Ülkemizin bulunduğu coğrafya kan gölüne  çevrilmek isteniyor

Ülkemizin bulunduğu coğrafya kan gölüne çevrilmek isteniyor

ABD _ İsrail İşbirliği ile İslam alemini yok etmek istiyorlar

Mehmet Akyol
10 Mart 2026, 20:26
39 görüntüleme


Ne yazık ki dünyanın en büyük askeri ve ekonomik gücüne sahip ABD 'nin başında  bir deli (Trump), İsrail'in başında da kızıl bir Yahudi bulunuyor.
İsrail'in en önemli hedefi bu toprakların tek hakimi  olmak  ama ABD'nin ise kendisine rakip olmaya yaklaşan ÇİN'in büyümesine engel olmak istiyor.
ABD, doğrudan ÇİN'e savaş açmıyor ama ÇİN ekonomisinin temeli olan Petrol ithalatının yollarını keserek hedefine varmak niyetinde.
Geriye dönüp bir bakalım:
ABD ,Venezuella'ya niye operasyon yaptı ? Çünkü Venezuella önemli bir petrol ihracatçısı olup en önemli müşterisi de ÇİN'di. Venezuella'da  iktidarı devirdi, başkanını hapsetti, yerine kendisinin dediğini yapacak kukla bir yönetim kurdu ve petrol işletmelerinin tümünü ABD'li üreticilere verdi.
Venezuella'dan sonra en büyük petrol üreticisi İran'dı ve İran'ın da en büyük petrol ihraç ettiği ülke yine ÇİN Devletiydi. . İran'ı ele geçirmek istemesinin en önemli nedeni de bu petrol sevkiyatını durdurmak , İran'ın  nükleer silah yapımını engellemek ve kendisine karşı çıkmayacak yeni bir rejim oluşturarak   İsrail'i koruma kalkanına  almaktı.
ABD'in bu planının temelleri 2004 yılında atılmıştı. Adına da Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) deniyordu.
BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) Türkiye, Suriye, Irak, İran, İsrail, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Mısır ,Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Sudan gibi ülkeleri kapsamaktadır. Bu planın bir kısmı da Kafkaslara kadar uzanmaktaydı.
BOP'un temel amacı bu ülkelerdeki Ulusal Devletleri yıkarak Özellikle Ortadoğu da  küçük ve yönetilebilir Devletcikler kurarak buralara buralardaki petrol ve enerji kaynaklarını kontrol etmekti.
Özetle;
Enerji ve Jeopolitik Kontrolü sağlama;
İsrail'in Güvenliğini garanti altına alma ve İsrail'in Arzu Mevut düşüncesini hakim kılma;
Rejim Değişiklikleri ve Parçalanma ile ülkeleri küçültme;
Demokrasi ve Batı Etkisi gibi  kendilerinin de inanmadığı  demokrasi getirme aldatmacası;
Radikal İslam'la Mücadele (Ilımlı İslam) ederek daha ılımlı  İslami Devletler oluşturarak onlarla işbirliği yapabilme
hedeflerinden oluşmaktadır.
Bu proje 2004 yılında ortaya atıldı ve tıkır tıkırda işlemeye devam ediyor. 
Yukarıda isimlerini saydığım ülkelerden Fas, Tunus, Cezayir ve Libya öncelikle ele alındı ve Arap Baharı denilerek parçalandı. Daha sonra Irak'a Nükleer silah var diyerek çöküldü ve parçalandı.
Ürdün, Lübnan, Filistin, bölünde, parçalandı Gazze yerle bir edildi. Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn gibi ülkeler ticari antlaşlamalara ve ABD'den silah satın alınmaya mecbur edilerek susturuldu.
Suriye  Devleti çökertilerek  rejim değişikliğine gidildi ve düne kadar başına ödül konulmuş olan Ahmed Şara gibi bir terörist ile antlaşma yapıldı.
Bütün bunlar yapılırken sıranın İran'a geleceği ayan beyan ortadaydı, önce nükleer silah yapılıyor diye bombalama yapıldı ve sonuç alınamayınca Rejimi değiştirmek için İran'ın üst yönetimini öldürdü ve savaşı başlattıldı.
İran halkı bütün bu zorluklara ve yalnız kalmalarına karşılık vatanlarını savunmaya devam ederken İslam ülkelerinden hiç ses çıkmaması düşündürücü değil mi?
Dahası var lafa geldiğinde İslam için ölmeyi göze alabileceklerini ve şehitliği ne yüce bir makam olduğunu söyleyenlerin bir kısmı "Bu Yahudilere dokunmayın, Allah korusun onlar çok tehlikeli bir millettir" diyebilme  ikiyüzlülüğünü de ortaya kaymaktan çekinmediler.
Ülkemize gelince;
Gerçekçi olmak ve  akli selim yönünde hareket etmek gerekir ki iktidar şimdilik bu soğukkanlılığını korumaya çalışıyor ama ne kadar koruyacak bilemiyorum.
Bildiğim bir şey  var ki İran'dan sonraki hedef Türkiye'dir. Çünkü BOP'un hedefine ulaşabilmesi için Ülkenin Üniter yapısının bozulması istenmekte, bunun için de "Kürt Kartı" ortaya atılmaktadır.
Bizim Kürtlerle  bir sorunumuz yoktur, Öteden beri 'Türk-Kürt kardeştir, bunu bilmeyen kalleştir' deriz. Anayasamızda ve kanunlarımızda da hiçbir vatandaşımızın birinden diğerini farklı kılan bir cümle asla olmamıştır. Bizim sorunumuz Kürtlerle değil bölücü, yıkıcı ve ayrıştırıcı teröristlerledir. Emperyalizmin  çirkin yüzü ne yazık ki 40 yıldır bu oyunu oynamaya devam ediyor ve biz 50 Bin insanımızı teröre kurban verdik.
İktidar  son 23 yıldır bu ülkeyi yönetiyor ama nedense İlk başladığı yıllarda değil de son bir yıldır 'Terörsüz Türkiye' diyor ve bunun için çaba harcıyor ama Teröristlerin  neler isteğini verebilecek mi?
Anayasa'nın ilk üç maddesine dokunmayacak ama 4 cü maddeyi kaldırabilecek mi?
Anayasa'nın 42. Maddesini değiştirerek İlk ve Ortaokulda Kürtçe eğitimi serbest bırakabilecek mi? Anadilde eğitimi Kürtçe yapabilecek mi?
Anayasa'nın 66. maddesindeki  vatandaşlık tanımını değiştirerek "Türk " tanımını kaldırabilecek mi?
50 Bin insanımızı katleden Terörist Başı için özel bir yasa çıkararak ona bir statü kazandırabilecek mi?
Ülkenin Üniter yapısını bozacak şekilde  yerel yönetimlere özerklik verebilecek mi?
Bekleyip göreceğiz.
 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!