HUBRİS SENDROMU
Halk dilinde "Güneş Sendromu" da deniliyor. Çünkü o hale düşen insan kendini Güneş sanıyor, herkes onun etrafında dönmek zorunda zannediyor.
👉Tıbb literatürüne bunu sokan adam bir nörolog aynı zamanda İngiltere'nin eski Dışişleri Bakanı David Owen. Yıllarca başbakanları, başkanları inceleyip dedi ki: "Bu bir hastalık."
HUBRİS SENDROMU NEDİR?
Güç koltuğuna uzun süre oturan, çok alkış duyan, hiç "hayır" duymayan insanda görülen bir kibir sarhoşluğudur.
Artık kendini dinlemez, sadece alkışları duyar. Etrafındaki "çok yaşa başkanım" diyen kalabalık, gerçeği görmesini engeller.
👉Vicdan kayması yaşar. Dün "asla yapmam" dediği şeyi, bugün "makam gereği" diye yapmaya başlar. Küçük bir yalan, küçük bir kayırma... Zehir damla damla birikir.
👉Yalnızlaşmıştır. En tehlikelisi bu. Güç zehirlenen insan en sonunda yalnız kalır. Çünkü kimse ona "yanlış yapıyorsun canım" diyemez. Sevenleri susar, korkanları da susar.
Normal insan hata yapınca utanır. Hubris olan utanmaz, çünkü hatayı bile kanıksamıştır.
👉Bu gibi yöneticiler/insanlar
dünyayı kendi kurtaracak sanır. "Ben gidersem devlet batar, parti biter, bu işi benden başka kimse yapamaz" der.
👉Sadece kendi fikrine aşık olur. Danışman dinlemez. "Ben hissediyorum, veriler yanlış" der.
👉Hesap vermekten nefret eder.
Mahkeme, meclis, basın... Hepsini ayak bağı görür. "Ben millet için çalışıyorum, bürokrasi beni engelliyor" der.
👉Dili değişir. Eskiden "biz" derken, şimdi hep "ben" der. "Ben yaptım, ben kurdum, ben verdim..."
👉Gerçeklikten kopar. Sokak pahalı der, o "abartıyorlar" der. Çünkü artık pazara gitmiyordur, faturasını başkası ödüyordur.
👉Ahlakı esnetir. "Büyük amaç için küçük günahlar mubah" diye düşünür. Kayırma, yalan, israf normalleşir.
👉Yalnız ve öfkeli olur. Kendini eleştireni hain ilan eder. En eski dostlarını bile kapı dışarı eder.
Halk tarafından neden güneş sendromu denir?
Çünkü Güneş'e bakamazsın, gözün kamaşır. Hubris olan lidere de artık kimse gerçeği söyleyemez, gözleri kamaşır.
Alevilikte bunun panzehiri çok net. "Eline, beline, diline sahip ol."
Mevki-Makam insanın ahlakını büyütmelidir.
Nasıl mı?
Hacı Bektaş Veli; "Elinle koymadığını alma."
Yani makam sana bir emanet. Senin malın değil. Bugün sende, yarın başkasında.
👉O yüzden bilge siyasetçi şunu sorar her sabah:
"Bu koltuk beni daha mı merhametli yaptı, daha mı kibirli?"
Eğer daha merhametli yaptıysa, o makam helaldir.
Daha kibirli yaptıysa, işte orada güç zehirlemesi başlamıştır.
Allah muhafaza eylesin...
