"Bir ülkede yalanlara alışıldığında gerçeği geri almak için nesiller gerekir.

Size yaşadığım bir hikayeyi anlatacağım.
1970 yılında Erzurum- Çat İlçesi Ağaköyü İlkokulu öğretmeni olarak Bilal Gezer ile birlikte görev yapıyorduk.Bekar olduğmuz için oturduğumuz lojmana köyün gençleri gelir, birlikte  oyun oynar ve yenilen bir tavuk getirir keser, pişirir ve yerdik. Birgün  öğretmenler olarak biz yenildik ve masada oturanlara para vererek bir tavuk- horoz getirmelerini istedik.
Kısa bir süre sonra  alımlı bir horoz getirdiler kestik, soyduk, pişirdik ve yedik. 
Ertesi gün pazar olduğundan sabah erken kalkmadık ve yatmaya devam ettik.
Kapı çalındı baktık karşımızda köyün imamı ve  orta yaşlı bir vatandaş.
Vatandaşın bize ilk sorusu hocam siz bu gece horoz kestiniz mi?
Bende kendimden emin bir vaziyette 'evet' dedim.
Vatandaş bu defa tüylerini ne yaptınız diye sordu?
Zannetim ki tüylerini istiyor, bende odunluk olarak kullanılan yerde olduğunu eğer lazım ise alabileceğini söyledim.
Adam odunluğa girdi ve horozun tüylerini görünce bağırmaya başladı.
Aha işte benim horozun tüyleri, burada kesmişler..
Köyün imamı bizden daha tecrübeli ve yaşlı birisiydi bana dönerek hocam bunu size kim getirdi? Dedi.
Ben de  getirenlerin isimlerini söyledim ve ekledim kendilerine (7) TL para verdiğimizi, bunu satın aldıklarını bize söylediler.
Köyün imamı adı geçen adamları okula çağırdı ve onlara Kur'an üzerine yemin ettirerek sorgulamaya başladı.
Birincisi diyor ki: Ben senin ahırına gittiysem kapısını açtıysam.. Kur'an üzerine yemin ederim.(Bu kişi horozu tardan alan ve getiren)
İkincisi diyor ki: Ben senin horozunu  kestimse,  getirdiysem... Kur'an üzerine yemin ederim.(Bu kişi horozu kesen )
Üçüncüsü de diyor ki: Ben senin  horozunu pişirdimse.. Kur'an üzerine yemin ederim. (Bu kişi horozu ahrırdan alan)
Köyün imamı adama döndü ve dedi ki:
Kısacası her kes  kendi eylemini değil, diğer eylemler üzerine ustaca yemin ettiler.
Bunun üzerine köy imamı:
Bu adamlar Kur'an üzerine yemin ettiklerine göre ben bunlara inandım, bunlar senin horozunu almamışlar, çalmamışlar, kesmemişler. Benim kanaatim bu yönde.
Horozu kesilen adam bana döndü ve :
Hocam, siz benim ahırımın nerede olduğunu bilmezsiniz, bu işi de yapmazsınız ben de buna inanıyorum ama bu işte bir bit yeniği var ama çözemedik. İnanıyorum ki benim horozumu bunlar aldı ve size getirdiler.
Sonuçta biz bir kez daha adama (7)TL verdik ve meseleyi kapattık
Gel gelelim ben bunu niye anlattım sorusuna.
Birkaç gündün ülkemizde bir fon vurgunu almış başını gidiyor. Fonu vuranlar, alanlar, çalanlar ve çalanlara göz yumanları  o görevlere getirenlerin hiç birisi sorumluluk üstlenmiyor.
Herkes  analarının AK sütü gibi temiz olduklarını, yandaşlarının ve evlatlarının pir-ü pak olduğunu, bağıra bağıra  söylüyorlar ama ortada  soyulan 455 Bin kişinin mağduriyeti duruyor.
İktidar her toplantıda muhalefeti suçluyor ve algı operasyonu yapmaya devam ediyor.
C. Savcılara her gün birilerini alıp tutuklamaya çalışıyor ama birileri devreye girip bu oğlumdur, bu partilimdir diyor ve C. Savcılığına geri adım attırıyor
Devlet bu mağduriyeti gidermek için güya bu paraları geri alacağını ifade etse de alamayacağını biliyor. Çünkü  atı alan Üsküdar'ı geçti. 
Gore Vidal diyor ki :
"Bir ülkede yalanlara alışıldığında gerçeği geri almak için nesiller gerekir.
Ne yazık ki bizim milletimiz  gerçekleri araştırmak ve doğruya ulaşmak yerine hazır sunumlara inanmayı alışkanlık haline getirmiş durumda. TV'lere bakarak söylenenlere inanmaya hazır. 
Araştırma, inceleme ve analiz etme yok.
Olan yine garibim millete olacak, zamlar yapılacak fon açıkları  kapatılacak.
Tıpkı bizim aynı horoz için iki defa ödediğimiz  ücret gibi.