İSRAİL VE EVANELERİ İSLAM ÜLKELERİNE KARŞI İTTİFAK KURDULAR

İSRAİL VE EVANELERİ İSLAM ÜLKELERİNE KARŞI İTTİFAK KURDULAR

İSRAİL'İN YAYILMACI POLİTİKALARI MUTLAKA ÖNLENMELİ, BUNUN İÇİN ÖNCELİKLİ ŞART ORTADOĞU'DA YER ALAN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN BİRLİK-BERABERLİK İÇİNDE OLMALARIDIR.

Mehmet Akyol
19 Nisan 2026, 23:46
42 görüntüleme

 

ERMENİSTAN VE AZERBAYCAN ARASINDAKİ BARIŞ SÜRECİ

Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine ilişkin şunları kaydetti:

"Bu anlaşma inşallah hayata geçer ve şu ana kadar ortaya konmuş çabaların tamamlanmasını görürüz. Biz şimdiden aslında çatışma olmayışının barışın olduğu bir anın ve getirdiği nimetlerin bölgedeki etkilerini görüyoruz. Nihai anlaşmayla beraber ülkeler arası normalleşme, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesinin bölgede hem bağlantısallık konusunda hem ekonomik, ticari, enerji güvenliği konusunda çok ciddi sonuçları getireceğini şimdiden öngörüyoruz."

Türkiye'nin bölgedeki bağlantısallığını güçlendirmesi açısından da Zengezur Koridoru'nun önemli olduğunu belirten Fidan, "Bu konuda Avrupa Birliği bağlantısallık projeleriyle yakın çalışmalarımız var. Sayın Marta Kos'la (Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi) bu konularda yakından görüşülüyor. İnşallah barış anlaşması imzalanınca göreceksiniz, hem bağlantısallık hem ekonomik kalkınma konusunda bölge ülkeleri büyük bir olumlu gelişme görecekler. Buna çok yakınız." diye konuştu.

Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki müzakerelerde ev sahipliği yapması ve arabulucu rolüne ilişkin sorusuna Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin yakından takip edildiği gibi, Rusya- Ukrayna müzakerelerinin de takip edildiğini bildirdi.

Fidan, Türkiye'nin süreçte gerektikçe rol aldığını vurgulayarak savaşın bitmesi gerektiğini ve "çok fazla maliyet ürettiğini" dile getirdi.

Savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksandığı belirten Fidan, "Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını arttırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz 3 defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde, ister liderler düzeyinde. " açıklamasını yaptı.

İki ülkenin başka başkentlerde de bir araya geldiğini anımsatan Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin ve savaşın, Ukrayna'daki barış müzakerelerine ve Gazze'deki barış planına dünya kamuoyunun ilgisinin azalmasına neden olduğunu belirtti.

Bakan Fidan, "Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki de dikkatimizi devam ettirmeliyiz ve buna kapasitemiz var." dedi.

TÜRKİYE'NİN GÜNEY KAFKASYA'DA BARIŞIN TEMİNİ İÇİN ÇABALARI

Türkiye'nin, Güney Kafkasya'daki barışın temini için çok ciddi çabası olduğunun altını çizen Fidan, bölgeye istikrar getirmek istendiğine işaret etti.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın baştan beri ortaya koyduğu dış politika vizyonunun ve yönteminin belli olduğunu belirterek "Bir bölge için ne istiyorsak, diğeri için de aynısını istiyoruz. Her yerde barışı, istikrarı, önceleyen bir duruşumuz var ki bunun üzerine kalkınmayı, refahı inşa edebilelim. Ermenistan'la Azerbaycan arasında yürüyen görüşmelerde çok önemli mesafeler kat edildi." ifadelerini kullandı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında ABD'de yapılan törene atıfta bulunan Fidan, barış anlaşmasına nihai imzanın atılması için gereken birkaç adım olduğunu vurguladı.

Fidan, şimdiye kadar yapılan çalışmalarla iki tarafın da barışı arama konusunda oldukça samimi ve ileri adımlar atma konusunda istekli olduğunun görüldüğünü belirterek aktörlerin riskleri alabildiğini söyledi.

İki ülke barışına dünya kamuoyunun da inanılmaz bir teveccühü ve desteği olduğuna dikkati çeken Fidan, Türkiye'nin her zaman Azerbaycan'ın yanında olmaya devam edeceğini ve bunun ortak kader olduğunu sözlerine ekledi.

Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan'ın yapacağı barış neticesinde bölgenin çok daha istikrarlı olacağına inandıklarının altını çizerek "Bu bütün bölge halkları için fevkalade önemli." diye konuştu.

KRİZDEKİ BÖLGELERE YÖNELİK İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ DEVAM EDİYOR

Türkiye'nin Lübnan halkıyla büyük bir dayanışma içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, Ankara'nın, bu ülkede krizde olan bölgelere yönelik insani yardım faaliyetlerine devam ettiğini açıkladı.

Bakan Fidan, şöyle konuştu:

"Maalesef Lübnan bir kez daha savaşın acımasız pençesine kurban gidiyor. Kendi içinde zaten etnik ve mezhebi, dini parçalanmışlığın içerisinde boğuşurken diğer taraftan son aylarda İsrail işgaliyle karşı karşıya kalması ve bu işgal neticesinde 1 milyondan fazla insanın evinden olması ve yetmiyormuş gibi, İsrail'in tekrar tekrar yaptığı ilanlarla, Gazze'de uyguladığı bölge uygulamalarını, işgal politikalarını burada da uygulamaya başladığını görüyoruz. Burada hem bölge kamuoyu hem dünya kamuoyu oldukça endişeli durumda. Sadece insani gerekçelerle değil, bölge istikrarını çok ciddi etkileyecek bir işgaldir bu."

Devam eden İran-ABD müzakerelerinin, Lübnan'daki durumu biraz gölgede bırakmış gibi gözüktüğünü aktaran Fidan, "İsrail, bu fırsattan istifadeyle olayı bir oldubittiye getirmeye çalışıyor. Buna müsaade edilmemesi lazım. Bunun için elimizden geleni yapacağız." dedi.

YUNANİSTAN'A İSRAİL UYARISI

Fidan, Türkiye'nin, bölge ülkeleriyle işbirliği içinde olduğunu ancak askeri işbirliği hususunda NATO ile ittifak olunduğunu belirterek Yunanistan'ın da NATO üyesi olduğunu anımsattı.

İsrail-Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) bir araya gelerek askeri ittifak kurması ve somut birlikler oluşturması durumda, "tehdit önceliğinin Türkiye ve diğer ülkeler" olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, şunları söyledi:

"Bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse biz bu ittifaklar oluşturulurken bize 'ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail Başbakanının hem Yunanistan Başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi liderinin bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu tanımlayan. Neden yapıldığını. Şimdi bu gerçekler ortadayken ben bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum."

Fidan, bu işbirliği ruhunun hiçbir zaman için rahatsız etmek istenmediğini söyleyerek "Ama o toplantıda İsrail Başbakanı'nın söylediği şeyler, ortada somut askeri yapılanmalar var, askeri işbirlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir." dedi.

Bakan Fidan, Avrupa'da, Yunanistan dışında bu türden bir askeri işbirliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan başka bir ülke olmadığını .

Bunun sadece Türkiye'nin sıkıntısı olmadığını vurgulayan Fidan, "Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar." dedi.

İSRAİL'İN YAYILMACI POLİTİKALARI MUTLAKA ÖNLENMELİ, BUNUN İÇİN ÖNCELİKLİ ŞART ORTADOĞU'DA YER ALAN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN BİRLİK-BERABERLİK İÇİNDE OLMALARIDIR.

Fidan, İsrail'in son zamanlarda bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasına atıfta bulunarak bu nedenle "Türkiye, burada gereksiz yere endişe üretiyormuş" gibi söylemlerde bulunmanın doğru olmadığına dikkati çekti.

Ortada gerçeklerin ve bölge ülkelerinin endişelerinin olduğunu kaydeden Fidan, "Türkiye, kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var." dedi.

ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin uzatılmasına ilişkin takvim olup olmadığına ve Lübnan'daki ateşkese ilişkin soru üzerine Fidan, "Ateşkesin yapılmasının en önemli nedeni müzakerelere imkan tanınmasıydı. Şu anda ateşkes ortaya konarken İran'la Amerika arasındaki perspektif farklılığı Lübnan'daki işgalin devamına ve öldürmelerin devamına sebep oldu. Bu, ateşkesin ihlali olarak görüldü İran tarafından." değerlendirmesini yaptı.

Fidan, tarafların da devreye girmesiyle Lübnan'da 10 günlük ateşkesin ilan edildiğini belirterek, "Tabii bu genel ateşkesin bir parçası olarak ortaya konması içindi ki müzakerelere imkan verilsin." dedi.

Fidan, şöyle devam etti:

"Müzakerelerin devam etmesini bütün dünya kamuoyu açıkçası istiyor. Bu konuda çok ciddi bir irade ve baskı var. Kimse savaşın tekrar başlamasını istemiyor. (Savaşın) Enerji güvenliği üzerine ortaya koyduğu olumsuz etki ortada. Fiyatlar üzerindeki baskı ortada ve şu anda bazı ülkeler deklare ediyor, bazıları etmiyor ama birçok ülkenin bütçesinde ciddi sıkıntılara, tahribatlara şimdiden 2026 bütçesi için en azından öngörülemez bir telafi edilemez sıkıntı getirmiş durumda."

Ateşkes müzakerelerinin devam etmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, "Buradan oluşan baskıyla ben tarafların tekrar ateşkes konusunda barış müzakerelerine devam etmek için ateşkesin uzatılması konusunda bir problem görmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Çok daha farklı bir nokta olmazsa taraflar birbirlerine bir şey ispat etmek için başka bir zorlayıcı tedbiri hayata geçirmeye ihtiyaç hissetmezse ben buradan bir ateşkes sürecinin tekrar uzatılıp müzakerelerin devam etmesine imkan tanınacağını düşünüyorum. Belki de inşallah daha iyimser bir senaryo olur. O zamana kadar müzakerelerin ana hattı tamamlanmış olabilir." diye konuştu.

Antalya Diplomasi Forumu'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in birlikte çektirdiği fotoğrafın dünyaya nasıl bir mesaj verildiğinin sorulması üzerine Fidan, "Bu aslında kardeşlerin dayanışmasının bir mesajı. Biliyorsunuz hem üç lider gerçekten yani kardeşten öte birbirlerini seviyorlar. Kader birlikteliği etmiş ve bunu defaatle ispat etmiş durumdalar. Ve aynı zamanda temsil ettikleri devletlerin, milletlerin de hissiyatını yansıtıyorlar." ifadelerini kullandı.

Fidan, bu ülkelerin, bölgesel sahiplenmeyle bir araya gelmeleri, sorunlarını çözme gayreti göstermeleri, profesyonel bir şekilde işlerini halletmeleri, barışın, istikrarın, birbirine saygının esas olduğu bir düzenin ortaya çıkması için yakın işbirliğine ve samimi olmalarına ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bizlerin yönetim sisteminden dolayı milletler iradeleri liderlere veriyorlar. Liderler bu iradeyi millet adına kullanıyorlar ve liderlerin bir araya gelip bu türden bir olumlu dayanışma içerisinde olmaları, kardeşlik gösterisinde bulunmaları tabii ki dünyaya örnek bir mesaj diye düşünüyorum ben." dedi.

SURİYE'NİN İRAN SAVAŞINDAKİ TUTUMU

Suriye ile ilgili soruya yanıt veren Fidan, "Suriye, dikkat ederseniz şu son krizde, birkaç ay içerisinde istikrar ve sükunet içerisinde kalan ender ülkelerden biri oldu. Hiçbir çatışmanın tarafında yer almadı, hiçbir ülkeye tehdit olmadı. Sadece kendi yaralarını sarma, halkın ihtiyacını giderme konusundaki çabalarını artırma gayreti gösterdi." değerlendirmesini yaptı.

Bakan Fidan, bunun tam da gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerek bölgedeki diğer liderlerin Suriye'den beklediği "örnek davranış" olduğunu belirterek, "Biz hem Suriye'nin hem bölgenin menfaatinin açıkçası bu stratejinin devam ettirilmesinde görüyoruz. Bu istikrara, barışa, kalkınmaya yol açan bir strateji. Onun için Sayın (Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed) Şara'nın yönetiminde ortaya konan uygulamaların hem barışa hem kalkınmaya hizmet ediyor olması bölge güvenliği açısından da fevkalade önemli." ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla uzun yıllardır ertelenen, Türkiye'nin zaman zaman dile getirdiği bağlantısallık projelerine vurgu yapan Fidan, kargo veya deniz ulaştırması, Körfez'deki enerji kaynaklarının Suriye ve Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara ulaşması ve bölge dışı ülkelerden bölgeye gelen kargonun sadece deniz üzerinden değil kara ve demir yolu taşımacılığıyla Türkiye, Suriye, Suudi Arabistan hattı üzerinde gidebilmesinin önemine işaret etti.

Fidan, bu konuda şu anda ülkeler arasında anlayış işbirliği olduğuna dikkati çekerek, "Ulaştırma bakanlarımız ve ekipleri bu konuda yoğun şekilde çalışıyorlar. Demir yolu şu anda önceliğimiz. Geçtiğimiz dönem içerisinde Suudi Arabistan Başbakanı Sayın Veliaht Prens ve Cumhurbaşkanımız bir araya geldiğinde de aynı konu gündeme getirildi." dedi.

'BÖLGE ÜLKELERİNİN ORTAYA KOYDUĞU ÖRNEK DAVRANIŞ'

Liderler bir araya geldiğinde bağlantısallığı nasıl ileri götüreceklerini, enerji güvenliğini nasıl sağlayacaklarını, ortak projeleri, altyapı, hastane, daha iyi ulaştırma ve daha fazla kalkınmayı ele aldığını kaydeden Fidan, "Kimsenin savaştan, yıkımdan, işgalden, yayılmacılıktan, terörü beslemekten söz ettiği yok. Bu, bölge ülkelerinin, bölge ülke liderlerinin gerçekten ortaya koyduğu örnek davranış." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin bu konuda fevkalade önemli bir öncü rol oynadığını vurgulayarak, "Fakat bazı aktörler maalesef bölgemizin makus talihinin değişmesini istemiyorlar. Sürekli çatışmaların, yıkımın, gözyaşının hakim olduğu bu tablodan hiç kurtulamadığı bir coğrafya olmasını arzu eden aktörler de var. Onların oyununun da farkındayız. Ama çok şükür bölge ülkeleri bir araya geldikleri zaman bu makus talihi yırtıp atıp kendi barışlarını, kalkınmalarını, refahını önceleyen projeleri hayata geçirecek iradeye ve güce sahipler." ifadelerini kullandı.

 

'BÖLGESEL VE KÜRESEL KRİZ AYRIMI KALKMAYA BAŞLIYOR'

Tüm ülkelerin bölgesel sahiplenmeyle sorunlara dair sorumluluk almalarının önemine ilişkin Fidan, "Bugün Hürmüz Boğazı'nda olan bir tıkanma (Güney) Kore'yi, Japonya'yı, Çin'i nasıl etkiliyorsa, yarın Güney Çin Denizi'nde olacak bir sıkıntı gelip tekrar bizi etkileyecek. Aslında bölgesel manada olan krizlerin küresel etki üretmesi giderek daha yaygın bir husus haline geldi. Bu da artık bir sistemin kuralı haline geldi. Dolayısıyla bölgesel ve küresel kriz ayrımı da giderek kalkmaya başlıyor." ifadelerini kullandı.

Fidan, bu kadar bağlantısallığa dayalı ekonomi ve bilgi yapısının olduğu bu dönemde artık her krizde bölgesel-küresel kriz ayrımı kalmadığını söyledi.

Bütün krizlerin birbirlerini artan şekilde etkilemeye başladığını belirten Fidan, bu etkileşimin, geçmiştekinden daha farklı bir zihniyetle ve yaklaşımla yaklaşıp daha farklı yapısal çözümler getirmek zorunda olunduğu gerçeğini ortaya çıkardığını kaydetti.

Fidan, bu nedenle orta güçler arasındaki bu fikir alışverişine ve dayanışmaya önem verdiğini sözlerine ekledi.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!