Atalarımızın güzel sözlerinden birisi “Söz namustur, tutmayan namussuz.”

Söz aynı zamanda sorumluluk demektir, dinimize göre yerine getirilmemesi kul hakkı olarak görülür. Sözünü tutan insanların halk arasında ‘sözüne güvenilir’ insan olarak anılır ve değer bulur.

     Siyaset bir söz sanatıdır. Siyaset bir ahde vefadır. Siyaset fikirlerin çarpışarak en güzellin elde edilmesi ve hizmet etme sürecidir. Siyasette hile ve başka yollar sadece ahlaksızlığı geliştirir ve toplumun yapısını bozar.
Siyasette ahde vefa önemli bir erdemdir. Ahde vefa, Söz vermek, bir ahit ve anlaşma olarak kabul edilir; verilen sözün yerine getirilmesi, kişinin güvenilirlik ve karakter yapısını yansıtır.
Ne yazık ki  son yıllardaki siyasette ne söz, ne ahde vefa kaldı. Siyaset sadece  kazanma, ne olursa olsun kazanma ve galip gelme sanatına dönüştü. Her türlü   kazanma yolunun mübah görüldüğü günümüzde siyasette de çeşitli hileler ortaya çıkmaya başladı.
Söz, namus, vefa gibi  erdemler yok oldu.
Son günlerin en önemli meselelerinden birisi CHP ile AKP arasındaki siyasi mücadeledir. Elbette siyasi mücadele demokrasilerin kaçınılmaz sonucudur ama yarışma şartlarının eşit olması şartıyla.
AKP elindeki iktidar gücünü sonuna kadar kullanarak CHP’li Belediyelere adeta yıldırım hızıyla soruşturmalar açarak Belediye Başkanlarını tutuklamakta bir beis görmezken AKP li başkanlar için bu yolu hiç açmaması toplum nazarında yapılan işlemlere şüphe ile bakılmasına neden olmaktadır.
Hemen belirtmeliyim ki kim kendisine emanet edilen milletin kör kuruşuna tamah ederse Allah onun belasını versin. Bu ister CHP’li ister AKP’li isterse  başka bir siyasi güç olsun.
CHP’li Belediyelere hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet gibi ağır ithamlarda bulunarak soruşturmalar açılıp birçok kişi tutuklanırken aynı titizliğin AKP’li belediyelere gösterilmemesi doğru bir yönetim ve  adil bir davranış mıdır?
Bakın AKP son yerel seçimlerde birinci parti olmayı kaybedip ikinciliğe düşünce yeniden birinci parti olabilmek için strateji değiştirerek;
Elindeki % 95 ağırlıklı medya gücünü kullanarak ve bu medyaya sürekli  bilgiler aktararak CHP’yi yıpratmayyı denemekte;
Hukuku kullanarak CHP’lilere hukuki ve siyasi baskı uygulamakta;
İktidar gücünü kullanarak rakibi siyasi partilerden Milletvekili ve Belediye başkanlarını transfer ederek eski sayısal gücünü kazanmaya çalışmaktadır.

Siyaset  ‘ilkeli olma.’işidir. İlkeleriniz var ise  verdiğiniz sözünüzü tutar ve seçildiğiniz hangi parti olursa olsun onunla yola devam edersiniz. Şayet ilkelerinize uymayan işler olduğu zamanda namusluca  görevinizden istifa eder ve şerefinizle köşenize  çekilirsiniz. Dün sövdüğün insanların kapısına gidip bugün  ona övgüler dizerseniz siz  ilkelerinizi yitirir ve zavallı durumuna düşersiniz.
Bana göre parti değiştirmek en büyük  ilkesizlik ve haksızlıktır. Seçmenine ihanet etmektir.
Cumhurbaşkanımız 17 Aralık  2013 yılında söylediği bir söz vardı. Diyordu ki:
Bir partiden seçilip başka partiye gitmek “dürüstlüğe” aykırıdır.
“Bir insan bir partinin bayrağı altında seçime giriyorsa ondan sonra o parti ile birlikte hareket eder. Ayrılıyorsa da sadece partiden ayrılmaz. Eğer dürüstse o zaman parlamentodan ayrılır, milletvekilliğinden ayrılır.’’
Bugüne kadar AKP (79) Belediye Başkanı ve (14) Milletvekili transfer etmiş bir iktidar partisi olarak başı çekmektedir.
Bana göre bunun sebeplerinden en önemlisi insani ilişkiler ve  bu siyasetçi tiplerinin hiçbir ahlaki değerlerinin bulunmaması;
İktidarın elinde bulundurduğu  imkanların  bu insanlara cazip gelmesi;
İşledikleri suçların  iktidar tarafından ort-bas edileceğinin garanti altına alınacağının bilinmesi;
Bu kişileri iyi tahlil edilmeden bu görevlere getirilmeleri;
en önemli  sebepleri arasında sayşabiliriz.
Bir başka husus ta bunları o  görevler için tercih edenlerin tercih ettikleri  insanların karakterlerini ve zaafiyetlerini bilmeden yaptıkları hatalardır.
Peki, bu konuda sadece parti değiştirenler mi suçlu?
Elbette hayır.
Elbette suçlu  sadece ne muhalefet ne de kişilerdir. Suçun önemli bir bölümü de onları seçen vatandaşların oylarını çalıp iktidara getirilmesine zemin hazırlayan sistem ve o sistemi yönetenlerdir.
Devletin bütün imkanları iktidar elinde olunca sıkışan siyasetçilerin, borçlanan veya yolsuzluğa bulaşan birçok belediyenin iktidara doğru kaymaları doğal hale geliyor, bu durum da  ülkeye zarar veriyor.
Bugün içinde yaşadığımız bu kaotik durumdan kurtulabilmemiz için:
Birincisi  siyaset için “Siyasi Ahlak Yasasının” acilen çıkarılması;
Bu yasada seçildiği görevden istifa eden  milletvekili ve belediye başkanlarının görevlerinin de sona erdirilmesi; Böylece  vatandaşın oyunu satanların önünün kesilmesi sağlanmalıdır.
İktidarı  denetleyecek Devlet mekanızmalarının kurulması ve işletilmesi şarttır.