NE DOĞRU DÜRÜST SİYASİ PARTİ KALDI NE DE SİYASETİN TADI !...
Açık ve net söylüyorum: Bugüne dek kurulmuş irili ufaklı tüm partiler, siyaset sahnesinde ciddi bir kirlenmeye yol açtı. Büyük parti olarak bildiğimiz siyasi kuruluşlar dahi bu viran hâlin içinde yer alıyor.
Bilindiği gibi CHP perişan bir vaziyette. CHP’nin düştüğü bu durum nedeniyle AK Parti de halk nezdinde itibar kaybetti. Üstelik CHP, kurulduğu günden itibaren pek çok olumsuzluğa imza attı. İnönü, Atatürk’ün en yakın arkadaşı ve en güvendiği insan olan rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’a yapmadık zulüm bırakmadı. O anlayış bugüne dek sürdü. “Biz Atatürk’ün partisiyiz” diyenler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sürekli istismar etti. Son yıllardaki çalışmaları ve bölünmüşlükleriyle Atatürk’e layık bir parti olamadıklarını açıkça ortaya koydular.

Şu anda irili ufaklı 183 siyasi partiden söz ediyoruz. Peki millet olarak kaçını tanıyoruz? Yerden mantar biter gibi kurulan bu partilerin neden var olduklarına akıl sırrı ermiyor.
Üzülerek belirtiyorum ki parlamenter sistemin askıya alınmasıyla milletvekillerimiz büyük ölçüde itibar kaybetti. Hatta TBMM’nin eski saygınlığını yitirdiğine dair güçlü iddialar var. Şu hale bakın: Kanunların hazırlık çalışmalarını, Cumhurbaşkanlığı’nda konunun uzmanı olduğu sanılan ancak işin aslına tam anlamıyla vakıf olmayan kişiler yapıyor ve TBMM’deki AK Parti Grup Başkan Vekili’ne gönderiyor. Bunun sonucunda milletvekilleri, kanun hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan lehte ya da aleyhte oy kullanıyor.
Oysa kanun taslağı hazırlandıktan sonra, eski usule dönülerek iktidar ve muhalefet milletvekillerinden oluşan ilgili komisyonlarda tartışılsa, herkes fikrini özgürce ifade etse, taslağın eksikleri tamamlansa ve demokrasi gerçek anlamda tecelli etse ne kadar iyi olurdu!
---
TBMM’deki işleyiş bu haldeyken hak, hukuk, adalet ve eşitlik ister istemez zedeleniyor. Hâkim ve savcılar, millet iradesini hiçe sayarak umursamaz bir tavır sergiliyor. Kararlarını verirken zaman mefhumunu ve adalet ilkelerini gözetmiyorlar.
Yaptığım bir araştırmada gördüm ki (bir hukuk uzmanı arkadaşın ifade ettiği gibi) 24 dakikada karara bağlanması gereken bir duruşma tam 415 gün sürmüş. Görülüyor ki –balık baştan kokar misali– Cumhurbaşkanlığı’ndan başlayıp TBMM’ye kadar sirayet eden sistemin bir an önce ıslah edilmesi şarttır. Bu sorumluluk, bilim ve kültür insanlarıyla siyasi anlamda emek vermeyi arzulayan vatanperverlere düşmektedir.
Bilinmelidir ki devlet nezdindeki sıkıntılar, siyasi alanda yılgınlığa, hatta korkaklığa neden olmuştur. Bu düzensizliği, bu haksızlığı ve adaletsizliği devletin tepesindekiler görmüyor mu? Hiç kuşku yok ki görmüyorlar. Çünkü hep yukarıya bakmaktan aşağılara, garip gurebanın, fakir fukaranın hâlinden anlamaya vakit bulamıyorlar.
Görüldüğü gibi, acilen bir çözüm yolu bulmak millet olarak hepimizin boynunun borcudur. Unutmayalım ki yarın çok geç olabilir. Tehlike günden güne büyüyor ve mesuliyet yükü her gün biraz daha ağırlaşıyor. Anladığım kadarıyla bu mesuliyet gönül birliği içinde olan vatan ve millet sevdalısı müstesna insanlara düşüyor; unutulmasın ki zaman hızlı geçiyor.
Mehmet Akyol

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!