DEMİRTAŞ’a ÖZGÜRLÜK
Abdulbaki ERDOĞMUŞ

Politik tercihlerimiz, fikirlerimiz farklı olsa da bir hakkı teslim etmek zorundayım. Gerçekten Salahattin Demirtaş önemli bir siyasi aktör olarak Türkiye siyaseti için bir değerdir.
Kişiliği, karakteri, cesareti, birikim ve hitabeti ile yeni siyaset ve Türkiye için önemli bir aktördür.
Kaht-ı ricalin yaşandığı bir dönemde böyle bir siyasetçiyi saf dışı bırakmak, siyaset yasağı ile cezalandırmak ülke için büyük bir kayıptır.
Yaklaşık on yıldır ulusal ve uluslararası hukuka ve siyasi ahlaka aykırı olarak tutuklu kalması sadece hak ve hukuk ihlali olarak tanımlanamaz, siyasi körlüğün de bir sonucudur.
Kalpleri kararmış politikacılardan ahlaki ve vicdani bir tutum beklemiyorum ancak toplum olarak bizleri bu kadar duyarsız, kalplerimizi ve vicdanlarımızı bu kadar kör eden ve adalet inancımızı sarsan bir anlayışa mahkûm olmamızdan hicap ediyorum.
Fikir ayrılığı, adaletsizliğin ve vicdan körlüğünün nedeni olamaz!
Hakkında AİHM kararlarının bulunmasına rağmen tutuklu kalmasının izahı olamaz.
Bilindiği üzere Kobani protestoları ve eylemleri gerekçe gösterilerek Demirtaş hedef haline getirildi. Bir “intikam” davasına dönüştürülerek haksız ve hukuka aykırı olarak cezalandırıldı.
Ne bitmez kin ve düşmanlık ki on yıl cezaevinde yatması dahi öfkeyi hafifletemedi.
--
Bunca haksızlık, hukuksuzluk yetmezmiş gibi şimdi de “itibarsızlaştırma” planları yapılmaktadır. “Terörsüz Türkiye Projesi” bağlamında ve çıkarılan Çerçeve Yasa kapsamında Demirtaş’ın serbest bırakılmasının düşünüldüğü ileri sürülmektedir.
Yasa’nın öngördüğü biçimiyle zımnen de olsa Örgütle birlikte kendisini de “terörist” olarak kabul etmesi şart koşulmakta ve geçmiş söylemlerinden “pişmanlık” duyarak yasadan yararlanması istenmektedir.
Kabul etmek veya reddetmek elbette Demirtaş’ın tercih ve takdirindedir. Bunca yıl cezaevinde tutuklu kalması ve bütün haklarından mahrum bırakılması, annesinin ağır hasta ve ailesinin yalnız kalması gibi haklı gerekçelerle kabul etmesi mazur görülebilir. Her mahkûm insan gibi kendisinin de ailesine kavuşmasını istemesi anlayışla karşılanabilir.
Ancak bir siyasi liderlik potansiyeline sahip, özellikle de Türkiye’nin ihtiyacı olan Sosyal Demokrat bir siyaset için önemli rol üstlenebilecek bir insanın, “pişmanlık” olarak tanımlanan bir yasa kapsamında serbest bırakılmak istenmesi, demokratik siyaset yolunu kapatmayı hedefleyen bir tutum olduğunu düşünüyorum.
--
Avrupa’da başlayan öğrenci hareketlerinin demokratik sonuçlarının Türkiye’ye de yansıması beklenen bir durumdur. Esmeye başlayan demokrasi rüzgarının önü kesilmek isteniyor da olabilir. Demirtaş’a yönelik tutumun bu bağlamda da değerlendirilmesi gereğine inanıyorum.
Buna göre demokratik siyasetin, özellikle Sosyal Demokrasinin öncüsü ve lideri olabilecek bir şahsiyetin karizmasının çizilmesi, “pişmanlıkla” itibarsızlaştırılması kirli bir planın sahneye konulması demektir.
Ne yazık ki bu ülke zihni ve ufku açık, fikirleriyle değişime ve yeniliğe hazırlıklı, kişilik ve karakteri ile güven veren insanları kolayca harcayan bir geleneğe sahiptir. Siyaset, insanları yenilemekle değil, fikirleri yenilemekle gelişir. Siyasette fikirleriyle var olacak insanları harcamak yenilenmeyi ve gelişmeyi önleyen alışılagelmiş en önemli uygulamalardır.
--
DEM Partisinin ve Kürt aydınlarının bu kirli oyuna seyirci kalması gerçekten üzücü bir durumdur. Demirtaş’a yapılan haksızlıklar karşısında sessizliğin ve suskunluğun başta Kürtlere büyük maliyeti olacağını hatırlatmak isterim.
Bu nedenle de Kürtlerin sessizliğini anlamakta zorlanıyorum. Demirtaş, Abdullah Öcalan’ın alternatifi de rakibi de değildir. DEM partisine karşı bir siyasi tutum içinde olabileceğini de düşünmüyorum.
Demirtaş’ı Çerçeve Yasa’dan yararlandırarak itibarsızlaştırma planı ülkenin yararına da değildir, Kürtlerin yararına ise hiç değildir.
Demirtaş gibi yetişmiş insanlarımızı kirli oyunlara kurban etmemeliyiz. Politik farklılıklarımızı koruyarak Demirtaş hakkında hukuk ortak paydasında bir dayanışma içinde olmak hepimiz için bir sorumluluk olduğu kanaatındayım.
Salahattin Demirtaş’a büyük haksızlık yapıldı. Hiç olmazsa onuruna ve itibarına dokunarak ülkeye yazık etmeyin!
AİHM kararları dikkate alınarak özgür kalması hem siyasetin hem de ülkenin yararına olacaktır.
