Ortadoğu'da Savaşın Yayıma Riski ve Türkiye'nin Barış Rolü

Ortadoğu'da Savaşın Yayıma Riski ve Türkiye'nin Barış Rolü

ORTA DOĞU’DA SAVAŞIN YAYILMA RİSKİ VE TÜRKİYE’NİN BARIŞ ROLÜ

   Kanaatimce Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki çatışma, Orta Doğu’daki savaşı büyütebilir; ancak bu sonuç kaçınılmaz değildir. Mısır’ın bugün, talep edilmesi hâlinde Suudi Arabistan’ın savunmasına destek verebileceğini açıklaması, başka ülkelerin de çatışmaya çekilmesi riskini gösteriyor.  Petrol tesislerinin, limanların ve ticaret yollarının hedef alınması; enerji, taşımacılık ve tüketim ürünlerinin fiyatlarını artırabilir. Bu nedenle mesele yalnızca iki tarafın güvenliğiyle sınırlı kalmaz.
 Çin halk cumhuriyeti  açısından, Ortadoğudan enerji tedariki ve ticaret yollarının güvenliği önemlidir. Ancak ekonomik çıkarlarının zarar görmesi, Çin’in mutlaka askerî müdahalede bulunacağı anlamına gelmez. Pekin’in açıkladığı tutum, siyasi çözüm ve barış görüşmelerini desteklemektir. Benim değerlendirmem, doğrudan savaşa katılmasından önce diplomatik ve ekonomik etkisini kullanmasının daha olası olduğudur. 
 Amerika Birleşik Devletleri, bölgesel nüfuzunu, ortaklarının güvenliğini ve deniz ticaretini korumak amacıyla askerî desteğini artırabilir. Washington’ın Suudi Arabistan’la birlikte Husilere karşı saldırılara katılmayı değerlendirdiği de haberleştirilmiştir. Bununla birlikte, savunma desteği ile kapsamlı bir savaşa girme kararı birbirinden ayrılmalıdır. 
 İsrail’in de, kendi topraklarına veya deniz ulaşımına yönelik tehdit algısının artması hâlinde müdahalesini genişletmesi mümkündür. Benim yorumum, böyle bir adımın karşılıklı misillemeleri artırabileceği ve Suudi Arabistan açısından diplomatik hassasiyet yaratabileceğidir. Bu ihtimali kesinleşmiş bir karar gibi sunmamak gerekir.
 Türkiye ise barışa yardımcı olabilir. Bunun için tarafların kabulünü sağlamalı; Umman ve Birleşmiş Milletlerle eşgüdüm içinde hareket etmelidir. İlk hedef saldırıların durdurulması, sivillerin korunması ve insani yardımın güvenceye alınması olmalıdır. Ardından denetlenebilir bir ateşkes ve Yemen’in uluslararası tanınan hükümeti dâhil Yemenli tarafların katıldığı siyasi müzakereler yürütülebilir. İran’la diyalog da bu süreci destekleyebilir.
 Benim temel görüşüm şudur: Türkiye’nin diplomatik başarısı, tarafları masaya getirmenin yanında, uygulanabilir ve denetlenebilir bir barış anlaşmasına ulaşmalarını kolaylaştırmak olacaktır.
         Erkin Sabit ŞAVUOT
Bilgisayar Yüksek Mühendisi
Araştırmacı – Yazar
Avrasya İttifakı, Uzak Doğu, Türkistan ve Orta Doğu Stratejik Araştırmalar ve Diplomatik İlişkiler Uzmanı
Turan Konfederasyonu Genel Başkanı.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği Genel Başkan Yardımcısı .
Uygur Federasyonu Genel Başkanı.
Dünya Barış Elçileri Uzakdoğu Direktörü.
Uluslararası Basın Yayın Konfederasyonu Diplomasisi Direktörü.
Uzakdoğu İş Adamları Yatırım Finans Konseyi Temsilcisi.
Turan Kızılelma Teşkilatı Genl Başkanı.
Turan Devletleri Teşkilatı TDT Stratejik Araştırma Bşk.
İletişim: 0535 795 11 11 – 0536 982 00 00
E-posta: erkinsabit158@gmail.com