Düşmanlık ikliminden kardeşlik iklimine

Değerli Dostlar! 
Bu güzel ülkede,
Kin,nefret, düşmanlık ikliminden ne zaman Barış, hoşgörü ve dostluk iklimine geçilecek?
Bu anlamda Münevver-Aydın ve düşünce insanlarının bir görevi yok mu?
Bu sessizlik bu aymazlık niye?
Sorumluluk makamından bulunanların kalbinden geçen sorudur bu...

Evet bu iklim değişmez değil, değişir. Ama kendiliğinden değişmez. Çünkü kin kendiliğinden büyür, barış emek ister.

Günümüzde kin-nefret para ediyor, barış para etmiyor.
Sosyal medya, siyaset kurumu, rating sarhoşluğu... Hepsi öfkeyi ödüllendiriyor. 
"Vurun" dersen alkış alıyorsun, "Durun konuşalım" dersen kenara itiliyorsun, sessiz kalıyorsun. 
O yüzden aklıselim insanlar geriye çekiliyor, meydan kötülük tohumu ekenlere kalıyor.

Bu ülkede Münevverler/Aydınlar yoruldu, korktu, küstü.
Eskiden mahallede bir akil adam vardı, şimdi yok. Niye?
Konuşsa linç ediliyor. 
Bir taraf "hainsin" diyor, öbür taraf "yeterince radikal değilsin" diyor.
Korkuyor. Sağduyulu insanlar gibi, "Aydın kimliğiyle yapılan yanlışlara itiraz edersem mahalleli bana ne der" korkusunu yaşıyor...
Yoruldu. Yıllarca konuştu, kimse dinlemedi, "Ne halleri varsa görsün" dedi, kabuğuna çekildi.
İşte  sessizliğin sebebi bu. Yorgunluk ve başıma ne gelecek korkusu...

Barışın dili kayboldu.  Bizde barış deyince hemen "zaaf" zannediliyor. Hoşgörü deyince "her şeyi kabul et" zannediliyor. Oysa barış, haksızlığa susmak değil, haksızlığı kin tutmadan düzeltmektir.

Sosyologlar o iklime geçişi şöyle açıklarlar...

Kendi mahallesinde korkmadan söz söyleyebilen, yerine göre eleştirebilen, sorgulayabilen cesur insanlarla.

Dışarıdan gelen eleştiri kin doğurur, içeriden gelen eleştiri vicdan doğurur. "STK'lara çağrı"mız da tamda bunu söylemiştik...

Bu geçiş toplumun kılcal damarlarına kadar inen helalleşmelerle  sağlanmalı. Ailede, esnafta, vakıfta-dernekte, apartmanda...
Kandırılmış çocuklarımıza  beraber çözüm arayalım" diyebilmekle.

Münevver/Aydın-düşünce insanları yeniden sahaya inmelidir. Aydının görevi taraf tutmak değil, taraf tutanlara ayna olmaktır. "Küçük şeyler"i hatırlatmak. Empati kurdurmaktır...
Münevverin yapacağı en soylu iş bağırmadan, kin tutmadan, "gelin konuşalım" demekten geçer....

Ne diyor Yunus?
"Gelin tanış olalım, 
işi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim, 
dünya kimseye kalmaz."

Bu iklim, bir sabah uyanınca değişmeyecek. Vatanseverler hep birlikte, "sessiz kalmayın" dediğinde değişecek.