Filistin denilince Arafat gelir akla... Filistin davasının büyük kahramanı, Siyonistlerin korkulu rüyası
Aynı zamanda Nobel Barış Ödülü sahibi olan rahmet-i rahman Yaser Arafat inanılmaz bir Özal hayranı, ve Türkiye-Türk hayranıydı.
Yaser Arafat Kimdir? Hayatı ve Şüpheli Ölümünün altında yatan gerçek ve İslam Birliği'nin inkişafı konusnda bildiklerimi ve bire bir yaadıklarımı sunacağık sizler.
Yaser Arafat kimdir? Filistin mücadelesi, Oslo süreci, Nobel Barış Ödülü ve şüpheli ölümüne ilişkin bulguların ayrıntılarını okuyun.
Fetih’in kurucularından Yaser Arafat, 1969’dan 2004’e kadar Filistin Kurtuluş Örgütü’ne liderlik etti ve Oslo sürecinin ardından Nobel Barış Ödülü aldı. Ölümünden sonra yürütülen incelemeler ise zehirlenme iddiası konusunda farklı sonuçlara ulaştı.
Filistinlilerin “Ebu Ammar” adıyla tanıdığı Yaser Arafat, bağımsızlık mücadelesinin hem silahlı hem de diplomatik dönemlerinde belirleyici görevler üstlendi. Filistin Ulusal Yönetimi’nin ilk başkanı olan Arafat’ın siyasi hayatında, Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsündeki konuşması ve Oslo görüşmeleri önemli dönüm noktaları oldu.
Yaser Arafat’ın hayatı ve Fetih’in kuruluşu

Yaser Arafat
1929’da doğan Arafat’ın gençlik yılları Kahire’de geçti. Nobel’in biyografisinde doğum yeri Kahire olarak kaydedilen Arafat, kendisinin Kudüs’te doğduğunu söylüyordu. Kahire’de inşaat mühendisliği eğitimi aldı ve Filistinli öğrencilerin örgütlenmesinde görev üstlendi.
Eğitiminin ardından Kuveyt’te çalışan Arafat, 1950’lerin sonunda arkadaşlarıyla birlikte Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin, diğer adıyla Fetih’in kuruluşunda yer aldı. Hareket, Filistin’in bağımsızlığı için silahlı mücadeleyi benimsedi.
FKÖ liderliğinden BM kürsüsüne
Arafat, 4 Şubat 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) liderliğine seçildi. Farklı Filistinli hareketleri bir araya getiren örgütün başında, hayatını kaybettiği 2004’e kadar kaldı.
Ürdün ordusuyla Filistinli gruplar arasında 1970-1971’de yaşanan ve “Kara Eylül” olarak anılan çatışmaların ardından FKÖ’nün merkezi Lübnan’a taşındı.
Arafat, 13 Kasım 1974’te BM Genel Kurulu’na hitap ederken Filistin meselesine siyasi çözüm çağrısını şu sözlerle dile getirdi: “Elimde bir zeytin dalı ve bir özgürlük savaşçısının silahını taşıyorum. Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin.”
İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgal etmesi üzerine Arafat ve örgüt yönetimi Tunus’a geçti. 15 Kasım 1988’de Cezayir’de toplanan Filistin Ulusal Konseyi, bağımsız Filistin devletinin kuruluşunu ilan etti. Arafat’ın liderlik ettiği FKÖ’nün diplomatik girişimleri, sonraki yıllarda İsrail ile doğrudan görüşmelere uzandı.
Oslo süreci ve Nobel Barış Ödülü
Norveç’in başkenti Oslo’da yürütülen gizli görüşmeler, 1993’te İsrail ile FKÖ arasında anlaşmaya varılmasını sağladı. 9 Eylül 1993 tarihli mektuplaşmada FKÖ, İsrail’in barış ve güvenlik içinde var olma hakkını tanıdı; İsrail de FKÖ’yü Filistin halkının temsilcisi olarak kabul etti.
13 Eylül 1993’te Washington’da Geçici Özyönetim Düzenlemelerine İlişkin İlkeler Bildirgesi imzalandı. Beyaz Saray’daki törende Arafat ile dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin, ABD Başkanı Bill Clinton’ın önünde el sıkıştı. Metne FKÖ adına Mahmud Abbas, İsrail adına Şimon Peres imza attı.
Oslo mutabakatı, Batı Şeria ve Gazze’de beş yılı aşmayacak bir geçiş dönemi için Filistin özyönetiminin oluşturulmasını öngörüyordu. Kudüs, mülteciler, yerleşimler, güvenlik düzenlemeleri ve sınırlar gibi temel meseleler nihai statü görüşmelerine bırakıldı. Anlaşma, bağımsız Filistin devletini doğrudan kuran nihai bir barış antlaşması değildi.
Arafat, Rabin ve Peres, Orta Doğu’da barışın sağlanmasına yönelik çabaları nedeniyle 1994 Nobel Barış Ödülü’nü birlikte aldı.
Filistin yönetimi ve Ramallah kuşatması
Oslo sürecinin ardından 1994’te Gazze’ye dönen Arafat, kurulan Filistin Ulusal Yönetimi’nin başına geçti. 20 Ocak 1996’da yapılan seçimlerde yönetimin başkanı seçildi.

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve Eski Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat
Temmuz 2000’de ABD’nin arabuluculuğunda düzenlenen Camp David Zirvesi’nde kalıcı çözüm için anlaşmaya varılamadı. Aynı yıl 28 Eylül’de başlayan İkinci İntifada ile bölgedeki çatışmalar yeniden yoğunlaştı.
İsrail, 3 Aralık 2001’de Arafat’ı işgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kentindeki başkanlık yerleşkesinde kuşatma altına aldı. Mukataa olarak bilinen yerleşkenin büyük bölümü sonraki askeri operasyonlarda yıkıldı. Arafat, son yıllarını bu merkezde geçirdi.
Yaser Arafat ne zaman, nerede öldü?
Ekim 2004’te rahatsızlanan Arafat, 29 Ekim’de tedavi için Fransa’ya götürüldü. Paris yakınlarındaki Clamart’ta bulunan Percy Askeri Hastanesi’nde 11 Kasım 2004’te, 75 yaşında hayatını kaybetti. Mezarı, Ramallah’taki Mukataa yerleşkesinde bulunuyor.
Lozan Üniversite Hastanesinin (CHUV) daha sonra yayımladığı değerlendirmeye göre doğrudan ölüm nedeni, pıhtılaşma sorunlarıyla bağlantılı beyin kanamasıydı. Ancak hastalığın başlangıcındaki belirtilere yol açan neden açıklığa kavuşturulamadı. Arafat’ın ölümünün hemen ardından otopsi yapılmadı.
Şüpheli ölüm: Polonyum bulguları ve yargı süreci
Arafat’ın kişisel eşyalarında yapılan incelemelerde polonyum-210 tespit edilmesi, zehirlenme iddialarını yeniden gündeme taşıdı. 27 Kasım 2012’de Ramallah’taki mezarı açıldı; İsviçre, Fransa ve Rusya’dan uzmanların incelemesi için örnekler alındı.
İsviçreli uzmanlar, 2013’te sundukları raporda bulguların polonyum-210 zehirlenmesi ihtimalini orta düzeyde desteklediğini bildirdi. Ekibin sonraki açıklamasında ise sonuçların zehirlenmeye ilişkin kesin bir olasılık yüzdesi vermediği ve adli soruşturmayla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Fransız adli uzmanlar farklı bir sonuca ulaştı: Ölçülen radyoaktif maddelerin doğal çevresel kaynaklarla açıklanabileceğini ve polonyum zehirlenmesini doğrulayacak bulgu bulunmadığını değerlendirdi. Fransa’da yürütülen soruşturma, üçüncü bir kişinin ölümde rol oynadığını gösterecek yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle 2015’te kapatıldı.
Kapatma kararı 24 Haziran 2016’da Versailles İstinaf Mahkemesinde onandı. Arafat’ın eşi ve kızının temyiz başvuruları da 28 Haziran 2017’de Fransız Yargıtayı tarafından reddedildi. Zehirlenme iddiası, bu yargı sürecinde kanıtlanamadı.
Mehmet Akyol

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!