Melih Gökçek'in Büyükşehir Belediye Yasası için yaptığı görüşmeler ve sonuç...
( İKİNCİ BÖLÜM )
Aslında bu yapılan hiç şüphe yok ki oy kaygısı içindi , ülkenin geleceği düşünülmedi bile.. Onların tek düşüncesi vardı, aday olacakları yerel seçimde "oy" devşirmek !..
Köyün, köylünün , tarımın, hayvancılığın bitişine taalluk edecek bir düşünceleri olamazdı. Köylülerin asırlar boyu devlete yük olmadan ekip biçerek, sürüler dolusu hayvanlarını meralarda, yaylalarda, dağlarda güderek hür iradeleri ile yaşamlarını idame ettirip ettirmemeleri umurlarında değildi.
Ben TBMM'de başta İçişleri komisyonu Başkanı (Eski Konya Valisi( Tevfik Ziyaeddin Akbulut' ile sürekli görüşürken işin mahiyetini anlayan birçok vatanperver Bakan ve milletvekili bu yasaya karşı olmalarına rağmen Melih Gökçek ve kandırdıkları ( İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Adana Belediye Başkanı Aytaç Durak, Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi, Aralarına sonradan giren Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel ) sayın R.Tayyip Erdoğan'ı çoktan etmişlerdi.
KANUN ÇIKTIKTAN SONRA NELER YAPTILAR NELER ?

İlk işleri Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı’nın adından KÖY adını atıp mahalle yaptırmak oldu, tutmadı bu sefer de Kırsalmahalle yaptılar, ancak köy girişindeki mahalle tabelaları bile değiştiremeyip gülünç duruma düştüler !
* Köylülerin asırlar boyu atalarının ekip biçtikleri arazileri köylülerden sorgusuz sualsiz alıp bir bölümünü Milli Emlak’a, bir bölümünü Belediyelere verdiler onlar da parsel parsel satıp harçlık yaptılar.
* Köy tüzel kişiliğine ait bağlar-bahçeler, meralar, ormanları aldılar.
* Köylülerin asırlar öncesinde imece usulü köylülerin getirdiği sularını alıp belediyeye verdiler belediyede köylünün suyunu köylüye para ile satıyor.
* Köylerde ekip biçen, üreten kalmadı. Okul kalmadı, öğretmen-öğrenci kalmadı,
Köylüler, topraksız, sahipsiz kalınca kahredip şehre gitmek durumunda kaldılar.
Durum böyle olunca ne gibi olumsuzluklar oldu biliyor musunuz ?...
İfade ettiğimiz gibi; köyden şehre göç etmek durumunda kaldılar. Köylerinde “hür” iradeleri ile çalışıp yaşayan köylüler şehre gidip başkalarının iradesi altında kul olup yaşamaya başladılar.
Tarlalar ekilmez-biçilmez oldu; dağlarda-yaylalarda hayvanlarını güden, etinden, sütünden, tiftiğinden yararlananlar yalın bir hayat yaşayamaz oldular.
Sürü sürü davarlarını yaylıma götüren çobanlar sessiz, dağlar ıssız, çıngırak sesleri duyulmaz, çoban köpekleri havlamaz oldu.
En acı gerçek ne biliyor musunuz ?… Çiftçi toprağa küstü, toprak çiftçiye !...
Zaten köylerde kimse kalmadı, ne camide cemaat, ne okulda öğretmen ve öğrenci, ne de ses seda ! ..
EEEY DEVLETİMİZİN İDARİ MEKANİZMASINDA YER ALAN ZİRVE İSİMLERİ
Siz Melih denen mahluka kanıp her şeyi perişan ettiniz , siz berbat ettiniz bize
*- İzin verin Devletimizle Köyümüzü- köylümüzü barıştıralım;
*- İzin verin Tarım ve Hayvancılığı ayağa kaldıralım,
*- İzin verin köylerimizi Hürriyetine kavuşturalım;
*- İzin verin Dağlarımızı, Yaylalarımızı, Ormanlarımızı koruyalım,
*- İzin verin Toprak ile Çiftçiyi barıştıralım.
*- İzin verin tarımda ithalatı azaltmak için projelerimizi sunalım.
* İzin verin hem tarımı, hem de hayvancılıkla ilgili projelerimizi sizlerle paylaşıp kirli ellerin pislediği temizleyelim. Köylerimizi şenlendirelim ve köylülerimizi şehirden alıp köylerine götürüp köylerimizi şenlendirelim, bet bereketi ve hürriyeti ilmik ilmik dokuyup Anadolu’yu ihya edelim.
Gelin devlet-millet el ele verelim de şu Melih Gökçek’in kirlediği bu uygulamayı ortadan kaldıralım ve tabii öncelikle de şu “ Felaket yasası olarak bilinen Büyükşehir Belediye Yasası’nı ortadan kaldırıp halkımızın hür iradesi ile çalışıp üreteceği, bir şehirden göç projesi kapsamında yeniden;
• Köy demenin Hürriyet demek olduğunun bilinci ile yeni bir düzen kuralım.
Mehmet Akyol

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!