Türk-İslam dönemi camileri ve hatta mezar taşları dijital hafızaya taşınacak

Türk-İslam dönemi camileri ve hatta mezar taşları dijital hafızaya taşınacak

Anadolu'da yapılan ilk Türk camisi "Ebu'l Menuçehr" asırlardır geçmişin izlerini taşıyor UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Ani Ören Yeri'nde Anadolu'da yapılan ilk Türk camisi olan Ebu'l Menuçehr Camisi, asırlardır geçmişin izlerini taşıyor.

Mehmet Akyol
12 Mayıs 2026, 23:33
117 görüntüleme

 

 

Anadolu'da yapılan ilk Türk camisi

 

Türkiye-Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay'ın iki derin dar boğazının ortasında yer alan, 884-1045 yılları arasında Bagratlılar, 1045-1064 yılları arasında Bizanslılar tarafından yönetilen Ani, 16 Ağustos 1064'te Sultan Alparslan tarafından fethedilerek Türklerin Anadolu'ya açılan giriş kapısı oldu.

Kurulduğu günden bu yana 23 medeniyete ev sahipliği yapan, aralarında her biri farklı bir güzellik ve tarihi değerdeki cami, kilise, katedral gibi dini yapıların yanı sıra paha biçilmez diğer tarihi yapıları ve kültürel hazineleri bünyesinde barındıran Ani, Anadolu'daki ilk Türk-İslam şehri olması nedeniyle ayrı bir önem arz ediyor.

Sultan Melikşah'ın emriyle Ebu'l Menuçehr tarafından 1072-1092 yılları arasında yapılan Ebu'l Menuçehr Camisi (Ani Ulu Camii), asırlardır zamana meydan okuyor.

Camide, 2022'de yapılan çalışmaların ardından ezan sesi yükselmeye başladı.

 

Anadolu'da yapılan ilk Türk camisi

 

Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, Türklerin Anadolu'da inşa ettiği ilk caminin Ebu'l Menuçehr Camisi olduğunu söyledi.

Sultan Alparslan 1072'de vefat edince yerine geçen oğlu Sultan Melikşah'ın emriyle bu caminin bu yapının inşa ettirildiğini dile getiren Arslan, "Batı cephesinde olması gereken kitabe yok edilmiş ama eski bir fotoğraftan hareketle Sultan Melikşah döneminde inşa edildiğini kesin olarak biliyoruz. Bu kitabede de çok açık bir şekilde caminin Sultan Melikşah'ın emriyle inşa ettirildiği kayıtlı" dedi.

"Divriği'deki Ulu Camisi'nin bir prototipi niteliğinde bir cami"

Caminin Türk cami geleneğinin Anadolu'daki ilk temsilcisi olduğunu işaret eden Arslan, şöyle devam etti:

"Derinlemesine planlı ve üç sahınlı (avlu) olarak ifade ettiğimiz şemanın Büyük Selçuklular tarafından Anadolu öncesi coğrafyalarda uygulandığı ve Anadolu'da da ilk olarak Ani'de uygulandığını söyleyebiliriz.

 

Anadolu'da yapılan ilk Türk camisi

 

Ani'deki bu Ulu Cami, Sivas Divriği'ndeki o muhteşem Selçuklu eserinin aslında prototipi niteliğinde bir yapı. Tek fark o daha büyük boyutlarda, Ani'deki camimiz 3 sahınlı iken Divriği'deki cami 5 sahınlı olarak inşa edilmiş. Ancak hem giriş kapıları hem iç mekandaki sahın düzeni hem iç avlu geleneği hem de mihrap önü kubbesi geleneğini yansıtması açısından Divriği'deki Ulu Camisi'nin bir prototipi niteliğinde bir cami olduğunu söyleyebiliriz."

İlk Türk camisinde 5 vakit ezan sesinin yankılandığını vurgulayan Arslan, caminin, tarihte "93 Harbi" olarak bilinen 1877-1878 tarihindeki Osmanlı-Rus savaşında işgal altında kalıp hasar gördüğünü anlattı.

Camide ezan sesi yükselmeye başladı

Caminin son durumu hakkında bilgi veren Arslan, şunları kaydetti:

"Cami neredeyse 100 yıldır atıl vaziyetteyken 2022'de Serhat Kalkınma Ajansı'yla yaptığımız bir protokol kapsamında, 'demontable' malzemelerle kapısını ve penceresini kapattık, halısını döşedik. Şimdi hem namaz kılınır hale geldi hem de beş vakit ezan okunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde yapının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerini de hazırlayarak Bakanlığımızın Geleceğe Miras Projesi kapsamına aldık. İnşallah kısa bir zaman içerisinde kapsamlı ve esaslı bir restorasyonunu da yapmış olacağız."

 

Türk-İslam dönemi mezar taşları dijital hafızaya taşınacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Türk-İslam dönemi mezar taşlarının okunması, belgelenmesi, restorasyon ve konservasyon işlemlerinin yapılması, dijital arşiv oluşturulması ve büyük bir külliyatla gelecek nesillere aktarılması için 6 yıl sürecek projeyi İstanbul, Tokat, Denizli ve Diyarbakır'da başlattı.

Türk-İslam dönemi mezar taşları dijital hafızaya taşınacak

 

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde geçen hafta açılan Arkeolojinin Altın Çağı Sergisi'nde ilk kez gün yüzüne çıkan 485 eserin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Troya Müzesi ziyareti sırasında gördüğü bir askere ait mezar taşının restore edilen hali de sergileniyor.

Millet Kütüphanesi'nde Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gönültaş, mezar taşına ve Türk-İslam dönemi kazılarına ilişkin açıklamada bulundu.

Gönültaş, bu serginin de önemli eserlerinden birinin Osmanlı Dönemi'ne ait, güzel bir hikayesi bulunan mezar taşı olduğunu ve bu eserin projeyi geliştirmelerinin altında yatan en büyük etkenlerden biri olduğunu söyledi.

 

Türk-İslam dönemi mezar taşları dijital hafızaya taşınacak

 

Sergideki eserin 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşlarının ilk gününde şehit olan askere ait olduğunu ve saha çalışması sırasında tespit edildiğini belirten Gönültaş, "Mezar taşı tespit edilince Troya Müzesi'ne alınıyor ve Sayın Cumhurbaşkanı'mız, Troya Müzesi'ndeki programı sırasında görüyor ve inceliyor bu mezar taşını. Bu mezar taşını arkadaşlarımız okuduğunda, 18 Mart 1915 günü Dardanos Tabyası'nda şehit düşen subay adayı Hüseyin oğlu Halim Efendi'ye ait olduğu tespit ediliyor." dedi.

Gönültaş, bu bilgi üzerine şehit Halim Efendi'ye ait mezar taşı için Troya Müzesi'nin en üst katındaki Çanakkale Savaşları bölümünde özel bir sergi alanı oluşturduklarını ve şehidin ailesinden yaşayanlarla temasa geçilerek kendilerine bu bilginin verildiğini ve müzeye davet ettiklerini söyledi.

Bülent Gönültaş, şunları kaydetti:

"Türk-İslam dönemi mezar taşları ile ilgili bir proje geliştirdik. Projenin amacı, coğrafyamızda bulunan Türk-İslam dönemi mezar taşlarının tamamını okumak, belgelemek, restorasyon, konservasyon işlemlerini yapmak, dijital bir arşiv oluşturmak ve devamında dev bir külliyatla bunu bizden sonraki nesle aktarmak. Projenin daha verimli hale gelmesi ve bu okumaların daha seri halde olması için. Müzelerimizde görev yapan uzmanlarımıza Osmanlıca kurslar vererek eğitimlerini almalarını sağladık. Proje hayata geçirildi, altyapı çalışmaları yapıldı, yazılım programları oluşturuldu ve pilot olarak belirlediğimiz İstanbul, Tokat, Denizli ve Diyarbakır'da uzman hocalarımız ve ekiplerimiz çalışmaya başladı. Bu pilot uygulamayı test aşamasında bu yıl sonu itibarıyla, projenin tamamını ise 6 yıl içerisinde tamamlamayı öngörüyoruz. Neslimize ait bu kültürel mirası da hem belgelemek hem korumak hem de güzel bir külliyatla gelecek nesillere aktarmak istiyoruz."

Son 20 yılda Türk-İslam dönemi kazıları arttı

 

Gönültaş, ilk etapta ülke sınırları içinde bu projeyi yürüteceklerini, nihai hedeflerinin ise ileride Türk-İslam coğrafyasındaki mezar taşlarının da projeye alınması olduğunu söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığının ve Cumhurbaşkanlığının desteği ile Türk-İslam dönemine ait kazıların son 20 yıldır yoğunlaştığını ifade eden Gönültaş, uzman ekiplerin Ani, Malazgirt Kalesi, Karacahisar Kalesi, Silifke Kalesi başta olmak üzere birçok alanda Türk-İslam dönemi çalışmalarına ağırlık verdiğini ve var olan çalışmaların üzerine yeni çalışmaların eklendiğini anlattı.

Gönültaş, "Ecdadımızın bu topraklara bıraktığı mirası, arkeolojik olarak da ortaya çıkarmayı ve çevre düzenlemeleri, restorasyonlar yaparak ziyarete açmayı ve bu kültürel mirası vatandaşlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Projemiz büyüyerek devam edecek." dedi.

Bülent Gönültaş, vatandaşları ve tarih meraklılarını 6 ay açık kalacak ve yüzde 85'i ilk kez sergilenen eserlerden oluşan Arkeolojinin Altın Çağı Sergisi'ni görmeye davet etti.

 

 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!