Husiler Füzeleri Çin'dan alıyor
İran'a Bağımlılık Sona mı Eriyor?
Yemen'deki Husilerin balistik füze üretimine ilişkin yeni araştırma, Çin'den gelen sevkiyatlarda tespit edilen parçaları gündeme taşıdı. Bulgular, Husilerin İran'a bağımlılığını azaltma ve yerli füze üretimini geliştirme çabalarına işaret ediyor. Peki, Çin'den Yemen'e uzanan tedarik ağında neler yaşanıyor?
Yemen'de İran'ın desteğiyle askerî kapasitesini geliştiren Husilerin silah tedarik ağına ilişkin yeni bulgular ortaya çıktı. Londra merkezli Conflict Armament Research (CAR) kuruluşunun Ekim 2026'da yayımladığı araştırma, Husilerin Çin'den temin edilen özel üretim parçalarla gelişmiş orta menzilli balistik füzeler üretmeye çalıştığını ortaya koydu.
Araştırma, Yemen'in güneyindeki Aden Limanı'nda ele geçirilen ve Husi kontrolündeki Hudeyde Limanı'na gönderilmesi planlanan sevkiyatlara dayanıyor. Çin'den gelen dört konteynerde füze bileşenleri, endüstriyel ekipmanlar ve üretimde kullanılabilecek çeşitli malzemeler tespit edildi.
Rapora göre bu parçalar, İran'ın geliştirdiği Hayberşiken serisi balistik füzelerle bağlantılı. Söz konusu bulgular, Husilerin yalnızca İran'dan gelen füzeleri Yemen'de monte etmekle yetinmediğini, bazı parçaların yerel üretimine yönelik kapasite oluşturmaya çalıştığını gösteriyor.
Öte yandan araştırma, Çin bağlantılı tedarik zincirinin ortaya çıkmasının Husilerin İran'a olan bağımlılığını tamamen sona erdirdiği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.
Çin'den Yemen'e uzanan füze sevkiyatı
Araştırmanın merkezinde, Çin'den gönderilen ve 2025 yılının haziran ve ekim aylarında Aden Serbest Bölgesi'ne ulaşan dört konteyner bulunuyor.
CAR araştırmacıları, Temmuz 2026'da inceledikleri sevkiyatlarda füze üretiminde kullanılabilecek özel olarak işlenmiş metal parçalarla karşılaştı. Bu parçalar arasında füzenin gövdesine, dengeleyici kanatlarına ve katı yakıtlı roket motoruna ait bileşenler yer alıyordu.
Konteynerlerde ayrıca yüksek sıcaklıklara dayanıklı koruyucu malzemeler, sanayi makineleri, çeşitli test cihazları ve üretim ekipmanları bulundu.
Araştırmacılara göre ele geçirilen bazı malzemeler sivil sanayide de kullanılabiliyor. Ancak füze sistemlerine özgü ölçülerde üretilmiş parçaların varlığı, sevkiyatın askerî niteliğine ilişkin önemli kanıtlar sunuyor.
Sevkiyata ait belgelerde, Çin'de faaliyet gösteren ve hassas metal işleme konusunda uzmanlaştığını belirten bir şirketin bilgileri de tespit edildi.
CAR, belgelerde yer alan şirket bilgilerinin tamamını bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtiyor. Buna rağmen bulgular, Husilerin geleneksel İran bağlantılı tedarik ağlarının dışında yeni kaynaklara yöneldiğine işaret ediyor.
Husiler hangi füzeleri üretmeye çalışıyor?
Ele geçirilen malzemelerin en dikkat çekici özelliği, İran tarafından geliştirilen Hayberşiken balistik füze ailesiyle bağlantılı olmaları.
Katı yakıtla çalışan Hayberşiken füzeleri, uzun menzilleri ve uçuş sırasında manevra yapabilme özellikleriyle biliniyor.
Bu füze ailesinin farklı modelleri için açıklanan menziller yaklaşık 1.450 ila 1.800 kilometre arasında değişiyor. Bazı değerlendirmelerde daha yüksek menzil değerleri de yer alıyor.
Husilerin kullandığı Filistin-2 füzesinin de Hayberşiken tasarımıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Yaklaşık 1.800 kilometre menzile sahip olduğu belirtilen bu sistem, Yemen'den İsrail'e yönelik saldırılarda kullanılabilecek kapasitede.
CAR'ın araştırmasında tespit edilen parçalar, Husilerin bu füze ailesinin en azından bazı bileşenlerini Yemen'de üretmeye veya birleştirmeye yönelik hazırlık yaptığını gösteriyor.
Ancak araştırmacılar, Husilerin Hayberşiken serisi füzeleri bütünüyle bağımsız şekilde üretebildiğine dair kesin bir kanıt bulunmadığını vurguluyor.
İran'a bağımlılık azalıyor mu?
Husilerin füze programı uzun yıllardır İran'dan sağlanan askerî destek, teknik bilgi ve silah bileşenleriyle ilişkilendiriliyor.
Yemen'deki çatışmaların ilk dönemlerinde Husiler, büyük ölçüde Yemen ordusundan ele geçirdikleri eski Sovyet ve Kuzey Kore yapımı silah sistemlerini kullanıyordu.
Zamanla İran bağlantılı tedarik ağları üzerinden sağlanan bileşenlerle insansız hava araçları, seyir füzeleri ve balistik füzelerden oluşan daha gelişmiş bir silah kapasitesine ulaştılar.
Ancak uluslararası yaptırımlar, deniz sevkiyatlarına yönelik denetimler ve silah ambargoları, bu tedarik ağının sürdürülmesini zorlaştırdı.
CAR'ın son araştırması, Husilerin bu engelleri aşmak için farklı ülkelerdeki tedarikçilerden doğrudan parça temin etmeye yöneldiğini gösteriyor.
Bu durum, İran'ın Husi silah programındaki rolünün sona erdiğini kanıtlamıyor. Özellikle gelişmiş güdüm, navigasyon ve kontrol sistemlerinde İran kaynaklı teknik desteğin önemini koruduğu değerlendiriliyor.
Buna karşılık Husilerin füze gövdesi ve motor parçalarının üretimi, montajı ve test süreçlerinde daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı görülüyor.
Çin'in Husilere silah desteği verdiği kanıtlandı mı?
Araştırmanın ortaya çıkardığı Çin bağlantısı, Pekin yönetiminin Husilere doğrudan askerî destek sağlayıp sağlamadığı sorusunu gündeme getirdi.
Sevkiyat belgelerinde Çinli bir tedarikçinin bulunması ve füze sistemlerine özgü parçaların Çin'den gönderilmesi, tedarik zincirine ilişkin önemli bulgular sunuyor.
Ancak bu durum, Çin hükümetinin söz konusu sevkiyatları organize ettiğini veya Husilerin füze programını resmî olarak desteklediğini kanıtlamıyor.
Pekin yönetimi, Birleşmiş Milletler'in Yemen'deki silah ambargosuna uyduğunu ve hem askerî ürünler hem de çift kullanımlı teknolojilerin ihracatını denetlediğini savunuyor.
Öte yandan Birleşmiş Milletler raporlarında, Husilere gönderilirken ele geçirilen sevkiyatlarda Çinli şirketlerin önemli bir kaynak olarak öne çıktığı belirtiliyor.
Dolayısıyla tartışmanın merkezinde yalnızca silah ticareti değil, sivil sanayide de kullanılabilen gelişmiş teknolojilerin silahlı grupların eline nasıl geçtiği sorusu bulunuyor.
Yeni füze kapasitesi bölgeyi nasıl etkileyebilir?
Husilerin yerel füze üretimini geliştirme girişimi, Yemen'deki savaşın yanı sıra Kızıldeniz ve Orta Doğu'nun güvenliği açısından da önem taşıyor.
Özellikle Ekim 2026'da Suudi Arabistan'ın havalimanlarına ve kritik altyapı tesislerine yönelik saldırılar, Husilerin uzun menzilli silah kapasitesinin oluşturduğu tehdidi yeniden gündeme getirdi.
Husilerin daha fazla füze bileşenini Yemen'de üretebilmesi, dışarıdan tamamlanmış füze sistemleri getirme ihtiyacını azaltabilir. Bu da silah ambargolarının ve sevkiyatlara yönelik denetimlerin etkinliğini zorlaştırabilir.
Böyle bir gelişme yalnızca Suudi Arabistan açısından değil, İsrail'e yönelik saldırılar ve Babülmendeb Boğazı çevresindeki deniz güvenliği bakımından da yeni riskler oluşturabilir.
Bununla birlikte ele geçirilen malzemelerin miktarı, Husilerin bu füzeleri ne ölçüde ve hangi hızda üretebildiğini ortaya koymak için yeterli değil.
CAR'ın araştırması, Husilerin gelişmiş balistik füze üretiminde önemli bir aşamaya geçmeye çalıştığını gösterirken bu kapasitenin henüz hangi düzeye ulaştığı sorusunu açık bırakıyor.
Ortaya çıkan tablo, Yemen'deki silahlanmanın yalnızca İran'dan yapılan sevkiyatlarla açıklanamayacak kadar karmaşık bir uluslararası tedarik ağına dönüştüğüne işaret ediyor.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!