TRUMP EŞİ BULUNMAYAN BİR AHLAKSIZ, NETENYAHU HİTLERİ ARATMAYAN BİR KATİL

TRUMP EŞİ BULUNMAYAN BİR AHLAKSIZ, NETENYAHU HİTLERİ ARATMAYAN BİR KATİL

İLİM VE İRFAN ADAMI, SİYASET UZMANI, E.MİLLETVEKİLİ ABDULBAKİ ERDOĞMUŞ'UN YAZSI

Mehmet Akyol
13 Nisan 2026, 00:01
57 görüntüleme

Savunma savaşı veren İran’ı, uluslararası hukuku ihlal eden saldırgan tarafla eşit tutmak zulüm ve zalimlerden yana olmak anlamına gelir. Bu nedenle tarafımızı hukuku ihlal edenlerden değil, haklıdan yana belirlemek zorundayız. Körfez ülkelerine atılan füzeleri veya rejimi ve mezhep farklılığını gerekçe yaparak İran karşıtlığı yapmak, hatta tarafsız kalmak insanlık değerleriyle bağdaşmaz. İran’ın, hangi ülke toprağında olursa olsun kendisine karşı kullanılan ABD üslerine misillemede bulunma hakkı vardır, bu nedenle yadsınamaz ve kınanamaz.

 

Bu bağlamda muhalif Kürt unsurlarının tutumuna da değinmek istiyorum. Öncelikle İran’da rejim karşıtı kitlesel bir Kürt muhalefetinden söz edilemez. Rejimden hoşnut olmayan kesimlerin de karşı bir isyan hareketi içinde olmadıkları biliniyor. ABD’nin bu kesimler üzerinde bir hesabının olması da gerçekçi olmaz.

 

Irak Kürt liderlerinin “operasyonların parçası olmayacağız” açıklamalarına rağmen medyada Kürtleri devamlı tartışma konusu yapmak gerçekten de düşmanca bir tavırdır. Kürtlerin bölgede bağımsız bir devlet talebi olduğu biliniyor ancak bunun için İsrail desteğinde İran’a yönelik bir saldırı planladıklarına ihtimal vermiyorum. Zira İsrail, ırkçılığı, işgali, saldırganlığı, yıkımı, terörü, katliamı, vahşeti ve soykırımı bir “var oluş” gerekçesi yaptığı çok açıktır. Irkçı uygulamalardan büyük acılar, trajediler yaşayan Kürtlerin, ırkçılığın temeli ve ana kaynağı olan Siyonizm’den yana tutum sergilemeleri düşünülemez. Buna rağmen İsrail yandaşı olmak hastalıklı bir ruh hali dışında izah edilemez. Bu durumda Kürtler neden İsrail yanlısı olsun? Kürtlerin Yahudi toplumuyla bir sorun yaşamaması onları İsrail yanlısı veya müttefiki yapmaz. Yahudi toplumuyla ilişkiler tarihsel olduğu kadar Ehli Kitap yaklaşımının bir sonucudur. Bu ilişkiler insanlık var oldukça da devam edecektir.

 

İran’da dış müdahale veya iç isyanlarla rejimin değişmesi durumunda Kürtlerin de doğal olarak devlet olma fırsatını değerlendirecekleri düşünülebilir, bunun için de Kürtler işbirlikçilikle, ihanetle suçlanamaz.

 

       Saldırılarla İran’ın tahrip olduğu ve devam etmesi durumunda yerle bir olmasının mümkün olduğu açıktır. Ancak bu durumda dahi yenilmiş sayılmayacağı ve onurlu direnişiyle destanlar yazacağı da çok açıktır. Hürmüz hakimiyetini sağlamadıkça ABD de savaşın galibi sayılmayacaktır. Hürmüz Boğazı, savaş öncesi geçişlere kapalı değildi ki yeniden açılmasından bir zafer devşirilebilsin. Söz konusu hakimiyetin de ABD için mümkün olmayacağına inanıyorum. ABD bu savaşın hem mağlubu hem de suçlusu sayılacaktır.

 

Bu durumda Trump için çok mümkün olmasa da Netanyahu’nun ‘Savaş/TERÖR Suçlusu’ olarak yargılanıp mahkûm edilmesi, geri kalan diktatör ve işgalciler için önemli bir ders olacaktır. Soykırım ve savaş suçluları hesap vermeli ki başka trajedilerin yaşanması zorlaşsın.

 

Türkiye’nin, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ederek komşumuz İran’a saldırması karşısında pasif kalmasını doğru bulmuyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hiçbir bağlayıcılığı ve caydırıcılığı olmayan hamasi nutuklarıyla geçiştirilmeye çalışılıyor. Bu tutum kabul edilemez ve söz konusu politikalarla Gazze soykırımı önlenemediği gibi İsrail’in yayılmacılığı ve saldırganlığı da önlenemez.

 

Avrupa Birliği ülkeleri “bu savaş bizim savaşımız değil” deyip ABD’ye mesafe koyarken, İtalya ve İspanya’nın, “İsrail'in Orta Doğu'daki hegemonyacı emelleri nedeniyle İsrail ile tüm diplomatik ilişkilerini boykot edeceğini” açıklarken Türkiye’nin yalnız kınamakla yetinmesi saygın ve gerçekçi bir tutum değildir. Türkiye’den beklenen İsrail ile ilişkilerini askıya almak ve ABD’yi durdurmak için bölgesel ve uluslararası rol almaktır.

 

Ayrıca Türkiye öncülüğünde İsrail, işgal ve SİYONİST politikalarından vazgeçinceye kadar Bölge Ülkeleri tarafından tamamıyla izole edilmelidir. İsrail nükleer silahlardan mutlaka arındırılmalıdır. Çünkü İsrail birinci derecede bölge için bir tehdit unsuru olsa da dünya barışı için de en başta gelen tehditlerden biridir. Türkiye, İsrail karşıtı davranmayarak bu tarihi fırsatı ne yazık ki kaçırmaktadır.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!