu sürecin nereye evrileceğini hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
Ancak gözden kaçırılmaması gereken çıplak bir gerçek var: Siyaset öyle bir şeydir ki er meydanına benzer, o meydanda peşrev çeken pek çok pehlivan çıkabilir, fakat günün sonunda o altın kemeri beline takabilecek tek bir isim vardır, o da Mansur Yavaş’tır, çünkü Mansur Yavaş'ın öyle bir özelliği var ki tarif etmek mümkün değil, aynen Türkiye genelinde milletin Mansur Yavaş'a neden bu kadar sevgi ve güven beslediği gibi !…
Mehmet Akyol

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!