İZMİR KONUŞMASI

Hüseyin Kazan 

Ankara Meclisi Anadolu Birliği İlmi Araştırmalar Kurulu Başkanı 

0532 335 25 80                                         huseyinkazan@gmail.com

 

 

 

 

Saygıdeğer Hâzirûn, 

Bugün burada yalnızca bir  toplantı yapmıyoruz; biz, bir sesi  yükseltiyor, bir sözü çoğaltıyor,  bir bilinci diriltiyoruz... Çünkü bu ülke, sadece fiziki sınırlarla çizilmiş bir kara parçası değil; emeğin, iradenin ve ortak vicdanın yoğurduğu bir  medeniyet toprağıdır… Ve bu  toprak, Anadolu’dur; adı da ana’dan, özü emekten, ruhu adaletten doğmuştur.

Kadın… Hayatın kenarında  değil, tam merkezindedir.  Kadın; alın teriyle toprağa bereket,  sözüyle kültüre estetik, emeğiyle  toplumuza umut taşıyan ilk  öğretmendir. Bir toplumun  kadını onurluysa, o toplum  özgürdür. Kadını güçlü olan  millet, geleceğini sağlam  temellerle kurar. Çünkü kadın  sadece doğurmaz; üretir,  büyütür, dönüştürür. 

Bugün, emeği merkeze  almadan kalkınmadan söz  edemeyiz. Anadolu kadını, sabanla toprağı işlerken aslında  bir ülkenin geleceğini işliyordu.  Her yoğrulan hamur, birliğin; her  biçilen kumaş, onurun  nişanesiydi. İşte bu nedenle  kadını güçlendirmek, sadece bir  cinsiyeti değil; bir toplumu ayağa  kaldırmaktır. 

Gençlik… Geleceğin bekçileri değil; bugünün yürüyen vicdanıdır. Gençlik, bilgiyi kuşanmalı; vicdanı pusula yapmalı; üretimde, yönetimde, ahlakta söz sahibi olmalıdır. Çünkü bir ülke, gençlerinin  emeği kadar kalkınır, gençlerinin  düşüncesi kadar ilerler,  gençlerinin karakteri kadar dik durur. 

Bu ülkenin gençleri cesareti, adaleti, zarafeti atalarından miras aldı. Ama bu miras, Hakk’ımızın ve halkımızın büyük bir çoğunluğunun tasvip etmediği; bizim inanç kavramımıza, gelenek ve göreneklerimize aykırı yönlere savrularak değil; üretimle, bilimle, dayanışmayla geleceğe taşınmalıdır. Bu miras, boş tartışmaların, kutuplaştırıcı söylemlerin, anlamı tüketen yüzeysel akımların değil; emeğin, sorumluluğun, fikrin ve değer üretmenin omuzlarında büyümelidir. Gençlerimizin geçmişten aldığı bu köklü güç, ancak alın teriyle, akılla, adalet duygusuyla ve ortak iyilik için çabayla yarına aktarılırsa gerçek bir değere dönüşecektir. Çünkü miras, sadece korunarak değil; geliştirerek, yenileyerek, hakikate ve toplumsal faydaya sadık kalarak yaşatılır.

Bugün gençliğin  asli görevi; öfkeyle değil, bilgiyle  konuşmak; korkuyla değil,  cesaretle üretmek; karanlıkla  değil, adaletle yürümektir. 

Ve Anadolu… Sadece bir  coğrafya değil; bir bilinçtir. Her  dağı, bir vicdan tepesidir; her  nehri, paylaşım çağrısıdır; her  köyü, bir emek mahsulüdür. Anadolu’nun kaynakları sadece yeraltında değil; insanların yüzündeki mahcubiyet, tarladaki  bereket ve sokaktaki selamda  gizlidir. 

Unutmayalım: Anadolu,  sadece zengin doğal  kaynaklarıyla değil; o kaynakları  hakkaniyetle işleyebilen adaletli  bir sistemle değer kazanır. 

Biz  toprağın zenginliğini, insanın  emeğiyle taçlandırdığımızda  gerçek kalkınma başlar. 

Madenleri adaletle çıkarıp,  tarımı emekle büyütüp, suyu  israf değil; hayat için  akıttığımızda, Anadolu’nun  vicdanı konuşur. 

Bu vesileyle toplantımıza  katkı sunan ve bu bilinç inşasına  önderlik eden Ankara Meclisi Anadolu Birliği’nin ve özellikle yüreğiyle, emeğiyle, sözüyle bu  süreci sahiplenen ve gece-gündüz çalışıp bu muhteşem atmosferi hayata geçiren Ankara Meclisi Anadolu Birliği Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı ve Dünya Genç Girişimciler Yatırım ve Kalkındırma Derneği Başkanı sayın İlker Kara ve arkadaşlarını tebrik ediyoruz, teşkilatımızı gönülden tebrik ediyoruz. 

Biz bu toplantıyı yalnızca bir araya gelmek için değil, birlikte inşa etmek için yapıyoruz. 

Temelimiz emek… Çimentomuz adalet... Çatımız vicdan Ve bu mimarî, yarınların istikrarıdır. 

Peki, çözüm nedir? 

  • Kadını güçlendireceğiz;  çünkü kadın güçlenirse toplum 
  • direnç kazanır. 
  • Gençliği donatacağız; çünkü  genç donanırsa ülke büyür. 
  • Anadolu bilincini diri tutacağız; çünkü bu bilinç kaybolursa millet eksilir. 
  • Doğal kaynakları adaletle işleyeceğiz; çünkü kalkınma sadece zenginlikle değil, adaletle olur. 
  • Üretimi merkez alacağız; çünkü üretmeyen toplum, bağımlı kalır. 
  • Eğitimi, liyakati ve dayanışmayı esas alacağız; çünkü yarın ancak bu temellerle kurulabilir. 

Bir ülke ancak üç sütunla yükselir; ahlak, adalet ve emek. Ve biz, bugün burada bu üç değeri yeniden ayağa kaldırma irademizi ilan ediyoruz. 

Sözün özü şudur: Kadın bu medeniyetin mayasıdır. Gençlik bu ülkenin enerjisidir. Anadolu ise bu mayanın yoğrulduğu, bu  enerjinin büyüdüğü büyük ruhtur. Ve bu ruh yaşadıkça, bizim hikâyemiz yarım kalmaz. Bu topraklarda umut eksilmez. Bu millet, ortak geleceğine yürümekten asla vazgeçmez. Herkesi bu bilinçle; birlikte düşünmeye, birlikte üretmeye, birlikte iyileştirmeye davet ediyoruz. Çünkü yarın, bugünkü kararlarımızın eseridir. 

Hepinizi saygıyla, umutla ve ortak sorumluluk duygusuyla selamlıyorum.