Esas sıkıntı da bu... Gazze'nin Tarihi Simgeleri ve Hafızası Yok Ediliyor

Esas sıkıntı da bu... Gazze'nin Tarihi Simgeleri ve Hafızası Yok Ediliyor

İsrail saldırılarının ardından Gazze'nin sokakları, camileri ve tarihi yapıları tanınmaz hale geldi. UNESCO, 164 kültürel alanda hasar tespit etti. Gazze kentinin görünümü, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail saldırılarından bu yana kökten değişti. Kent sakinlerinin sokakları ve mahalleleri tanımak için kullandığı pek çok simge tamamen ortadan kalktı ya da ağır hasar gördü. Yıkımın boyutu büyüdükçe, halkın belleğinde yer edinmiş birçok mekân, artık bulunması ve tanınması güç yerlere dönüşt

Mehmet Akyol
31 Ekim 2026, 23:57
1 görüntüleme

 Üç yıl süren savaş boyunca değişim yalnızca evler ve yerleşim bölgeleriyle sınırlı kalmadı. Gazze'ye kendine özgü kimliğini kazandıran kent manzarası da bu yıkımdan payını aldı. Bir zamanlar yayaların ve esnafın hareketlendirdiği caddeler ve meydanlar, ailelerin bir araya geldiği alanlar, nesillerin belleğini taşıyan tarihî binalar, çarşılar ve camiler ya enkaza dönüştü ya da ağır hasar gördü. Geriye, kendi sakinlerinin bile tanımakta zorlandığı bir kent kaldı.

Gazze Şeridi'nin kentsel ve kültürel mirasındaki kaybın boyutu, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) verilerinde açıkça görülüyor. Örgüt, 24 Mart 2026 itibarıyla Gazze Şeridi'nde 164 kültürel alanın zarar gördüğünü belgeledi. Bunların arasında tarihî veya sanatsal öneme sahip 128 bina, 14 dinî mekân, dokuz anıt, iki müze, sekiz arkeolojik alan ve taşınabilir kültürel varlıkların saklandığı üç depo bulunuyor.

Gazze'nin simge yapıları enkaza dönüştü

Gazze kenti, geçmişten bugüne kendisine özgü kimlik kazandıran temel simgelerinin büyük bölümünü kaybetti. Kentin ana ulaşım yollarından Ömer Muhtar Caddesi, geniş enkaz ve toz yığınlarıyla kaplandı. Yıkım, cadde üzerinde veya yakınında bulunan pek çok yapıyı da etkiledi.

Bunların arasında yerel mimari açıdan önemli bir yapı olan tarihî Gazze Belediye Binası, Nasr ve Samer sinemaları ile Eski Şehir'deki diğer tarihî mekânlar bulunuyor.

Meçhul Asker Meydanı, Gazze kentinin en bilinen simgelerinden biriydi. Kent sakinlerinin belleğinde kutlamalarla ve günlük yaşamla özdeşleşen meydan, bugün toplu olarak yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı alanlardan birine dönüştü.

Eski Şehir'de bulunan Büyük Ömeri Camisi ise Gazze'nin en dikkat çekici simgelerinden biriydi. Kentin en eski ve en büyük camisi olarak yüzyıllardır halkın belleğinde yer alan yapı, Gazze'nin tarihî görünümünün ayrılmaz bir parçasıydı.

Caminin ana binası ve Eski Şehir'in ayırt edici simgelerinden olan minaresi ağır hasar gördü.

Derec Mahallesi'ndeki Paşa Sarayı da Gazze'nin farklı dönemlere uzanan tarihinin en önemli tanıklarından biriydi. Kentin tarihine ait eserlerin ve koleksiyonların sergilendiği bir müze olarak hizmet veren saray, savaş sırasında ağır hasar aldı. Yapının büyük bölümü enkaza dönüşürken yalnızca bazı duvarları ve mimari unsurları ayakta kalabildi.

Tarihî yapıların yok edilmesi Filistin hafızasını tehdit ediyor

Filistinli yazar Hüsam Ebu'n-Nasr, Al Araby Al Jadeed'e yaptığı açıklamada, Gazze'nin Filistin'i kuran beş kentten biri olduğunu belirtti.

Ebu'n-Nasr'a göre bu tarihî konum, Gazze'nin geçmişten günümüze istilacılar ve İsrail işgali tarafından sürekli hedef alınmasının nedenlerinden biri. Çünkü Gazze, Filistin tarihinin merkezinde yer alan kentlerden biri.

Ebu'n-Nasr, savaşın ilk altı ayında Gazze'deki arkeolojik ve tarihî alanların yüzde 70 ila 80'inin yıkıldığını, toplam 325 alandan yaklaşık 206'sının hedef alındığını söyledi.

"Gazze'nin tarihsel sürekliliği, işgal açısından siyasi bir düğüm oluşturuyor" diyen Ebu'n-Nasr, bu nedenle İsrail'in kentin tarihî ve medeniyetlere uzanan geçmişini silmeye çalıştığını vurguladı.

Ebu'n-Nasr, Büyük ve Küçük Ömeri camilerinin, yaklaşık 130 tarihî evin, Sibatu'l-Alami ve Kassab geçitlerinin ve aralarında Aziz Porfirios Kilisesi'nin de bulunduğu üç büyük kilisenin yıkıldığını hatırlattı.

Ayrıca Kiliseler Konseyi binasının hedef alınması sonucunda içeride bulunan 22'den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirtti.

İsrail'in savaşın başlangıcındaki uluslararası belirsizlikten ve Arap dünyasının sessizliğinden yararlandığını savunan Ebu'n-Nasr, Memlük ve Osmanlı dönemlerinden kalma Samra Hamamı ile Paşa Sarayı gibi tarihî yapıların da hedef alınarak enkaza dönüştürüldüğünü söyledi.

Tarihî yapıların ve simgelerin hedef alınmasının, tarihi farklı biçimde yeniden yazma girişimi anlamına geldiğini belirten Ebu'n-Nasr, bu mekânların gelecek nesillerin kendi geçmişlerini öğrenmesi için gerekli somut kanıtlar olduğunu vurguladı.

Ebu'n-Nasr, "Biz ölüyoruz ama bu kanıtlar gelecek nesiller için kalacak" ifadelerini kullandı.

Uluslararası toplumu çifte standart uygulamakla eleştiren Ebu'n-Nasr, UNESCO'nun dinî ve arkeolojik alanlara uluslararası koruma sağladığını ancak "savaş boyunca yıkılan hiçbir Filistin alanını korumadığını" söyledi.

Filistinli yazara göre tarihin belgelenmesi, Filistin hafızasının unutulmaktan korunması açısından bir zorunluluk taşıyor. Böylece Yunanlılardan Romalılara, Bizanslılardan Perslere, Haçlılardan İngiliz Mandası'na kadar farklı medeniyet ve güçlerin egemenliğine rağmen Filistin tarihi canlı kalabiliyor.

Ebu'n-Nasr, Filistinlilerin topraklarına kök salmış olmasının, burada yaşamış ve hâlâ bu topraklara bağlılığını sürdüren bir halkın geride bıraktığı somut kanıtların korunmasında temel oluşturduğunu düşünüyor.

Öte yandan Gazze'nin diğer tarihî ve arkeolojik eserleri de yıkımdan kurtulamadı.

Bunların başında kentin en eski tarihî yapılarından biri olan Samra Hamamı geliyor. İsrail güçleri tarafından tamamen yıkılan Reşad eş-Şeva Kültür Merkezi'nin yanı sıra tarihî Kaysariyye Çarşısı da büyük yıkıma uğradı.

Kentin kavşaklarına kendine özgü bir görünüm kazandıran çok sayıda tarihî ev, simge yapı, heykel ve anıt da saldırılarda yok edildi.

Gazze'nin sokakları ve mahalleleri tanınmaz hâle geldi

Mühendisler Odası Gazze Şubesi Başkanı Şadi Ebu Zenade, Al Araby Al Jadeed'e yaptığı açıklamada, Gazze kentinin simgelerinin üç yıl süren savaş sonucunda köklü değişime uğradığını belirtti.

Ebu Zenade'ye göre savaş, kent yaşamının ve yapılaşmanın neredeyse bütün alanlarını etkiledi.

Gazze'nin görünümünün altyapıdan sokaklara, kenti ayırt eden kavşaklardan ana giriş noktalarına kadar değiştiğini belirten Ebu Zenade, bugün kente gelen bir ziyaretçinin eski simgeleri tanımakta güçlük çektiğini söyledi.

Özellikle Reşid ve Selahaddin caddelerinde çok sayıda kavşağın, giriş noktasının ve altyapının tahrip edildiğini aktaran Ebu Zenade, kentin silüetinin en belirgin unsurları arasında yer alan kulelerin ve yüksek binaların da yıkıldığını ifade etti.

Yıkımın Gazze kentindeki Eski Şehir'in yanı sıra Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Zehra bölgesi ve kuzeydeki tarihî ve arkeolojik alanları da kapsadığını belirten Ebu Zenade, bu durumun kentin tarihî ve kültürel görünümünü silmeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.

Gazze'nin tarihine ve medeniyet birikimine işaret eden bina ve simgelerin hedef alındığını söyleyen Ebu Zenade, amacın kenti ve Filistinlilerin topraklarıyla olan bağını yok etmek olduğunu belirtti.

Ancak İsrail işgalinin bu köklü bağı koparmayı başaramayacağını vurgulayan Ebu Zenade, Filistin halkının yeniden toparlanma ve değişen koşullara uyum sağlama konusunda yüksek bir kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.

Gazze'nin tarihî kimliğini koruma çabaları başladı

Ebu Zenade, ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana Gazze halkının, sembolik düzeyde de olsa, kentin bazı simgelerini yeniden oluşturmaya başladığını aktardı.

Tamamen yıkılmış bölgelere yeniden hayat kazandırmaya yönelik çabaların da sürdüğünü belirten Ebu Zenade, Gazze'nin eski görünümüne kavuşmasının halkın yaşadığı mekânlara yeniden hayat verebilmesiyle başlayacağını vurguladı.

Yıkımın boyutuna rağmen kurtarılabilecek kültürel mirasın ve kentin genel görünümünün korunmasına yönelik sınırlı yerel çalışmalar da başladı.

Hasar görmüş tarihî alanların sağlamlaştırılması, enkazın kaldırılması ve gelecekteki restorasyon çalışmalarına temel oluşturabilecek mimari unsurların korunması için çaba gösteriliyor.

Bütün bu çalışmalar, tarihî Gazze kentinin kültürel mirasını, tarihsel kimliğini ve hafızalardaki görünümünü korumayı amaçlıyor.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!