NE DOĞRU DÜRÜST SİYASİ PARTİ KALDI NE DE SİYASETİN TADI !...

NE DOĞRU DÜRÜST SİYASİ PARTİ KALDI NE DE SİYASETİN TADI !...

Açık ve net söylüyorum: Bugüne dek kurulmuş irili ufaklı tüm partiler, siyaset sahnesinde ciddi bir kirlenmeye yol açtı. Büyük parti olarak bildiğimiz siyasi kuruluşlar dahi bu viran hâlin içinde yer alıyor.

Mehmet Akyol
04 Haziran 2026, 17:08
17 görüntüleme

                Bilindiği gibi CHP perişan bir vaziyette. CHP’nin düştüğü bu durum nedeniyle AK Parti de halk nezdinde itibar kaybetti. Üstelik CHP, kurulduğu günden itibaren pek çok olumsuzluğa imza attı. İnönü, Atatürk’ün en yakın arkadaşı ve en güvendiği insan olan rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’a yapmadık zulüm bırakmadı. O anlayış bugüne dek sürdü. “Biz Atatürk’ün partisiyiz” diyenler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sürekli istismar etti. Son yıllardaki çalışmaları ve bölünmüşlükleriyle Atatürk’e layık bir parti olamadıklarını açıkça ortaya koydular.

 

 

ÜLKEMİZİ ÖYLE BİR CENDEREYE SOKTULAR Kİ KURTULMMIZ HİÇ KOLAY OLMAYACAK 

  • Zaten fakir ile zenginin adalet terazisinde tartılmadığı bir ortamda yaşıyorduk… Tarım ve hayvancılığı önemsemedikleri, üretim ve verimliliği hiçe saydıkları için ekonomimiz çöküşe doğru yönelmiş, bunun acısını (Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesi ile ) garip-guraba çeker olmuştu.
  • Bir de ortaya ‘ CHP Savaşını ‘ attılar ki siyaseten de kara günlere bürünmüş, içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bunun sorumlusu elbette birinci planda CHP’liler… Ancak buhranın bu hale gelmesine neden olan gizli güçler var. 
  • Bu gizli güçler “Güç kazanalım “ derken güç kaybettiler de farkında değiller. 
  • Zaten gönüllerinde yer edinen “ Ülkemizi İstanbul kafası ile idare etme hayalleri “ kendilerini bedbaht duruma düşürdüğü gibi Anadolu’yu da zora soktu. 
  • Nasıl oldu da bu hayalleri perişanlık getirdi ? “ sorusuna cevap bulmak çok kolay… 

- Cânım İstanbul diye diye genel seçimleri de, yerel seçimleri de kaybettiler.

 Bu kadar mı hayır.. O kafa ülkemize de büyük oranda kaybettirdi. 

                                 ŞİMDİ NE OLACAK ?

CHP bundan sonra iflah olmaz; en azından kesin olarak ikiye bölünür.

Bu durumda CHP’yi “ Mansur Yavaş kurtarabilir mi ? ”

Allah kerim !

                                       ***

Yeri gelmişken arz edeyim; CHP’liler sıkışınca hemen Atatürk’e sığınıyorlar. Oysa bu düşünce tarzı genlerine sirayet etmiş.

    Bu o konuda söylenecek çok şey var,

    Birincisi, Atatürk kurmuşsa hiç durmadan geçimsizlik yapın, kavga edin diye emanet etmedi ya !...   

   Kaldı ki Atatürk’ün en güvendiği ve en inandığı rahmetli Fevzi Çakmak’a merhum İnönü yapmadık zulüm bırakmadı; cenazesinin defnedildiği anlarda TRT radyosundan oyun havaları çaldırıldı, şehitler mezarlığına defnedilmesi gerekirken aile mezarlığına defnedildi…

Dahası var, rahmetli İnönü çekişmelerini ardı arkasına devam ettirirken taaa Ecevit’e kadar sürdürdü ve rahmetli Ecevit’e mağlup oldu da CHP kurtuldu…

Ancak CHP’lilerin zikrine ve fikrine sirayet etmiş olacak ki son yıllarda ardı arkası kesilmeyen kapılmalar başlayıp bu günlere kadar geldi. 

           Şu an itibarı ile kargaşa ortamının sona ereceğini tahmin edemiyorum, bu kavga elbette bazı kesimleri mutlu ediyordur, mesela AK Parti’yi…  

       Peki meydan AK Parti’ye mi kaldı?

Hayır ona da kalmadı çünkü vatandaş her şeyin farkında. 

Bazı çevreler yeni oluşumların peşine düştü hem de 183 siyasi parti varken.

Bu durumda siyasi mülahazalar söz konusu olunca söylenecek tek şey var:

Gelin BİR olun, birlikte olun !..” desek, şimdilik benim bu hayalimin hayat bulacağına pek inanamıyorum. 

  Bunu becerebilecek kitlesel bir hareket için çalışmaların başladığını biliyorum…

  Bakalım göreceğiz, gün ola harman ola !       

 

Şu anda irili ufaklı 183 siyasi partiden söz ediyoruz. Peki millet olarak kaçını tanıyoruz? Yerden mantar biter gibi kurulan bu partilerin neden var olduklarına akıl sırrı ermiyor.

Üzülerek belirtiyorum ki parlamenter sistemin askıya alınmasıyla milletvekillerimiz büyük ölçüde itibar kaybetti. Hatta TBMM’nin eski saygınlığını yitirdiğine dair güçlü iddialar var. Şu hale bakın: Kanunların hazırlık çalışmalarını, Cumhurbaşkanlığı’nda konunun uzmanı olduğu sanılan ancak işin aslına tam anlamıyla vakıf olmayan kişiler yapıyor ve TBMM’deki AK Parti Grup Başkan Vekili’ne gönderiyor. Bunun sonucunda milletvekilleri, kanun hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan lehte ya da aleyhte oy kullanıyor.

Oysa kanun taslağı hazırlandıktan sonra, eski usule dönülerek iktidar ve muhalefet milletvekillerinden oluşan ilgili komisyonlarda tartışılsa, herkes fikrini özgürce ifade etse, taslağın eksikleri tamamlansa ve demokrasi gerçek anlamda tecelli etse ne kadar iyi olurdu!

---

TBMM’deki işleyiş bu haldeyken hak, hukuk, adalet ve eşitlik ister istemez zedeleniyor. Hâkim ve savcılar, millet iradesini hiçe sayarak umursamaz bir tavır sergiliyor. Kararlarını verirken zaman mefhumunu ve adalet ilkelerini gözetmiyorlar.

Yaptığım bir araştırmada gördüm ki (bir hukuk uzmanı arkadaşın ifade ettiği gibi) 24 dakikada karara bağlanması gereken bir duruşma tam 415 gün sürmüş. Görülüyor ki –balık baştan kokar misali– Cumhurbaşkanlığı’ndan başlayıp TBMM’ye kadar sirayet eden sistemin bir an önce ıslah edilmesi şarttır. Bu sorumluluk, bilim ve kültür insanlarıyla siyasi anlamda emek vermeyi arzulayan vatanperverlere düşmektedir.

Bilinmelidir ki devlet nezdindeki sıkıntılar, siyasi alanda yılgınlığa, hatta korkaklığa neden olmuştur. Bu düzensizliği, bu haksızlığı ve adaletsizliği devletin tepesindekiler görmüyor mu? Hiç kuşku yok ki görmüyorlar. Çünkü hep yukarıya bakmaktan aşağılara, garip gurebanın, fakir fukaranın hâlinden anlamaya vakit bulamıyorlar.

Görüldüğü gibi, acilen bir çözüm yolu bulmak millet olarak hepimizin boynunun borcudur. Unutmayalım ki yarın çok geç olabilir. Tehlike günden güne büyüyor ve mesuliyet yükü her gün biraz daha ağırlaşıyor.   Anladığım kadarıyla bu mesuliyet gönül birliği içinde olan  vatan ve millet sevdalısı müstesna insanlara düşüyor; unutulmasın ki zaman hızlı geçiyor.

Mehmet Akyol

 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!