RAHMETLİ ÖZAL ÇOK ÖZEL BİR İNSAN, İYİ BİR DEVLET ADAMI VE İYİ BİR BİLGE KİŞİ İDİ

EVET ÖZAL VARDI BİR ZAMANLAR, BİR ÖZAL VARDI TÜRKLÜĞÜN GURURU İSLAMIN ŞUURİ İLE YAŞAMAKTAN MUTLULUK DUYAN bir Özal…

RAHMETLİ ÖZAL ÇOK ÖZEL BİR İNSAN, İYİ BİR DEVLET ADAMI VE İYİ BİR BİLGE KİŞİ İDİ

    Ölümler hepimiz içindir, ancak bazı vefatlar vardır ki unutulmaz acılara gark eder bizi… Unutamayız, unutturamazlar. Rahman-ı Rahmana kavuşan Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatı bunlardan birisidir. Cenab-ı Hakk O'nu iyilik ve bir nevi Hakk için halka hizmet için yaratmıştı sanki; zaten o,  “ Biz yaparız Allah Bilir “ felsefesindeydi.

Mehmet Akyol

16 Nisan 2026, 17:00

6 görüntüleme

Kültür Edebiyat Sanat

* Merhum Turgut Özal çağımızın vicdanıydı. 

 

    Alanındaki ilk öncelik insandı.

 

* Soylu fikirlerin, soylu inançların soylu  temsilcisiydi.

 

* Bir derviş gönlüne, bir alperen ruhuna   sahipti.

 

* O öylesine “ bir bilge” idi ki bir menendi daha bulunmazdı. 

 

- İslam kültürünün engin değerlerini, milletimizin yönetim ve tolerans geleneğini, geleceğin projeksiyonları ile buluşturan bir bilge… 

 

* Geldiği her makamı ayrıcalıklı kıldı. 

 

* Hiçbir kuruma sığmadı, hiçbir kalıba uymadı.

 

* O bazı çevrelere birkaç numara fazla gelmişti.

 

* O bir güneş ışığı gibiydi; gün ışığı sönünce  mumlar yetersiz kaldı.

 

*  İlericilik ve reformculuk gerçek anlamını onda buldu. 

 

* Fatih ruhundan, Kuvay-ı Milliye  ruhuna esen tarih cereyanı onun manevi iklimiydi.

 

* Her seferinde “ Allah'ın ipine sımsıkı sarılın “ mesajını veriyordu. 

 

* “ İki bin yılı Türk asrı olacaktır  “ ifadesi ile büyük hedeflere imza atıyordu.   

 

* Türkiye'yi Dünyanın  en itibarlı ülkesi ve bölgesinde  Lider Ülke yapıp, Avrupa'ya kafa tutmaktı. 

 

*   Cumhurbaşkanı olduğu günün haftasında Cuma namazını kılmak için Kocatepe camisine yol aldı. Cemaat çılgıncasına alkışlarken göz yaşları sel olanlar arasından “ Dindar Cumhurbaşkanı ! “ nidaları yeri göğü inletir hale gelmişti.     

- Hacca gitmeye karar vermesi ise bir başka gelişmeler yaşandı. Bazı laikçi kesim inanılmaz tepki gösteriyordu.  

    Doğru Harbiye Orduevine gidip yerleşti. Hacca buradan gidecekti. Öyle de oldu. 

   Sabahleyin kurbanlar kesildi, dualar edildi. Bu eylem bir mesaj niteliği taşıyordu. “ Müslüman Türk Milletinin Dindar Cumhurbaşkanı hacca gitmekle kalmıyor, hem de bir Orduevinden hareket ediyordu.   

 

 

  Aynen askerleri şortla selamladığı gibi.

*   Atatürk iyi bir Müslümandı, TBMM'yi dindarlarla açtı, devletçiler ondan pek hoşlanmazdı derdi. 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Laiktir, ancak ben laik değilim, zira kişi laik olmaz demişti.

 

*   Hep hürriyetten yana tavır koyar, “Asker savaşı düşünmezse ihtilal düşünür “ derdi. 

 

*   Türk toplumuna çağ atlama fikrini enjekte etmenin özgüveni içindeydi.

 

* Değişimcilerle, statükocular arasındaki  tayin edici mücadelenin “ öznesi ”siydi. 

      Öldüğü günü hiç unutamam

     Vefatının öncesinde Türk Dünyası gezisine gitmişti.  Geziden döndüğünde büyük bir seminer düzenleyecektik, planı-programı bana bırakmıştı,  hatta seminerin oturum başkanı da kendisi olacaktı. 

Nasip olmayınca olmuyor işte… 

17 Nisan 1993 tarihinde acı haberi aldığımda çalıştığım gazetenin Ulus Rüzgarlı sokaktaki bürosundan Hacettepe Hastanesine yol almıştım ki yağmur ılık ılık yağıyordu sanki gönülleri serinletircesine.

      Cenazesini İstanbul'da defnettik  bilindiği gibi. 

      Aman Allah'ım… 

Törende bando yok, korteji idare eden bir tek fert yoktu.  Ancak o kadar nizam ve intizam içerisindeki anlatılamaz... Defin işlemi yapılırken ağladım, ağladım…

     O anda İslam Birliği Toplantısı için gittiğimiz Senegal'deki durumu geldi aklıma.  Orada bütün liderler ona İslam aleminin lideri gözü ile yaklaşım gösteriyorlardı. 

    Defin işleminin yapılmasından hemen sonra durup etrafımdaki arkadaşlara fark ettirmeden içimden şöyle dedim:  “ Türk-İslam Aleminin Liderini Kaybettik Öyle mi ? “ 

*  Türkiye'nin bu günkü haline ve rahmetlinin kurduğu ANAP'a sahip çıkan bile yok. Rahmetlinin davasına sahip çıkmıyor o partinin nimetlenenleri.. 

    Ne hazin bir manzara ,ne kadar duygusuzluk !.. 

   Rahmetli Özal “ Biz Yaparız Allah Bilir “ diye boşuna dememiştir şüphesiz.

Ancak o öldükten sonra BİZ ifadesi yerini bulmaz oldu. 

Keşke demeseydi, siyaset piyasasında adam ettikleri Allah’ın birliğine inanıyorlar da, ne memleket millet davasına, ne de rahmetli Özal’ın mirasına sahip çıkmıyorlar (!)

   Koskoca Anavatan Partisine sahip çıkamadılar. Her biri bir birinden değerli bu insanların neden Özal’ın mirasına sahip çıkamadıklarının sorusuna cevap veren olmuyor… 

Peki olmayacak mı?... 

Olmazsa, bir çare bulunmazsa hepsine yazıklar olsun demek düşer bize.  

     O yüce insan, O gönül adamı biliyorum ki kabrinde huzur içinde yatıyordur; ancak biz huzur içinde değiliz, ben değilim çünkü davasına sahip çıkan yok (!)

 BİR  olamadılar, olamıyorlar, küllenemiyorlar o rahmetlinin (siyasi manada ) miras yedileri… 

Yazıklar olsun ki her biri birbirinden değerli o insanlara yazıklar olsun!... 

         Vefatının yeni bir yılında daha anıyoruz o kadar, Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun.

                                                                      MEHMET AKYOL