Halkın yönetimde söz sahibi olmasını ve çoğulcu katılımcılık

Değerli dostlarım;
AKP iktidara geldiğinden beri bütün söylemlerinde Muhafazakar Demokrat olduğunu ifade etmektedir.
Muhafazakarlık, değerlere bağlılık, gelenekleri sürdürme ve muhafaza etme; toplumsal düzenin ani ve köklü değişimler yerine tarihsel ve kültürel birikimle, yavaş ve kontrollü dönüşmesini savunan sağ siyasi görüşü ifade eder.
Demokratlık ise; Halkın yönetimde söz sahibi olmasını ve çoğulcu katılımcılığı ifade eder.
Ancak;
AKP yönetimine baktığımızda şu andaki uygulamaları ile ne muhafazakarlık, ne de demokratlıktan eser kalmamış. Özellikle de 'tek adam yönetiminden sonra da giderek   artarak devam etmiştir.
Geçmişe bir bakalım;
AKP 2019 yerel seçimlerinde çok istemesine, hatta en son Başbakanlık yapmış Binali Yıldırım'ı aday göstermese, hatta 17 Bakanla birlikte İstanbul'a çıkarma yapmasına rağmen  İstanbul'u  13 Bin oyla kaybetti. Bunu kabul etmeyen yönetim İstanbul için YSK nezdinde girişimlerde bulundu ve aynı zarf içerisindeki dört oydan üçünü geçerli İBB Başkanlık seçim pusulalarını geçersiz sayarak seçimi yeniletti ama bu defada 800 Bin oy farkla İstanbul'u kaybetti.
'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır' diyen AKP Genel Başkanı 2024 seçimlerinde bir milyon beş yüz bin farkla yine kaybetti.
İstanbul'u mutlaka kazanmak isteyen iktidar  sandıkta kazanamadığını İstanbul'u  ne olursa olsun  kazanmaya çalışmaktan geri kalmadı. 
2025 Yılından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bazı İlçe Belediyelerine yolsuzluk ve rüşvet gibi iddialarla soruşturma başlayınca; Belediye Başkanları tutuklanan İlçelerde ise  Belediye Meclisi Üyelerini ya transfer ederek, ya da gözaltına alarak ele geçirmenin hesaplarını fiilen yürütmeye başladılar.. Bunun adına da 'millet iradesi 'dediler. Nitekim Bursa Belediyesini ele geçirince 'millet iradesi tecelli etti' gibi söylemlerde bulundular. Oysa ki herkes ne olduğunu biliyordu.
Millet iradesi tecelli mi etmişti?
Son olarak Ümraniye Belediyesinde yapılan Belediye Başkan Vekilliği için yapılan  ve muhalefetin kazandığı seçimi iptal ettirmenin yollarını  denemekten vazgeçmediler. Üç Belediye Meclisi üyesi tutuklanıyor, dört tanesi ise AKP ye geçirerek belediyeyi almanın hesaplarını yapıyor ve bunu da Muhafazakarlık- demokratlık kimliği olan bir parti yapıyordu.
Muhafazakarlık değerlere bağlılık, Demokratiklik ise  millet iradesine saygı göstermektir. Bu işler olurken AKP'nin söylemi olan Muhafazakar Demokratlık nerede  kaldı acaba ?
Sayın Cumhurbaşkanı 2013 yılında "Partilerinden ayrılan Milletvekilleri ve Belediye Başkanları için " Partisinden ayrılan Milletvekilleri Milletvekilliğinden de istifa etmeli" demişti. Bence son derece doğru bir tanımlamaydı ama özde değil sadece sözde kaldı. 
Bakıyorum da 2024 Yerel seçimlerden sonra partilerinden istifa ederek AKP'ye 79 Belediye Başkanı ve 14 Milletvekili katılınca insan düşünmeden edemiyor.
Muhafazakar Demokratlık  ne olursa olsun kazanmak mı demektir?
Milletin iradesi nerede kaldı, Hak-hukuk ne oldu?
SENECA diyor ki: Aza sahip olan değil, daha çoğunu isteyen fakirdir.
Çok Belediye Başkanı ve Milletvekili transfer etmekle  kazanmıyorsunuz,  sadece sayısal üstünlük kuruyorsunuz.
Bizim oralarda derler ki 'Tavuğun cücüğünü güzün sayarlar'. Bakalım seçim olunca neyi kazanıp neyi kazanmadığınızı hep birlikte göreceğiz.