Değerli dostlarım;
Merhum Seyit Ahmet Arvasi "Güneş batarsa kandiller yanar" demiş ve şeffaflığın önemini işaret etmiştir.
Günümüz Türkiye'sinde ne yazık ki bu şeffaflığı bir türlü göremiyor, duyamıyor ve yaşayamıyoruz. Sadece iktidarın açıkladığı bilgilerle yetinmek zorunda kalıyoruz.
Bakın ülkemizi kasıp kavuran birçok vatandaşımızı yakından ilgilendiren fon vurgunu ile ilgili suçluların kim olduğu sır gibi saklanıyor. Oysa bir vatandaş olarak beni dolandıranın, beni soyanın kim olduğunu bilmek benim hakkım değil mi?
TÜİK denilen resmi bir kuruluşumuz var her ay açıkladığı enflasyon rakamlarına göre Devlet emeklisine, işçisine ve memuruna zam veriyor ama biz TÜİK'in bu enflasyon sepetinde neler olduğunu bilmiyoruz. Çünkü, açıklarsa milletin itirazı olacak o nedenle kaş altından göz kırparak millete yalan söylemekten utanmıyor, Allah'tan da korkmuyor.
TÜİK enflasyon sepetini açıklamıyorsa vatandaş gerçeği söylemiyor demektir.
Adalette birçok dosyaya 'erişim engeli' getiriliyor. Adalet Bakanı sadece kendisi istediği bilgileri veriyor ama bu açıklamanın doğru mu? Yoksa siyasi mi ? Olduğunu da vatandaş olarak öğrenemiyoruz.
Biz demokratik bir ülkeyiz ama şeffaf değiliz.
Şeffaflık, Devlet kurumlarının bilgiye erişimini kolaylaştırır ve hesap verebilirliği sağlar. Bu demokrasinin olmazsa olmaz ilk şartıdır.
Şeffaflık ilkesi, devletin yürüttüğü tüm faaliyetlerin, aldığı kararların ve mali durumunun açık, anlaşılır, dürüst ve kolayca erişilebilir olması gerektiğini savunan temel bir kuraldır. Eğer bir kurumda veya Devlette şeffaflık yoksa bir kısım bilgilerin saklandığı veya halktan gizlenmesi amaçlanmıştır. Devlet bir şeyi gizliyorsa 'kamu yararı olması' gerekir. Eğer kamu yararı yoksa mutlaka bir çapanoğlu hikayesi var demektir. Bugüne kadar satılan Devlet mallarında hangi 'kamu yararı' olduğunu hiç duyan var mı? Mesela birkaç yıl önce ortadan kaybolan 129 Milyar Doların nereye gittiğini vatandaş öğrenebildi mi?
Fon vurgununda liste açıklanmıyorsa bilelim ki iktidarın çok ama çok yakınları işin içindedir. Fon vurgununun gerçek miktarı ne kadardır? Kimileri 100 Milyar, kimi kaynaklar 150 milyar, kimileri daha fazlasını söylerken iktidar susmaya devam ediyor.
Adalet Bakanı bir dosyayı gizliyorsa' gerçeğin' kendi istediği şeklinde çıkmasını amaçlamıştır.
Fatih Sultan Mehmet diyor ki:
Kadıyı satın aldığın gün Adalet ölür,
Adalet öldüğü gün Devlet de ölür.
Değerli dostlarım;
Demokrasiler açık, şeffaf ve sonuçları halk tarafından bilinen yönetim biçimleridir. Onun için 'gizli oy, açık tasnif' kuralı getirilmiştir. Sandıkta kazanamayanları siyasi oyunlarla milletin tercihlerinin değiştirildiği rejimler demokrasiye uygun değildir. Ada demokrasi olsa da kendisi Demokrasi değildir.
Toplum olarak yapılan iş ve işlemleri bilmek, öğrenmek ve gerektiğinde itiraz edebilmek için şeffaf yönetime ihtiyaç vardır.. Sadece sonuçlara katlanmak insan onuruna yakışmaz.
Bize sunulan şeffaf bir demokrasi değil halk tabiriyle " yersen de bu yemesen de bu" denilen kısıtlı bir demokrasidir. İktidar neyi ne kadar söylerse onu biliyor diğer bilgilere ulaşamıyoruz demektir.
Şeffaf olmayan yönetimler 'şüpheye' açıktır ve insanlar yönetimlere güvenmek yerine şüphelenirler. Şüphe güven kaybının en önemli sebebidir.
Şeffaf olmayan toplumlarda insanlar birbirlerini dinleme ve anlama yeteneğini kaybeder, dedi-kodu üretirler, böylece toplumda kırılmalar yavaş yavaş başlar ama derinleşince toplumun düzelmesini sağlamak imkansız hale gelir.
İranlı bir düşünür diyor ki: "Tek hurmayla beslenen Peygamber ve yamalı cübbe giyen Ömer'in hikayeleriyle halkı kandırıp kendileri için villalar yaptıran Müslümanlar topluma güven veremez.
George Widal "Bir ülkede yalanlara alışıldığında, gerçeği geri almak için nesiller gerekir. Diyor.
Para el değiştirir, makamlar değişir ama şeref yerinde kalır.
Biz aydınlık ve şeffaf bir Türkiye istiyor, sis perdeleri altında kalmak istemiyoruz.
