Hainsiz Türkiye İstiyorum

Sefa Yürükel Ben hainsiz Türkiye istiyorum. Hain; kürsüde bayrak sallayıp kulisde talimat bekleyendir.

Hain; milletin ekmeğini küçültüp kendi sofrasını büyütendir.
Hain; “vatan” deyip vatanı cebine sığdırmaya çalışandır.
Hain; dün bağımsızlık diye bağırıp bugün el pençe divan durandır.
Hain; milletin derdini değil, efendisinin mesajını okuyandır.

Ben hainsiz Türkiye istiyorum.

TBMM’de hainsiz Türkiye istiyorum.
El kaldırıp indirmenin değil, milletin hakkını sonuna kadar savunmanın adresi olsun.
Parti disiplini milletin geleceğinin önüne geçmesin.
Milletvekili, milletin vekili olsun; patronun, cemaatin, lobinin kuryesi değil.

TSK’da hainsiz Türkiye istiyorum.
Ne darbeyle iş tutan, ne işgalciyle pazarlık yapan, ne de siyasetin arka bahçesi olan bir ordu istiyorum.
Askerin görevi milletin güvenliğidir; sarayın korkusu değil.

Bakanlıklarda hainsiz Türkiye istiyorum.
İhale dağıtan saltanat değil, liyakatle iş yapan kurum istiyorum.
Torpil, adam kayırma, “tanıdık var mı?” düzeni değil; ehliyet, ahlak ve hesap verebilirlik istiyorum.

Poliste, jandarmada hainsiz Türkiye istiyorum.
Milletin başına bela kesilen değil, milletin huzurunu koruyan güvenlik istiyorum.
Zalime kalkan, mazluma sopa olan zihniyetten bıktım.

Cumhurbaşkanlığında hainsiz Türkiye istiyorum.
Washington’a, Londra’ya, Paris’e, Berlin’e, Tel Aviv’e bakıp Türkiye’nin çıkarını başkalarının çıkarına göre ayarlayanlardan bıktım.

Ankara’da oturup Ankara’nın ne diyeceğini değil, başkentlerin ne diyeceğini merak edenlerden bıktım.
Makam milletin emanetidir; kişinin mülkü, ailesinin mirası, yandaşın ödülü değildir.

Partilerde hainsiz Türkiye istiyorum.
İdeoloji satan, tezgâh kuran, milleti sadece seçimde hatırlayan partilerden bıktım.
Programı olan, derdi olan, hesap veren siyaset istiyorum.

STK’larda hainsiz Türkiye istiyorum.
Sivil toplumun “sivil” olduğu, devletin arka kapısı olmadığı bir düzen istiyorum.
Makam, hibe, uçak bileti için omurga değiştirenlerden bıktım.

Sendikalarda hainsiz Türkiye istiyorum.
İşçinin hakkını savunmayıp iktidarın alkışçısı olan sendikalardan bıktım.
Alın teri kurumadan hakkını isteyen, gerektiğinde “hayır” diyebilen sendika istiyorum.

Medyada hainsiz Türkiye istiyorum.
Havuz medyası değil, halkın sesi istiyorum.
Gazeteci korkmayacak, susmayacak, ekran başındaki insan kandırılmayacak.
Bir yanda “özgür basın” nutku, öbür yanda talimatla başlık atan kalemler; yeter.

Edebiyatta hainsiz Türkiye istiyorum.
Kalemini iktidara kiraya veren, ödül için susan, menfaat için eğilen edebiyat değil;
insanı, acıyı, direnişi, umudu yazan edebiyat istiyorum.

Belediyelerde hainsiz Türkiye istiyorum.
İmar rantı, parti çiftliği, yandaş müteahhit düzeni değil;
ulaşımı, temizliği, suyu, yeşili, kültürü, insanı düşünen belediye istiyorum.

Okullarda hainsiz Türkiye istiyorum.
Ezber değil akıl, korku değil özgüven, torpil değil liyakat istiyorum.
Öğretmen ezilmeyecek, öğrenci “bu ülkeden gitsem mi?” diye düşünmeyecek.

Hastanelerde hainsiz Türkiye istiyorum.
Randevu kuyruğunda ölmek değil, şifa bulmak istiyorum.
Doktor çaresiz bırakılmayacak, hemşire yoklukla boğuşmayacak, hasta insan yerine konacak.

İş yerlerinde hainsiz Türkiye istiyorum.
Angarya, mobbing, düşük ücret, güvencesizlik değil;
alın terinin karşılığını alan, insan gibi çalışan, hakkını arayabilen işçi istiyorum.

Ve şimdi asıl mesele:

İddiaya göre İmralı’ya iki katlı villa kondurup bununla övünenlerden,
milletin birinci katın kirasını düşündüğü yerde ikinci katın manzarasından bahsedenlerden,
emeklinin geçim derdini değil, villanın balkonunu konuşanlardan
hainsiz Türkiye istiyorum.

Millet çocuğunun geleceğini düşünüyor, sen villanın geleceğini.
Millet ekmeğe muhtaç, sen “hamdolsun” diyorsun.
Millet iş arıyor, sen manzara seyrediyorsun.
Sonra çıkıp “ülke için çok çalıştık” diyorsun.
Elbette çalıştın! Millet çalıştı, sen seyrettin.

Ben hainsiz Türkiye istiyorum.

Amerika ile de konuşsun, İngiltere ile de, Fransa ile de, Almanya ile de, İsrail hükümetiyle de.
Ama konuşurken diz çökmeyen, anlaşma yaparken ülkesini satmayan, dostluk kurarken aklını kaybetmeyen bir Türkiye istiyorum.

BOP denince susanlardan,
Ortadoğu denince haritaya değil efendisinin işaretine bakanlardan,
“Dünya böyle” deyip milleti figüran yerine koyanlardan
hainsiz Türkiye istiyorum.

Ortadoğu’da da hainsiz bir düzen istiyorum.
Yemen’in yiğitleri gibi boyun eğmeyen,
ama kendi halkını da ateşe atmayan;
başkasının oyuncağı olmayan,
kendi kaderini kendi tayin eden bir Ortadoğu istiyorum.

Çünkü bu coğrafyanın petrolü de yeter, kanı da yeter, başkalarının çizdiği haritalar da yeter.
Artık biraz da bizim ne istediğimiz sorulsun.

Ben hainsiz Türkiye istiyorum.

Korkudan susanlardan hainsiz Türkiye istiyorum.
Paraya göre fikir değiştirenlerden hainsiz Türkiye istiyorum.
Makam için omurga değiştirenlerden hainsiz Türkiye istiyorum.
Dün söylediğinin tam tersini bugün söyleyip “şartlar değişti” diye kıvıranlardan hainsiz Türkiye istiyorum.

Ben milletin sırtından geçinip millete vatanseverlik dersi verenlerden
hainsiz Türkiye istiyorum.

Benim istediğim Türkiye çok basit:

Vatan satılık olmayacak.
Devlet kişisel mülk olmayacak.
Makam babadan oğula miras gibi görülmeyecek.
Liyakat torpile yenilmeyecek.
Hukuk güçlüye göre eğilip bükülmeyecek.
Gazeteci korkmayacak.
Yazar susmayacak.
Öğretmen ezilmeyecek.
Doktor çaresiz bırakılmayacak.
İşçi sömürülmeyecek.
Genç “bu ülkeden gitsem mi?” diye düşünmeyecek.

Ve hiçbir yönetici,
milletin geleceği karanlıkken
kendi villasının güneş alan balkonuyla övünmeyecek.

Ben hainsiz Türkiye istiyorum.
Bağımsız Türkiye istiyorum.
Onurlu Türkiye istiyorum.
Kendi kararını kendi veren Türkiye istiyorum.

Ve bunun adı bana göre siyaset değil.
Bunun adı memleket meselesidir.

Benim tarafım belli:
Türkiye’den yana olanların tarafındayım.

Kim olursa olsun;
hangi makamda olursa olsun,
hangi partiden olursa olsun,
hangi vakıftan, STK’dan, sendikadan, şirketten olursa olsun;
Türkiye’nin çıkarını kendi çıkarının altında gören kim varsa,
ben onun karşısındayım.

Çünkü ben gerçekten,

HAİNSİZ TÜRKİYE İSTİYORUM.