"Balık baştan kokar."Bozulma yukarıdan başlar, aşağıya doğru yayılır.
Balık kuyruktan değil, kafadan çürür. Neden? Beyin ölünce bütün vücut bozulur da ondan.
SİYASAL HAYATTA
Liyakatsizlik yukarıdan başlar.
Bir bakan "benim adamım olsun, liyakat önemli değil" derse, üç ay sonra Genel Müdürde, Kurum Başkanı da, kaymakam da, müdür de, memur da aynı şeyi yapar. Yukarısı torpil yapınca, aşağısı torpili hak görür.
Bir vakfın genel başkanı şeffaf değilse, o vakfın Ankara şubesi de şeffaf olamaz. Defter tutmaz.
Dil yukarıdan bozulur...
Lider kürsüde hakaret ederse, sokaktaki genç de sosyal medyada hakaret eder. Lider "hırsız" derse, taraftar da "hain" der. Dil baştan kokar.
Popülizme bir örnek;
"Balık baştan kokar"ın panzehiri Sokrates'ti. Sokrates'e "zehir iç" diyen 500 kişilik jürinin kendisi kokuşmuştu zaten. Karar baştan kokuşmuştu.
SOSYAL HAYATTA BAŞKA MI?
-Ailede baba yalan söylüyorsa, çocuk da yalanı öğrenir.
-Şirkette, Patron mesaiye geç geliyorsa, çalışandan dakiklik bekleyemezsin.
-Borsada SPK denetlemiyorsa, fon yöneticisi sığ hisseyi şişirir. Küçük yatırımcının parası yanar.
Balık baştan kokmuştur.
TERSİ OLURSA NE OLUR
Balık baştan kokar ama baştan düzelir de.
-Başta adalet var mı?
-Başta hesap verebilirlik var mı?
-Başta "biz" mi var, "ben" mi varız?
-Başta helal haram kavramı gerçekten var mı?
Eğer başta temizlik varsa, kuyruk da temiz kalır.
Son günlerde Ankara'da gördüğümüz FON rezaletinde sormadan edemiyoruz?
Balıklarda koku var mıydı?
Hangi balık kokmuştu?
Yorum sizin...
