HAKK YOLCULUĞUNDA YARIM KALAN SEFERİMİ TAMAMLAMAK İÇİN YENİ BİR YOLCULUĞA ÇIKARKEN...
Her insanın bir yaşam tarzı vardır, kimi inançlı ve imanlı, bazıları kendi halinde, bazıları da uç fikirlerin kurbanı. Benimki bir başka hal...
Çocukluk ve gençlik yıllarımda revan olduğum yolculuğumu tamamlayamadığım serüvenin özlemi sinemde bıraktığı iz bir türlü hafızamdan çıkmadı.
Ha bu gün, ha yarın derken neredeyse yaşım kemale eriyordu ki ruhumu törpüleyen bir duygu galip geldi !..
Ömrüm boyunca çalmadığım kapı, dost olmak ve birlikte çalışma azmimle verdiğim mücadele sonunda ulaşamadığım zirve isim kalmadı.
Bu süreç zarfında daima saygı ve sevgi gördüm, itibarım sürekli arttı.
İstediğim ve arzuladığım her şey umduğumun üzerinde oldu.
Zaten maddeden hiçbir beklentim olmamıştı Mevla da ne muhanete muhtaç etti, ne de fazlasını verdi.
Zora düştüğüm, aç açık kaldığım günler çok oldu ama hep şükredip sabrettim.
Bitmez tükenmez zannedecek kadar büyük öneme haiz mağduriyetime rağmen Hakk'ın rızasını almak için halka hizmet etme, onların dualarını alma gayretim devam etti, hatta biraz da esprisel bir ifade ile , " Ben yapacak değilim, yapacak olan Allah’ın yardımı ile devlet kademeleri; tamam ben size yardımcı olurum ancak bir ricam var, bana dua edeceksiniz !.."
Hemen kabul ederlerdi, ancak bu arada bir şatım var derdim: " Duayı sabah namazında, yani seher vaktinde, bir de Cuma namazı öncesi veya sonunda... " şartını koyardım, maksat sabah namazı ve Cuma namazının önemini hatırlatmaktı…

Evet, beni yıllardır rahatsız eden çimdeki ilham her gün biraz daha sıkıştırıyordu.
Okuyordum, dua ediyordum bir türlü rahatlayamıyordum.
Her akşam yatmadan önce Kur’an-ı Kerim’i elime alıp 2 sayfa okuyarak huzur bulmaya çalışmayı ve bu ilerleyişle hatım yapmayı adet haline getirmiştim.
Böylesine bir tevekkülle merhaleye ulaşmak kolay olmuyor, içimdeki arzu bitmiyordu.
Nihayetinde ilkokul çağımdan sonra almaya başladığım tedrisat temeline dönmeye karar verdim.
Ancak beni rahatlatacak, patlama noktasına gelen heyecanımı yenecek atmosferden beni kurtarıp sahiplenecek unsuları bulamadım.
Anladım ki yazdığım bir kitapta işlediğim kusurların sonucu affedilmeye muhtaç hale gelmiştim.
Bir başka husus da, benim derinlikte seyreden fikriyatım ve zaman zaman siyasi ve sosyal yöndeki hiyerarşik düzene ayak uydurmuş olmamın, itikat ve aidiyet duygusu bakımından hırçın bir görüntü
sergileme huyumdan dolayı (haklı olarak) beni kabullenemiyorlardı.
Haksız değillerdi çünkü, birçok zirve isimle birebir çalışmış, dünya ülkelerinde Hakk ve hakikatin savunuculuğunu ve Türk-İslam Mefkuresi ile mücehhez çalışmalar yapmam elbette tek düşünce kavramı içinde çalışmalar yapan bazı çevreleri rahatsız ediyordu.
Net bir ifade ile anlatacak olursam; bazı çevreler beni avlamak için gayet gösterirlerken, itikat ve inanç kavramı bakımından beni aralarına almalarını istediğim hizmet erbabı bir kitle hareketini arayıp durumu arz ettim ve yakında yola revan olacağım, inşallah maksat hasıl olur.
Yine mi demezseniz bir istirhamım olacak “ Duanızı eksik etmeyin lütfen “
Saygı ve selamlarımla.
Mehmet Akyol


Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!