ANAVATAN PARTİSİ'NİN MİRASINA SAHİP ÇIKAMAYANLAR VEBAL ALTINDADIR (2)
MEHMET AKYOL'UN BU KONUDA YAZDIĞI RAHMETLİ ÖZAL VE ANAVATAN PARTİ İLGİLİ YAZISINI BU HABER SİTESİNDE BULABİLİRSİNİZ
Rahmetli Alparslan Türkeş, pijamalarını giymiş istirahat için hazır vaziyette idi. Beni ayakta karşıladı. Tanışmalar ve hoş sohbetlerden sonra siyasi mülahazalar üzerinde değerlendirmeler yapmaya başladık.
Başbuğ’a öncelikle Turgut Özal’ı sordum ve şöyle dedim: “ Efendim ırki durumu ve inanç kavramı bakımından bazı eleştiriler var siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ? “
- Öncelikle ifade etmeliyim ki, benden daha milliyetçi bir insan, ikinci husus inançlı ve iyi bir Müslüman. İstersen şöyle ifade edelim; ‘ O iyi bir Türk iyi bir Müslümandır.’
- Dahası var, hem annesi muhterem bir -öğretmen-hanımefendiydi, babası ise ehli takva bir banka memuru…
- Son olarak bu konuda çok önemli bir ifade ile yapalım değerlendirmemizi; “ O anne ve baba o kadar Türk milliyetçileriymiş ki çocuklarının birinin adını Turgut, birinin adını Korkut, birinin adını da Yusuf Bozkurt koymuşlar, bilmem başka bir şey söylememe gerek var mı ?.. Ha bu arada ‘biz onunla lise döneminden tanışırdık bunu ifade etmiş olalım. “ Ben de ısrarla söylüyorum, ancak Özal daha fazla hassasiyet gösteriyor bölgeciliği bile hoş görmüyor, ki doğrudur, “ Bu ülkenin evlatlarını ırkî olarak ayırmak ayıptır, günahtır. Kürt, Laz, Çerkez, Süryani (vs) hepsi bizim vatandaşlarımızdır, Hele ki Özal bu konuda benden daha hassas davranır.
Rahmetli Başbuğ’un derme çatma kulübe halindeki inşaat şantiyesinden ayrılırken çok duygulandım… Ben çıkıyordum ki arkamdan seslendi, “ Dur hele bir fotoğraf çektirelim “ dedi ve bu kareyi beni içeri almak istemeyen ülkücü kardeşimiz çekti.
“ Türk-İslam Aleminin Lider isminin kaybolduğu günden beri bu millet özlem içinde. “
Hal böyleyken, ve hatta Türkiye'nin bu günkü perişan haldeki durumu gözler önündeyken rahmetlinin partiyi birlikte kurdukları, bakan oldukları, milletvekili oldukları, makam-mevki sahibi oldukları, daha doğrusu mirasına kondukları arasından ANAP'a sahip çıkan yoksa elbette üzülme ve dile getirme hakkına sahibiz.
Ne hazin bir manzara, ne kadar duygusuzluk !..
Rahmetli Özal “ Biz Yaparız Allah Bilir “ diye boşuna dememiştir şüphesiz. ANAP ideolojisini hiçe sayan veya kendinde bu gücü bulamayanlara partinin değerli mensuplarına elbette saygı duyarım ancak, benim ve hala ‘ ümit ışığı ‘ olarak gören halkımızın ümitlerinin kırılmasına tahammül edemiyorum.
Anlaşılıyor ki o öldükten sonra BİZ ifadesi yerini bulmaz oldu.
Siyaset piyasasında adam ettikleri, her biri birbirinden değerli hale gelen ve gerçek manada siyaset güzergahında yelleri esecek kadar saygın Anavatan Partililer Allah’ın birliğine inanıyorlar da, ne memleket millet davasına, ne de rahmetli Özal’ın mirasına neden sahip çıkmıyorlar veya çıkamıyorlar (?) bunun cevabını günler, aylar ve yıllar geçmesine rağmen bulabilmiş değilim.
Peki olmayacak mı?...
Yapamayacaklar mı ?...
O zaman diyeceğim yok, o zaman Hakk’ın rahmetine kavuştukları zaman mezarı başlarında bir dua eder ve helalleşiriz Allah geçinden versin.
( YAZININ ÜCÜNCÜ BÖLÜMÜNÜ DAHA SONRA SUNACAĞIZ. )

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!