Hz. Muhammet, ümmetinin çokluğu ile övüneceğini beyan etmiş.
Doğrusu bu çokluk kavramı kafama takıldı benim…
Övünme kavramı keyfiyete mi, yoksa kemiyete mi bağlı olacaktır?
Ya da hangi dönemdeki ümmet anlayışına göre kabul görecektir?
Bir hurma ile oruç tuttuğu söylenen kendi dönemindeki ümmetleri mi esas alınacak;
Yoksa öve öve fakirliği bitiremeyen, cenneti fakir fukaranın rahat edeceği mekân olarak vadeden, ama kendileri en lüks binalarda oturan, en lüks arabalarda gezen, kul hakkını gözetmeden her şeyin kendileri için mubah olduğunu kabul edip ahkâm kesenler ve de ümmetlik payesini sadece kendilerine has bir olgu olarak görenlere göre mi?
Ya da sayıları bir milyara aşan, ama üç beş milyonluk başka ümmetlerin dolaylı- dolaysız emrinde yaşayanlara göre mi?
Ya da İslamiyet’i şekilcilikten ibaret olarak görüp, ilimi, bilimi yok sayarak; dahası bu müspet ilimlerle uğraşanları kâfirlikle suçlama cehaletine kapılanlara göre mi?
Yani bu çokluk, KEMİYET =sayı= bakımından mı, yoksa KEYFİYET=nicelik, nitelik= bakımından mı geçerli olacak?
Lafın özü: Sayıda var, özde yok olanları esas kabul edecekse Peygamber
Korkarım ki büyükbir hayal kırıklığına uğrayacaktır.
Zira ümmeti olduğunu söyleyenlerin neredeyse hepsi ÜMMİ=okumayan, bilmeyen= durumundadır da!.. B.B.
