Öyle bir kirli el ki, başta Başkent Ankara'ya ve daha sonra da ülkemize ne kadar zarar verdiğine göz atalım.
DÜNKÜ YAZIMI OKUYAN BİRÇOK OKUYUCUMUZ BU KİRLİ ELİN MELİH GÖKÇEK OLDUĞUNU BİLDİRDİLER, ZATEN BAŞKASI OLMASINA DA ŞAŞARDIM.
Bu kirli elin verdiği zarar yalnız Ankara'ya değil, Ankara'dan başlayıp 30 vilayeti etkilediği gibi canım İstanbul'u bile nasıl yaşanmaz hâle getirdiğini yazmıştım.
Evet bu kirli el, İ. Melih Gökçek...
Bu mahluk; oy kaygısı ve seçimi kaybedeceği düşüncesiyle büyükşehir belediyelerinin sınırlarını tamamen genişletip köyleri belediyenin mahallesi konumuna getirerek köylerde yaşayanların oylarından yararlanmak için cin fikirlice, şer bir proje tasarlamıştı.
Bu düşüncesini; zaten doğru dürüst köyü olmayan İstanbul'un o zamanki belediye başkanı merhum Kadir Topbaş ile önce telefonda paylaştı, daha sonra bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundular.
İkili kararı vermişti ancak bunu iktidarın başı konumundaki Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a nasıl anlatacaklar ve nasıl kabul ettireceklerdi?
Bu nedenle kadroyu genişletme düşüncesi ön plana çıktı. Koordinasyonu sağlamak ve halkın "en ucube yasa" olarak dillendirdiği, daha sonra "Felaket Yasası" olarak çağrışım yapan ve bugünkü adı ile "Büyükşehir Belediye Yasası" olarak yürürlükte olan bu kanunla ilgili çalışma yapacak ekibe, o zaman Adana Belediye Başkanı olan rahmetli Aytaç Durak’ı da dâhil ettiler; bilahare Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi de kadroda yer aldı. Sayın Erdoğan’ın ikna edilmesi için halkanın daha da genişletilmesi gerektiği hasıl oldu ve listeye sonradan Antalya Eski Belediye Başkanı Menderes Türel de dâhil edildi.
- Menderes Türel, bu çalışmaya katkı sağladığı için belediye başkanlığı sona erdikten sonra AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirildi.
Oluşturulan bu ekip, konuyu Sayın R. Tayyip Erdoğan’a intikal ettirdi. Bu teklifin Sayın Cumhurbaşkanımızın hoşuna gitmiş olması çok normaldi zira bu teklif İstanbul için biçilmiş bir kaftandı. Kaldı ki genel manada düşünüldüğünde, 30 vilayetteki tüm köyler belediyelerin imkânlarından en iyi şekilde yararlanacak ve hizmetlerin en aliyyülâlâsı kırsal alanlara gidecekti.
Sayın Erdoğan ne bilsin köyü, köylüyü?
Burnu toprak kokusu almamış; ayağının çamuru görmesini bırakın, toprağa bile değmemiş; tarla bilmez, çift bilmez, saban bilmez, yaba bilmez, saman bilmez, sap bilmez, ahır bilmez, çoban bilmez, davar bilmez, döl bilmez…
Köy demenin hürriyet demek olduğunu ne bilsin; ne bilsin bet bereket demek olduğunu? Bu kanunla çiftçinin toprağa, toprağın da çiftçiye küseceğini ne bilsin; ne bilsin Bulgaristan’dan sap ve saman, Suriye’den patates ve soğan alacağımızı; eti, sütü, peyniri, davarı, sığırı ithal edeceğimizi ne bilsin?..
Şimdilerde bütün bunları, hem de garip gurabayı anladı ama iş işten geçti.
Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte bakın neler oldu, neler?
YARIN DEVAM EDECEĞİZ İNŞAALLAH.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!