ANKARA MECLİSİ ANADOLU BİRLİĞİ ‘NİN TOPLANTISINDA YİNE ZİRVE GÖNÜLLÜLER BİR ARAYA GELDİ
Teşkilat tarafından düzenlenen ÖZEL tanışma toplantısına her biri birbirinden özellik ve güzelliğe sahip olan katılımcıların teşrifleri yapılan toplantı istenilen seviyenin üstünde geçti.
Ünlü sunucu ve fikir adamı gazeteci-yazar Rıfat Çakır’ın açılışı ile yapılan toplantının oturum başkanlığını Genel Başkan Mehmet Akyol yaptı.
Takdimler ve tanıtımlardan sonra başlayan toplantıda bir nevi olumlu bilgi ve kültürün ağırlık kazandığı buluşmada konuşmacılar önemli mesajlar verdiler.
Bir ara tansiyon yükselse de huzur ortamının sağlanması kısa sürdü ve mutabakat sağlandı.
Duruşu ve hitabet şekli ile gönülleri okşayan ve dinleyenlere huzur ve ümit veren Hasan Ömer Özdönmez'in Konuşmasında “Bir Milletin Yeniden Dirilişi ve
Millî Mücadele ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten mesajı ile başlayan konuşmasında şunları söyledi:

“ Bugün burada yalnızca bir tarih konuşmak için değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu anlamak için toplandık! Çünkü Millî Mücadele, sadece silahla verilmiş bir savaş değildir. Millî Mücadele; umudun umutsuzluğa galip gelişinin adıdır. Esaret zincirlerinin, imanla, iradeyle ve millet sevgisiyle kırılışının destanıdır!
Bir düşününüz…
Bir millet yorgun…
Bir millet işgal altında…
Ordular dağıtılmış…
Ocaklara ateş düşmüş…
Ama bir şey teslim olmamıştı… Bu milletin bağımsız yaşama iradesi!
İşte tam bu noktada tarih sahnesine bir lider çıktı: Mustafa Kemal Atatürk
O, milletin içindeki cevheri gördü.
Millete güvendi.
Milletin yeniden ayağa kalkabileceğine inandı.
Samsun’a atılan o ilk adım, aslında bir milletin makûs talihini değiştiren adımdı!
Amasya’da bir çağrı yükseldi:
“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır!”
Bu söz, sadece bir karar değil; bir millet manifestosuydu!
Erzurum’da, Sivas’ta, Anadolu’nun her köşesinde bir ruh ayağa kalktı.
Kadınlar cepheye mermi taşıdı.
Gençler can verdi.
Yaşlılar dua etti.
Çocuklar yetim kaldı ama bir millet diz çökmedi!
Çünkü bu mücadele toprak mücadelesinden daha büyüktü…
Bu mücadele; onur, haysiyet ve istiklâl mücadelesiydi!
Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları şunu çok iyi biliyordu:
Bir millet bağımsız değilse ne ekmeğinin tadı vardır ne de geleceğinin garantisi!
Ve nihayet…
Sakarya’da bir direniş,
Dumlupınar’da bir şahlanış,
İzmir’de bir zafer doğdu!
Bu zafer yalnız Türk milletinin değil, esaret altında yaşayan bütün mazlum milletlerin umudu oldu.
Bugün bize düşen nedir?
Millî Mücadele’yi sadece alkışlamak değil; onu anlamaktır!
Atatürk’ü sadece anmak değil; onun en büyük emanetini, yani bağımsız düşünceyi, üretmeyi, birlik ruhunu ve vatan sevgisini yaşatmaktır.
Ey gençler!
Bu ülke kolay kurulmadı!
Bu bayrak kolay dalgalanmadı!
Bu ezanlar, bu vatan, bu hürriyet bize bedelsiz bırakılmadı!
Onun için birbirimizi ayrıştıran değil, birleştiren olacağız.
Umutsuzluğu değil ümidi büyüteceğiz.
Tembelliği değil çalışmayı seçeceğiz.
Geçmişi unutmayacağız ama geleceği de ihmal etmeyeceğiz!
Çünkü Millî Mücadele bitmiş bir tarih değil; her neslin omuzlarında yeniden taşınan bir sorumluluktur!
Ne mutlu bağımsızlığı karakter bilenlere!
Ne mutlu vatanı için çalışanlara!
Ne mutlu milletinin geleceğine umut olanlara!
Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve büyük bir muhabbetle selamlıyorum.
Yaşasın bağımsız Türkiye!
Yaşasın millî birlik ruhu! “
Ankara Meclisi Anadolu Birliği İdari ve İnsani İlişkiler Başkanı
İlahiyatçı Hasan Demiral de konuşmasında şunları söyledi:

“Teenni ile, Sabırla ve Hikmetle Yürümek”
Yaşadığımız çağ, aceleciliğin çoğaldığı; öfkenin aklı bastırdığı; sabrın ise zayıflık gibi gösterildiği bir çağdır. Oysa bizim medeniyetimiz bize başka bir yol öğretmiştir: Teenni ile hareket etmek… Sabırla yürümek… Hikmetle karar vermek…
Çünkü biliriz ki acele, çoğu zaman pişmanlık doğurur; öfke ise basireti örter.
Bugün ülkemizin önünde büyük meseleler vardır. Eğitimden ekonomiye, ahlaktan teknolojiye, tarımdan sanayiye kadar yapılacak çok işimiz, yürüteceğimiz çok projemiz vardır. Fakat şunu özellikle ifade etmek isterim:
Bir ülke bağırarak değil, inşa ederek yükselir.
Bir millet öfkelenerek değil, üreterek büyür.
Bir toplum birbirini kırarak değil, birlik olarak kalkınır.
Bizler teenni ile hareket etmeyi bilen bir medeniyetin çocuklarıyız.
Teenni; yavaşlık değildir.
Teenni; korkaklık değildir.
Teenni; olaylar karşısında iradeyi kaybetmeden, duyguların esiri olmadan, aklı ve vicdanı birlikte kullanabilmektir.
Öfke anında verilen kararlar çoğu zaman kırgınlık üretir.
Sabırla atılan adımlar ise kalıcı eserler bırakır.
Bugün bize düşen; kızmak değil çözüm üretmektir.
Şikâyet etmek değil proje geliştirmektir.
Ayrışmak değil ortak hedeflerde birleşmektir.
Eğer eğitimde eksiklik varsa; daha iyisini inşa edeceğiz.
Ekonomide zorluk varsa; daha çok çalışacağız.
Gençlerimizin önünde engeller varsa; onlara yeni ufuklar açacağız.
Fakat bütün bunları yaparken birbirimizi düşmanlaştırmadan, öfkeye teslim olmadan, sabrın ve vakar sahibi olmanın erdemini kaybetmeden hareket edeceğiz.
Çünkü büyük milletler kriz anlarında değil; krizlere verdikleri cevaplarla büyürler.
Bizim cevabımız öfke olmayacaktır.
Bizim cevabımız kararlılık olacaktır.
Bizim cevabımız sabır olacaktır.
Bizim cevabımız üretmek, çalışmak ve memleket için taş üstüne taş koymak olacaktır.
Unutmayalım ki bir ağacın meyvesi zaman ister.
Bir medeniyetin yükselişi emek ister.
Bir ülkenin kalkınması ise birlik, sabır ve uzun soluklu projeler ister.
Öyleyse yılmayacağız.
Kırılmayacağız.
Birbirimize öfkelenmeyeceğiz.
Teenni ile, sabırla ve hikmetle yolumuza devam edeceğiz.
Çünkü bu ülke hepimizin…
Bu gelecek hepimizin…
Ve yarınlar, sabırla çalışanların olacaktır.
Hepinizi muhabbetle, saygıyla ve gönülden selamlıyorum."
DEVAM EDECEK

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!