Uygur Özerk Bölgesi Hükümeti'nin Tarım Nehri Havzası, sahip olduğu geniş su kaynaklarıyla bölgenin en önemli doğal zenginliklerinden biridir.
Havzanın alanı yaklaşık 1.020.000 km² (yaklaşık 1,02 milyon km²) olup, bu da yaklaşık 102 milyon hektar veya 1,02 milyar dönüm büyüklüğe karşılık gelmektedir.
Tarım Nehri'nin ana kolu yaklaşık 1.321 km, kaynaklarıyla birlikte toplam uzunluğu ise yaklaşık 2.300 km'dir. Çin Halk Cumhuriyeti Uygur Özerk Bölgesi Hükümeti sınırları içerisindeki en uzun denize ulaşmayan nehir olan Tarım Nehri, Aksu, Yarkent ve Hotan nehirlerinin birleşmesiyle oluşur; Taklamakan Çölü'nün kuzey kenarından doğuya doğru akarak tarihsel olarak Lop Nur'a ulaşmıştır. Havza; kuzeyde Tanrı Dağları (Tian Shan), güneyde Kunlun Dağları, batıda ise Pamir…
[14:50, 28.07.2026] Mehmet AKYOL: Bunları proje haline getirelim.
[14:52, 28.07.2026] ERKİN SAVOUT: Tamam abi çok güzel
[14:59, 28.07.2026] Mehmet AKYOL: Merhaba Mehmet Bey, Ankara Meclisi Anadolu Birliği Platformu'nun 31.07.2026'tarihi itibariyle 37.500 TL kira borcu bulunmaktadır bilginize.
[01:18, 29.07.2026] ERKİN SAVOUT: ABD–İsrail–İran Gerilimi Üzerine Jeostratejik Bir Değerlendirme
Uluslararası ilişkilerde hiçbir devlet mutlak ve sınırsız bir güce sahip değildir. Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük askerî gücü, İsrail ise bölgenin en gelişmiş askerî ve teknolojik güçlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak bu durum, onların istedikleri her siyasi hedefe kolayca ulaşabilecekleri anlamına gelmez.
İran yaklaşık 45 yılı aşkın bir süredir;
* Ağır ekonomik yaptırımlara maruz kalmıştır.
* Çok sayıda nükleer tesisi sabotaj saldırılarına uğramıştır.
* Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından birçok askerî ve istihbarat operasyonunun hedefi olmuştur.
* Çok sayıda üst düzey askerî komutanını ve nükleer bilim insanını kaybetmiştir.
Bütün bunlara rağmen İran, devlet yapısını korumayı başarmış ve varlığını sürdürmüştür. Bu durum, İran’ın belirli ölçüde direnç ve dayanıklılık kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.
Bunun başlıca nedenleri arasında;
Geniş nüfusa ve büyük bir coğrafyaya sahip olması,
* Yerli füze ve insansız hava aracı (İHA) üretim kapasitesini geliştirmesi,
* Devlet kurumlarının yaptırımlara rağmen çalışmaya devam etmesi,
* Bölgesel müttefikleri ve vekil güçleri aracılığıyla belirli ölçüde caydırıcılık oluşturabilmesi. sayılabilir.
Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in uzun yıllardır İran üzerinde ciddi baskılar kurduğu da bir gerçektir. Uzun süreli ekonomik yaptırımlar İran ekonomisini önemli ölçüde etkilemiş; petrol ihracatı, para birimi ve ekonomik büyümesi üzerinde ağır maliyetler oluşturmuştur. Bunun yanında çeşitli askerî ve istihbarat operasyonları da gerçekleştirilmiştir.
Bütün bunlar bize aynı anda iki önemli gerçeği göstermektedir:
* İran, ağır baskılara rağmen devlet olarak varlığını sürdürmüş ve tamamen teslim olmamıştır.
* Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail de askerî üstünlüklerine rağmen İran’ın siyasi sistemini tamamen değiştirememiş veya ülkeyi kendi istedikleri doğrultuda yönetememiştir.
Uluslararası siyasette askerî üstünlük, siyasi hedeflerin mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmez. Afganistan, Irak ve Vietnam örnekleri de güçlü orduların her zaman istedikleri siyasi sonuca ulaşamadığını göstermektedir.
Bu nedenle, “İran direnebildi” ve “ABD ile İsrail’in de güç kullanımının sınırları vardır” değerlendirmesi uluslararası ilişkiler açısından tartışılabilir ve makul bir görüştür. Bununla birlikte, bu durum tek başına herhangi bir tarafın “güçsüz” olduğu anlamına da gelmez. Aksine, modern savaşların askerî, ekonomik, siyasi ve diplomatik unsurların birlikte şekillendirdiği karmaşık süreçler olduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla yalnızca Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in jeostratejik, ekonomik, teknolojik ve askerî üstünlüklerini esas alarak; “İran kesinlikle kaybedecek”, “İran yok olacak” veya “İran devleti ortadan kalkacak” şeklinde kesin hükümler vermek, yeterli kanıta dayanmayan ve sağlıklı analiz ölçütleriyle desteklenmeyen yorumlar olacaktır.
Bugünkü gerçek ise şudur: İran hâlen bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmekte ve Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in uyguladığı baskılara karşı direnmektedir.
@Bu savaş ve çatışmalar öncelikle ilgili tarafların meselesidir. Bizler ise olayları büyük ölçüde sosyal medya, televizyon ve diğer iletişim araçlarından bize aktarılan bilgiler üzerinden değerlendirmekteyiz. Ancak bu bilgiler, çoğu zaman tarafların kendi stratejik hedefleri doğrultusunda oluşturdukları bilgi ve propaganda faaliyetlerinden etkilenebilmektedir. Bu nedenle, tek taraflı haberlerle kesin sonuçlara varmak doğru olmayabilir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, bu tür çatışmaların sonucunda petrol ve doğal gaz fiyatları yükselmekte, Orta Doğu’daki güvenlik kaygıları artmaktadır. Böyle bir ortamda İran daha yüksek fiyatlarla petrol ve doğal gaz satma imkânı bulabilirken; Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail de savunma sanayii ürünleri ile ileri teknoloji ihracatını artırabilmektedir. Buna karşılık, sıradan insanlar ise çoğu zaman bu gelişmeleri yalnızca dışarıdan izleyen taraf konumunda kalmaktadır.
Bu süreçte Uygurlar açısından en önemli görev ise taraf olmak değil; öncelikle kendi milletinin maddi ve manevi kalkınmasına odaklanmaktır. Uygur halkı, tarafsız bir yaklaşımla kendi ekonomik gücünü artırmalı, eğitim seviyesini yükseltmeli, bilim, teknoloji, üretim ve refah alanlarında ilerlemeye çalışmalıdır.
Çünkü bir millet önce kendisine ve kendi toplumuna faydalı olmalıdır. Kendi milletine katkı sağlayamayan bir toplumun, başka milletlere ve devletlere kalıcı fayda sağlaması da mümkün değildir.
Erkin Sabit Şavuot
Bilgisayar Yüksek Mühendisi
Araştırmacı – Yazar
Avrasya, Uzak Doğu, Türkistan ve Orta Doğu Stratejik Araştırmalar ve Diplomatik İlişkiler Uzmanı
* Turan Konfederasyonu Genel Başkanı
* Ankara Meclisi Anadolu Birliği Genel Başkan Yardımcısı
* Uygur Federasyonu Genel Başkanı
* Dünya Barış Elçileri Uzak Doğu Direktörü
* Uluslararası Basın Yayın Konfederasyonu Diplomasi Direktörü
* Uzak Doğu İş Adamları Yatırım ve Finans Konseyi Temsilcisi
* Turan Kızılelma Teşkilatı Genel Başkanı
* Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Stratejik Araştırmalar Başkanı
İletişim: 0535 795 11 11 – 0536 982 00 00
E-posta: erkinsabit158@gmail.com

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!