Kadının toplumdaki yeri ve bunun birlik beraberlikteki önemi

Kadının toplumdaki yeri ve bunun birlik beraberlikteki önemi

Mehmet Akyol
05 Ekim 2026, 19:04
92 görüntüleme

*Aile hayatımızda ve hatta toplumsal yaşamımızda kadının önemini anlatmak takdir edersiniz ki hiç de kolay değil. Ancak işi ehline bırakacak, görüş ve düşüncelerine rağbet edip yararlanacak olursak ortaya öyle bir tablo çıkar ki toplumların tüm katmanları en iyi şekilde huzur ve refahın, birlik-beraberliğin önemini kavramış olurlar. 

      Tabii bütün bu söylemler çerçevesinde hareket etmek için bilimsel kavramlar üzerinde hassasiyet göstermek lazım; bu nedenle bir psikolog kişinin, bir bilge insanın görüş ve düşünceleri dikkate alınması gerekir.

     Bu kapsamda Ankara Meclisi Anadolu Birliği Strateji Geliştirme ve Planlama Kurulu Başkanı Sayın Melike Nur Gültekin büyük önem ihtiva eden bir yazı ile topluma, özellikle de kadınlara hitaben bir yazı kaleme almış, buyurun hep birlikte okuyalım. 

  

   Sevgili hanımefendiler; 

Bir psikolog olarak insan ruhunun derinliklerine baktığımda gördüğüm en net gerçek şudur: İnsan, ilişki kurarak iyileşen, bağ kurarak güçlenen bir varlıktır. Bu bağın, bu duygusal ve sosyal dokunun en güçlü mimarları ise tarih boyunca her zaman kadınlar olmuştur.

Bugün burada “Kadının toplumdaki yeri ve bunun birlik beraberlikteki önemi” üzerine konuşurken, aslında sadece bir toplumsal rolden değil; bir toplumun psikolojik sağlamlığından ve geleceğinden bahsediyoruz.

Kadın, bir toplumun sadece yarısını oluşturan bir kitle değildir; diğer yarısını da yetiştiren, şekillendiren ve ayakta tutan ana güçtür. Bir kadının zihinsel olarak özgürleşmesi, duygusal olarak desteklenmesi ve hak ettiği değeri görmesi; yalnızca o bireyin değil, temasta olduğu herkesin iyileşmesi demektir. Psikolojide "aynalama" dediğimiz bir kavram vardır: Bir kadın kendini güvende, değerli ve üretken hissettiğinde, bu his tıpkı bir ayna gibi çocuğuna, eşine, komşusuna ve nihayetinde bütün bir topluma yansır.

Ancak bir toplumun dönüştürücü gücü tek bir kadının çabasıyla değil, kadınların bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Birlik ve beraberlik, sadece yan yana durmak değildir; birbirimizin yükünü hafifletmek, birbirimizin sesine ses katmaktır. Ne yazık ki günümüz dünyası zaman zaman bizleri yalnızlaşmaya, rekabete ya da kendimizi eksik hissetmeye itebiliyor. İşte tam bu noktada bir psikolog gözüyle şunu vurgulamak isterim: Kadınların bir arada durduğu, birbirini yargılamadan dinlediği ve desteklediği alanlar, en etkili iyileşme alanlarıdır.

Kadın birliği; bir evin içindeki huzurdan başlar, mahalledeki dayanışmaya, oradan da tüm toplumun geleceğine yön veren kolektif bir bilince dönüşür. Güçlü bir toplumsal yapı, ancak ve ancak dayanışma ruhunu benimsemiş, özgüvenli ve birbirinin omzuna basarak değil, elinden tutarak yükselen kadınların varlığıyla mümkündür.

Bugün her birimiz; yetiştirdiğimiz evlatlarla, ürettiğimiz fikirlerle, emeğimizle ve en önemlisi birbirimize verdiğimiz güçle bu toplumun temel taşlarıyız. Kendi değerimizin farkında olduğumuz, birbirimize el uzattığımız ve ortak bir gelecek için kenetlendiğimiz her an, sadece bugünü değil, yarınları da iyileştiriyoruz.

Değerli hanımefendiler, hepinize katkılarınız, varlığınız ve bu güzel dayanışma ruhuna verdiğiniz değer için sonsuz teşekkür ederim. İyi ki varsınız !

 

 

 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!