EĞİTİMCİ, YAZAR , ŞAİR ANKARA MECLİSİ ANADOLU BİRLİĞİ'NİN GENEL BAŞKAN BAŞYARDIMCISI BİLAL BÜTÜN
YAPTIĞI KONUŞMA VE OKUDUĞU ŞİİRLE KATILIMCILRIN ADETA NEFESLERİNİ KESTİ
Kelimelerin İzinde Bir Ömür: Hakikati Aramak
Bana sık sık sorarlar: "Hocam, neden yazıyorsunuz? Sizi bu masanın başına, bu beyaz sayfaların karşısına dikmekle tehdit eden güç nedir?" diye. Cevabım her zaman nettir: Ben yazmıyorum, aslında içimde biriken, susturamadığım o çığlık kendini sayfalara bırakıyor. Benim eserlerim; hayata, insana, aşka ve en çok da unuttuğumuz o saf hakikate dair tutulmuş birer aynadır.
Taşra, İnsan ve Hafıza
Eserlerimin satır aralarında dolaşanlar iyi bilirler; ben köklerini topraktan, taşradan, insanımızın o sessiz ama derin bilgeliğinden alan biriyim. Benim yazdığım hikayeler, plazaların ışıklı camlarında değil; Anadolu'nun bir köy odasında, bir tren garının bekleme salonunda ya da gece yarısı gaz lambasının ışığında demlenen dertlerde gizlidir.
"Yazmak, unutulmaya yüz tutmuş ruhları, zamana karşı koruma altına alma çabasıdır."
Bugüne kadar kaleme aldığım her yapıtta, modern dünyanın hızla tükettiği ve "sıradan" diyerek burun kıvırdığı insanın içindeki o devasa trajediyi ya da muazzam neşeyi yakalamaya çalıştım. Çünkü inanıyorum ki, edebiyat büyük kahramanların değil, büyük dertleri olan küçük insanların anlatısıdır.
Şiir ile Nesrin Dansı

Benim dünyamda şiir ve nesir hiçbir zaman birbirinden ayrılmadı. Romanlarımda ya da denemelerimde bir kelimenin peşine düşerken, aslında hep bir şair titizliğiyle hareket ettim. Eserlerimde dili sadece bir iletişim aracı olarak görmedim; dil benim için yaşayan, nefes alan, acı çeken ve iyileştiren bir organizmadır.
Yazdığım her kitapta okuyucuma şu sözü verdim: Sizi asla kandırmayacağım. Kelimelerimi süsleyip yapay bir dünya sunmaktansa, hayatın o bazen can yakan, bazen şifalandıran çıplak gerçeğini kalbinize dokundurmayı seçtim.
Geleceğe Bırakılan Mektuplar
Bir yazar için en büyük ödül, bir okurun kitabın kapağını kapattıktan sonra derin bir nefes alıp, "Evet, tam olarak hissettiğim ama adını koyamadığım şey buydu" demesidir. İşte o an, benim eserlerim amacına ulaşmış demektir.
Benim kitaplarım, zamana bırakılmış birer mektuptur. Bugün burada bu anı paylaşıyoruz ama yarın bu kelimeler benden bağımsız bir şekilde, hiç tanımadığım bir gencin odasında, bir kadının hüzünlü anında ya da bir babanın sessizliğinde yankılanmaya devam edecek.
• Gözyaşı: Sadece bir keder belirtisi değil, ruhun temizlenme biçimidir; eserlerimde bunu anlattım.
• Umut: En karanlık gecede bile sönmeyen o cılız mumdur; kahramanlarıma her zaman o mumu taşıttım.
• Vefa: İnsanı insan kılan en yüce değerdir; kitaplarımın harcı hep vefayla karılmıştır.
Kelimelerime ortak olduğunuz için her birinize en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
İyi ki varsınız, sevgiyle kalın.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!