ANKARA MECLİSİ ANADOLU BİRLİĞİ BİLİM KURULU BAŞKANI PROF.DR. HAYRETTİN İVGİN
“Köy Enstitülerinden Geleceğin Türkiye’sine: Yeni Bir Eğitim Vizyonu”
Ankara Meclisi Anadolu Birliği'nin özel olarak düzenlenen tanıtım ve takdim konuşmasında teşkilatın Bilim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Hayrettin İvgin'in yaptığı konuşma:
" Bir milletin kaderi, sınıflarında yazılır.
Bir ülkenin yükselişi, yalnızca ekonomisiyle değil; yetiştirdiği insanın niteliğiyle ölçülür.
Bugün geçmişimize bakarken, sadece nostalji yapmak için değil; geleceği daha güçlü kurmak için bakmak zorundayız. İşte bu noktada eğitim tarihimizin önemli bir tecrübesi olarak Köy Enstitüleri üzerine yeniden düşünmek mecburiyetindeyiz.
Köy Enstitüleri bir okuldan ibaret değildi.
Onlar; toprağı tanıyan, üretmeyi bilen, düşünebilen, kitap okuyan, sanatla ilgilenen, halkın içinde yaşayan öğretmenler yetiştirme idealinin bir parçasıydı.
Bir öğretmen düşününüz…
Sadece ders anlatmıyor…
Köyün sosyal hayatına yön veriyor…
Tarımı biliyor…
Kültürü yaşatıyor…

Çocuklara yalnız bilgi değil, umut da taşıyor…
Çünkü eğitim yalnız bilgi aktarmak değildir; insan yetiştirme sanatıdır.
Ancak şunu da ifade etmek gerekir: Geçmişin hiçbir modelini bugüne aynen taşımak mümkün değildir. Zaman değişmiştir. Dünya değişmiştir. Teknoloji değişmiştir.
Öyleyse mesele şudur:
Dünün tecrübelerinden yararlanarak yarının vizyonunu nasıl kuracağız?
Bugün bizim ihtiyacımız olan şey; ne geçmişi kutsamak ne de bütünüyle reddetmektir.
Bizim ihtiyacımız olan şey; aklı, bilimi, kültürü, millî değerleri ve çağın gereklerini bir araya getiren yeni bir eğitim vizyonudur.
Artık yeni nesil öğretmenlerimiz sadece kara tahtanın önünde duran insanlar olmamalıdır.
Onlar;
teknolojiyi bilen,
yapay zekâyı anlayan,
tarımı ve çevreyi önemseyen,
kültürel mirasa sahip çıkan,
eleştirel düşünebilen,
aynı zamanda vicdan sahibi bireyler yetiştiren öncüler olmalıdır.
Yeni yüzyılın “köy enstitüsü ruhu” belki de tam burada gizlidir:
Üreten okul…
Düşünen öğrenci…
Araştıran öğretmen…
Değer üreten toplum…
Bir ülke betonla büyüyebilir ama eğitimle yükselir.
Bir millet nüfusla çoğalabilir ama nitelikli insanla güçlenir.
Bugün Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir çocuğun da büyük şehirlerdeki imkânlara erişebildiği bir eğitim sistemi kurmak zorundayız.
Çünkü fırsat eşitliği yalnız bir eğitim meselesi değil; aynı zamanda bir adalet meselesidir.
Bizler çocuklarımıza sadece diploma değil, ufuk vermek zorundayız.
Sadece meslek değil, medeniyet şuuru kazandırmak zorundayız.
Sadece başarı değil, ahlâk, üretim ve sorumluluk bilinci de öğretmek zorundayız.
Köy Enstitülerinin bize bıraktığı en büyük ders şudur:
Toplumun kalkınması, insanın kalkınmasıyla mümkündür.
Ve insanı ihmal eden hiçbir kalkınma modeli kalıcı olamaz.
Öyleyse geliniz…
Geçmişten ilham alalım.
Ama geleceği bugünün ihtiyaçlarına göre yeniden kuralım.
Bilimi kültürle,
teknolojiyi insanlıkla,
eğitimi üretimle,
başarıyı ahlâkla birleştirelim.
Çünkü güçlü Türkiye’nin yolu; güçlü eğitimden geçmektedir.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle ve geleceğe olan büyük umudumla selamlıyorum. "

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!