İktidarın Tarıma yönelik çalışmaları, Köycülük anlayışı ve Tarım politikası yeni felaketler getirir!

İktidarın Tarıma yönelik çalışmaları, Köycülük anlayışı ve Tarım politikası yeni felaketler getirir!

Mehmet Akyol
09 Ekim 2026, 18:32
141 görüntüleme

Türkiye'nin tarım ve hayvancılıkta yaşadığı sorunlar, artık günlük hayatımızın bir parçası hâline geldi. Market raflarındaki fiyat artışları devletin tarımda merkezi sisteme göz kırması, üreticinin tarlada kazanamamasına neden olurken, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile köylerin boşalması ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşması... Hepsi aynı zincirin halkaları.

      Tarımın merkezi sistemle yeniden bir yapılaşmaya doğru gitmekte olduğunu hissetmeye başlamıştım. Çünkü devlet desteğinin büyük bir oranının hali vakti yerinde olan, Akdeniz, Ege ve Anadolu’daki hali vakti erinde olan kalkınmış çiftçilere verilmesi içimde bir sızı oluşturmuştu; bir de duydum ki devlet bundan böyle merkezi zihniyetle hareket edecek, kırsal alanlar üretimden daha ziyade turizm bölgesi haline getirilecekmiş. 

        Bu sistem zengini daha zengin etmek, zor durumda olan kırsalda yaşayan köylüleri-çiftçileri iyice zor yaşam şartları ile baş başa bırakmak olacak, bu kafa yapısı ile ülkem, tarımda ve hayvancılıkta iyice çöküşe sürüklenmiş olacak.   

 

 

 

İki gün önce Sayın Hüseyin Yalman'ın katıldığım toplantısında bu meseleleri dile getirdim. Sağ olsunlar, "Ya TBMM'ye gel veya partiye gel, iddialarınızı getirin ki ona göre bir çıkış yolu bulalım" dediler. Bu davet, aslında meselenin ne kadar ciddiye alındığını gösteriyor. Ancak burada kritik bir tehlike var: Tarımı merkeziyetçi bir sistem içinde uygulamaya sokma kararı.

 

Eğer tarım, Ankara'dan tek merkezden yönetilen, köylünün söz hakkının olmadığı bir yapıya dönüştürülürse, bunun bedelini en çok gariban köylü, kırsalda yaşayan vatandaş ödeyecektir. Çünkü merkeziyetçi sistem, yerel şartları, iklimi, toprağı, suyu ve üreticinin tecrübesini görmezden gelir. Bu da köylünün üretimden kopması, köylerin tamamen boşalması ve gıda arz güvenliğinin zayıflaması demektir.

 

Bizim önerimiz net: Tarımda merkeziyetçilik değil, üreticiyi merkeze alan bir kırsal kalkınma modeli.

 

Ankara Meclisi Anadolu Birliği olarak yıllardır "Şehirden Köye Dönüş – Üretim ve Verimliliğin Artırılması Projesi"ni savunuyoruz. Bu projenin özü şudur:

 

Köye dönüş desteği: Şehirden köyüne kesin dönüş yapan vatandaşa 1 milyon TL'ye kadar başlangıç desteği.

 

Küçük ölçekli üretici desteği: Bağında, bahçesinde, tarlasında üretime başlayana 1 milyon TL'ye kadar destek.

 

Orta ölçekli üreticiye faizsiz finansman: 2 milyon TL'ye kadar faizsiz kredi.

 

Gelişmiş üretim projelerine destek: Hayvancılık, arıcılık, tavukçuluk, tarla tarımı, bağcılık, bahçecilik gibi alanlarda 2-5 milyon TL arası faizsiz kredi.

 

Konut ve arsa desteği: Köyde konut yapmak isteyene düşük maliyetli proje, uygun kamu arazilerinden uzun vadeli tahsis.

 

Tarım arazisine erişim: Atıl durumdaki kamu arazilerinin üretim şartıyla uzun süreli kullanımı.

 

Mazot, elektrik, su ve girdi desteği: Üreticinin sırtındaki yükü hafifletecek güçlü sübvansiyonlar.

 

Hayvancılık alanları: Ortak otlak, çayır, hayvan sulama göleti, yalak, gölgelik ve barınaklar.

 

Tarım Akademisi: Üniversiteler, ziraat fakülteleri, deneyimli üreticiler ve kamu kurumları iş birliğiyle bilgiyi tarlaya indirmek.

 

Miras ve arazi sorunu: Toprağı bölmek değil, üretimi büyütmek.

 

Emekliler için "Üretici Emeklilik" modeli: Tecrübeyi üretime aktarmak.

 

Bu modelin özeti şudur: Köyü koru, üreticiyi güçlendir, genci toprağa kazandır, emekliyi üretime kat, toprağı parçalanmaktan kurtar, suyu koru, hayvancılığı geliştir, bilimi tarlaya indir, üretimi teşvik et. İthalata değil, üreticiye yatırım yap.

 

Türkiye'nin geleceği yalnızca büyük şehirlerde kurulamaz. Tarımda da öyle… Bu nedenle tarım ile ilgili gelişmeler de başlangıç kırsalda yaşayan, tarım ve hayvancılıkla yaşadığı yılların ötesinde devlet Büyükşehir Kanunu kapsamında ata mirası topraklarını aldı, meralarını, dağlarını, yaylalarını, atalarının imece usulü yaptıkları odalarını, yine aynı şekilde imece usulü getirdikleri sularını alıp belediyelere verdi, belediyeler de köylülerin kendi sularını kendilerine satıyor. Haklı olarak dara düşen vatandaşlarımız köyden şehre göç etmek durumunda kaldılar. Azda olsa köylerinde kalan dar gelirli vatandaşlarımız ve şehirden köylerine dönmek isteyen (başta emekliler olmak üzere ) vatandaşlarımız  himaye altına alınmalı. Şu an itibarı ile iktidar “Tarımda Merkeziyetçi bir sistemi hayata geçirmek üzere, bu yanlıştan vazgeçmelidir.    Anadolu insanı toprağı üretirse Türkiye güçlenir. Köy yaşarsa Anadolu yaşar. Anadolu üretirse Türkiye tarımda da bağımsızlaşır.

 

Sayın Hüseyin Yalman'a ve partisine çağrımızdır: Tarımı merkeziyetçi bir sistemle değil, üreticinin tecrübesiyle, yerel şartlarla ve köylünün katılımıyla yönetelim. Gelin, bu projeyi birlikte hayata geçirelim. Çünkü üreten köy, güçlü Anadolu; güçlü Anadolu, güçlü Türkiye demektir.

   

                               Mehmet Akyol

                              Gazeteci-Yazar  

Ankara Meclisi Anadolu Birliği Genel Başkanı

Tel: 0530 464 63 77 - e-posta: gazeteciyazar.mehmetakyol@gmail.com

 

 

 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!