Değerlerimizi nasıl yüceltiriz ?

DEĞERLERİMİZİ NASIL YÜCELTİRİZ?
Son zamanlarda dikkatimi bir şey fazlası ile çekmektedir. İnsanımız nerede ise her hususta ölçüsüzlüğü ölçü haline getirdi.

Sevdiğini severken, sevmediğine söverken, aklından ziyade hislerini hem de kontrolsüz hislerini esas alıyor. Böylece akıl denen nimeti bir tarafa atıp, nefsinin emrine giriyor. Nefsin aşırı kabulleri ise insana şeytanla ortaklık senedini imzalattır.

Elbet ki sevdiklerimizi korumak insani bir duygudur. Ancak korurken başkalarının da korunma haklarını ihlal etmemeye azami dikkat gerekir. Zira sevmekle sövmek arasında sadece bir harflik mesafe vardır. Bu mesafe aşılınca övmek istediğimize zarar vermeye başlarız.

Bizim sevdiğimizi illaki başkalarının da sevmesi gerekmeyebilir. Zira sevmek bir kabul işidir. Benim sevdiğimi sevmiyor diye onun kabullerini, sevdiklerini kötülemem, yermem, aşağılamam ona fazla bir şey kaybettirmezken bana da çok şey kazandırmaz.

Hele hele değer verdiğimi öne çıkartarak, onun adını yerli yersiz tekrarlarla kendime göre gündemde tutmaya çalışmak sadece benim değer verdiğime zarar getirir. Bir söz vardır “sözü çok sarf edersen onu değersizleştirirsin” diye.

Buna en güzel misal ATATÜRK ismi üzerinde yürütülen güç gösterme çabasıdır. Elbet ki Atatürk. Türk tarihi boyunca yaşamış en büyük önderlerimizden birisidir hatta birincisidir. Böyle olmasına rağmen Onu da şu veya bu sebepten dolayı sevmeyenler var mıdır? Vardır. Hakaretamiz şeyler paylaşılıyor mu? Paylaşılıyor. Bunların karşısında susmak mı gerekir? Elbet ki hayır. Usulünce, adabınca ve dolu dolu cevaplar vermek her Türk’ün görevidir.

Ama cevap veriyorum diye kaş yaparken göz de çıkarmamaya dikkat etmek şarttır. Atatürk adını ucuzlatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Aklımıza her düştüğü yerde ilgisi vardı yoktu kavramına bile dikkat etmeden Atatürk ismini oraya ulamak Atatürk’ü övmeye, kollamaya, korumaya yönelik olumlu bir davranış değil tam tersine zarar verecek bir davranıştır.

Elbet ki bu kural hayatımızın her safhasında geçerlidir. Yine unutmayalım ki davranışlarımız kişisel değerimizin ölçü birimidir. Başkalarının ölçüsüzlüğü, basitliği bize onlara benzeme mecburiyetini getirmez. Unutmayalım ki “Taş düştüğü yerde değil durduğu yerde ağırdır.”

Son cümle: değerlerimizi, değerleri doğrultusunda yüceltmemiz başkalarının da aynı davranışı göstermesine sebep olur. Saygılarımla…
Bilâl BÜTÜN