İYİ BİR İNSAN OLMAK

Aslında hayatın en basit gibi görünen ama en zor başarılan tarafıdır. Çünkü iyi olmak, yalnızca başkalarına zarar vermemek ya da dışarıdan nazik görünmek değildir.

 Gerçek iyilik, insanın karakterinde, vicdanında ve en çok da en yakınlarına nasıl davrandığında kendini gösterir.
Bugün birçok insan “iyi görünmeye” çalışıyor; fakat iyi görünmek ile gerçekten iyi olmak arasında çok derin bir fark var. Bazen bir insan dışarıda son derece saygılı, güler yüzlü ve anlayışlı olabilir; fakat aynı kişi evinin içinde eşine, çocuğuna ya da ailesine karşı kırıcı, sert ve ilgisiz davranabilir. Oysa insanın gerçek yüzü, yabancılara değil, en çok sevdiği insanlara karşı gösterdiği tavırda saklıdır.
İyi bir insan olabilmek, sadece güzel sözler söylemek değildir. Bazen öfkeliyken susabilmek, bazen karşımızdakini gerçekten dinleyebilmek, bazen de haklı olduğumuz halde karşı tarafın kalbini incitmemeyi seçebilmektir. Çünkü iyilik, çoğu zaman büyük davranışlarda değil; küçük anlarda ortaya çıkar. Bir teşekkür, içten bir özür, samimi bir destek cümlesi… Bunlar insan ilişkilerini güçlendiren en kıymetli detaylardır.
İyi insan olmak aynı zamanda empati kurabilmektir. Karşımızdakinin ne yaşadığını, neden böyle hissettiğini anlamaya çalışmak, sadece dinlemek değil gerçekten duymaktır. Günümüzde iletişim sorunlarının çoğu, insanların birbirini dinlememesinden değil, anlamaya çalışmamasından kaynaklanıyor. Herkes konuşuyor ama çok az kişi gerçekten duyuyor.
Bazen insanlar yaşadıkları kırgınlıkları, öfkeleri ve hayal kırıklıklarını en yakınlarına yansıtır. Oysa iyi bir insan olmak, kendi yaralarını başkalarına taşımamak demektir. Kendi içinde yaşadığı fırtınayı, karşı tarafın kalbinde kasırgaya çevirmemektir.
Elbette hiç kimse kusursuz değildir. Hepimiz zaman zaman hata yaparız, yanlış sözler söyleriz, kırarız ya da kırılırız. Fakat iyi insan olmanın en önemli tarafı, hatasını görebilmek ve telafi etmeyi istemektir. Özür dileyebilmek büyük bir erdemdir. Çünkü özür, yalnızca bir kelime değil; kişinin kendi hatasıyla yüzleşebilme cesaretidir.
Aslında iyi insan olmak, hayatın her alanında vicdanını kaybetmemektir. İş hayatında, aile içinde, dostluklarda, evlilikte… İnsan nerede olursa olsun kalbinin sesini susturmadan yaşayabilmelidir.
Unutulmamalıdır ki insanı değerli yapan sahip oldukları değil, geride bıraktığı izdir. Bir gün herkes yaptığı işi, kazandığı parayı ya da bulunduğu makamı unutabilir; fakat bir kalbe nasıl dokunduğunu kimse unutmaz.
İyi bir insan olmak, mükemmel olmak değil; her gün biraz daha vicdanlı, biraz daha anlayışlı ve biraz daha merhametli olmayı seçmektir.

Aile Danışmanı Özden Canbolat