Yukardaki beytin ne manaya geldiğini bilmeyenin olduğunu düşünmüyorum bile. Gönül mimarlarımızdan Yunus Emre'ye ait olan bu beyitte "SÖZ" kavramı öylesine güçlü işlenmiş ki, ciltlerce kitap yazılsa bu kadar etkili ifade edilemezdi. Tanrı’nın biz insanlara verdiği en değerli kavramların başında gelen söz, tarihi de şekillendirip başlangıç-bitişine hükmetmiştir. Bazen kılıç gibi keskin, bazen ipek gibi yumuşak bazen de ipeğe sarılmış demir gürz gibi hissettirmiştir kendisini. İnsanlar onunla değer kazanmış ya da değer kaybı yaşamıştır.
Söz, her ne kadar ağızdan çıkmış gibi kabul edilirse de esasında çıkış kaynağı gönüldür/akıldır. Gönül ona zarafeti, yumuşaklığı ve de sevgiyi bir elbise gibi giydirirken; akıl, o elbisenin içine yapıcılığı, kalıcılığı ve de koruyuculuğu şırınga eder. Tanrı’nın alemlerin merkezi olarak nitelediği insan, söz ile diğer varlıklardan üstün olmuş, ona hükmedebildiği kadar kalıcı işler yapıp, fani hayatından çok uzun yaşayabilmiştir. Bu özellikleri taşıyan insan ancak" kemal" yolunda mesafe alıp topluma önder olma vasfına sahip olabilmiştir…
Sözü her terazi tartamaz, özgül ağırlığı çok yoğundur.
Sözü her dudak zapt edemez ve dahi sözü her nefes varacağı hedefe ulaştıramaz.
Sözü her kulak içinde barındırdığı manayı kavrayacak oktavda duyamaz.
Sözü çok sarf eden onu değersizleştirir.
Bu değerler silsilesinden günümüze bir projektör tutarsak, "güneş batımındaki gölgeler" gibi ne çok hayal kırıklığı yaşarız kim bilir? Devletimizi ve milletimizi şu ya da bu tarzda yönetmeye talip olan kocaman (!) insanlar; talip oldukları makamın yüceliğini göz ardı ederek birbirlerine sıradan insanların bile kesinlikle söylerken utanıp yüzlerinin kıpkırmızı olacagı hakaretleri, iftiraları, argo tabirleri hatta küfürleri öylesine rahat söylüyorlar ki, vura vura kendilerine benzettikleri "bizden"ler tarafından sanki arenada boğa güreşi seyreder gibi "oleyyyy"leniyorlar. Bu alkışlar kırmızıyı görmüş boğa gibi onların andranaline tavan yaptırıyor, coştukça coşuyorlar. Ne yazık ki bu davranış ve de sorumsuzluk duygusu "ağulu aşı bal ile yağ "etme yerine bal ile yağı aguya çeviriyor, insanımızı maalesef yaşarken öldürüyor.
Bu kendisini kaybediş yüzlerine öylesine yansıyor ki, adeta kin fışkırıyor gözlerden.
Klavyenin başına oturunca bir bayram kutlama mesajı yazacaktım güya...Uzun zaman boyunca yaşadığımız bu travmalar kalemimizden bunların dökülmesine sebep oldu.
Değerli dostlar, "KİNİ OLANIN DİNİ OLMAZ" düsturundan hareketle diyorum ki; geliniz büyüklerimizin büyüklüklerini kendilerine bırakalım, hiç değilse şimdiye kadar kırıp döktüğümüz, incittiğimiz. (hele siyasi mülahazalarla "ölü etlerini çiğnediğimiz" kimselere bir özür borcumuzun olduğunu kabul edip seslenelim. Helâllik dileyelim. Bayramların küslüğü ortadan kaldırma vesilesi olduğunu da bilerek ilk adımı biz atalım.
BU VESİLE İLE HERKESİN BAYRAMINI KUTLUYOR, HAKLARINI HELAL ETMELERİNİ(BENİM VARSA HELAL I HOŞ OLSUN) DİLİYORUM. ALLAH'A EMANETSİNİZ…
Bilâl BÜTÜN
SÖZ
"Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı Söz ola agulu aşı bal ile yağ ede bir söz."
